Mesela:
Nebi ve Rasullerin derece ve
makamlarını istemek, yahut müşriklerin affını dilemek ve benzeri dualar, haddi
aşan dualardır.
Veya, içerisinde,
küfre, isyan ve fasıklığa yardım etmesini istemek gibi, içinde Allah
(c.c)'a karşı
bir günah bulunan dualar,
haddi aşan dualardır.
(Hasılı Allah
(c.c)'ın
günah saydığı herhangi bir şeyi dua ederek Allah
(c.c)'tan
istemek haddi aşmadır.)
Yüce Allah, ancak içinde günah
olmayan duayı istediği kimseden kabul buyurur. Bir bakıma böyle bir dua, zaten
hakedilmiş bir istektir. Kendisinin şefaati kabul edilebilir kullar, zaten
bundan başkası için kimseye şefaat etmez. Şayet bilmeyerek, Allah
(c.c)'ın razı
olmadığı, dua edilen kimsenin haketmediği bir istekte bulunmuşsa, bu duasından
hemen vazgeçer. Çünkü şefaat izni verilebilecek kullar, caiz olmayan bir fiili
yapmaya devam etmekten uzak kimselerdir.
Nuh'un (a.s.) duası ve Allah
(c.c)'ın verdiği cevabda olduğu gibi:
"Nuh Rabbine dua edip dedi
ki: "Ey Rabbim, benim oğlum da
şüphesiz benim ailemdendir. Senin vaadin şüphesiz ki haktır. Ve sen hakimlerin
hakimisin" Allah da şöyle buyurdu: "Ey Nuh. O asla senin ailenden değildir.
Çünkü onun yaptığı işlediği iş, bizim istemiş olduğum doğru iş değildir, tersine
çok kötü bir iştir. O halde aslını bilmediğin bir şeyi benden isteme. Seni
bilmez kimselerden olmaktan men
ederim" Nuh: "Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi senden istemekten yine sana
sığınırım. Eğer, beni yargılamazsan, esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan
olurum!"
(Hud: 11/45-47)