Din deyimi, boyun eğme,
teslim olma,
zelillik, kendini
her şeyden büyük görmeme,
tevâzû
manalarını içinde
barındıran
odak bir deyimdir.
"Din" kelimesinin
etimolojik kökünden Araplar
"dânet hüve dâne" deyimini çıkarırlar. Yani:
"Onu
zelil etti
(küçümsedi, hor/ hakir gördü aşağıladı), boyun
eğdirdi. O da
zelil olup (küçüklüğünü, acizliğini kabul edip,
diz çöküp) boyun eğdi" demektir.
Yine "Din" kökünden:
"nedinullahe ve nedinu
lillahi" cümlesini çıkarırlar ki;
"Allah (c.c)'a itaatla kulluk eder
ve yalnız O'na boyun eğeriz" demektir.
Allah (c.c)'ın dini demek: O'na
itaat etmek, O'na kulluk (ibadet) etmek, O'na boyun eğmek, O'nun büyüklüğü
önünde kendi küçüklüğünü bilip, kabul etmek ona göre hürmet etmektir.
(İbadetin
ve kulluğun hakiki manası da, yine boyun eğmek, tezellül
yanında son derece sevgi
demektir.)
Araplar; "Mabedin
(İbadethanelerin)
yolu
tezellül
yolu (kendini
hor / hakir / küçük görmek. Son derece itaatkar, muti / uyumlu olmak)
olduğu zaman ayakları kendine çeker" derler.
Fakat İslamda emrolunan "ibadet"
:
Kulluk, boyun eğme,
tezellül
(kendini
hor / hakir / küçük görmek. Son derece itaatkar, muti / uyumlu olmak)
ve
muhabbet (sevgi)
manalarının
hepsini birden
ihtiva eder.
Allah (c.c)'a karşı
nihayetsiz
(sonsuz)
tezellül
(kendini
hor / hakir / küçük görmek. Son derece itaatkar, muti / uyumlu olmak)
ve
muhabbet
(sevgi)...