Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - Alt Nc Sebep - Raful Melam - Alt Nc Sebep

 

بســـم الله الرحمن الرحيم

 

Altıncı Sebep

 

Müctehidin, elindeki hadisin araştırdığı, incelemekle uğraştığı hükme delâlet ettiğini bilmemesi. Bunun da çeşitli sebepleri vardır:

1. Hadisteki hükümle ilgili kelime garîb (müctehide göre mânası ihtimalli ve kapalı) olur.

Meselâ: Bazı hadîslerdeki:

"Müzâbene (Muayyen bir hisse üzerine anlaşıp ekip, biçme.), Muhâkale (İki kişi arasında görmeyerek, meselâ bohcalanmış elbiselerini değiştirmesi.), Muhabere (Savrulmuş  samandan arınmış  buğdayı,  başaktaki buğdayın değiştirilmesi.), Mülâmese (Mulamese biribirinin elbisesini görmek, sadece yoklamak suretiyle satmak.), Münâbeze (Hile yapmak, aldatmak.), Ğarar..." gibi kelimeler bu kısma örnektir.

Alimler bu kelimelerin mânasını açıklama konusunda çeşitli fikirler (görüşler) ileri sürmüştür.

Şu merfû hadis de bunun örneklerindendir:

"Iğlâk halinde yapılan boşama ve köle azâd etmenin hükmü yoktur."

Zira bazı âlimler bu hadisteki "ığlâk" kelimesini "zorlamak = ikrah" mânasında anlamışlardır. (Bu mâna doğruysa) buna muhalefet edenler mezkûr mânayı bilememişlerdir.

2. Müctehid hadisteki bir kelimeyi kendi zamanında ve memleketinin lügat ve örfünde kullanılan mânada alır. Halbuki onu Rasûlüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) başka bir mânada kullanmıştır. Fakat Müçtehid, kelimenin lûğat mânasını almanın kaide olduğunu düşünerek muhalif mâna üzerinde yürür. (kelimenin sözlük mânâsından anladığı üzere hareket eder.)

Nitekim bazı âlimler, "Nebiz" içmeye ruhsat veren bazı nakilleri (haberleri) duyunca, bunu kendi sözlüklerinde kullandıkları mânâda alarak sarhoş eden içki türlerinden biri sanmışlardı. Halbuki birçok hadislerde bu kelimenin mânası açıklanmıştı.

Buna göre: Nebîz: "Suyu tatlandırmak için, içine (hurma, kuru üzüm v.s.) atılan ve köpük atmadan, sarhoş edecek bir hale gelmeden içilen şerbet demekti."

Bunun gibi bazıları da hamr kelimesini kendi lûğatlarında kullanılan mânada alarak özellikle

"Köpük atıp sarhoş edici hâle gelmiş üzüm suyu" sanmışlardı. Halbuki hamrın, sarhoşluk veren bütün içkilere şamil bir kelime olduğu birçok sahih hadisde açıklanmıştır.

3.  Bazan kelime müşterek (eş sesli, eş anlamlı) veya mücmel (mânası zor anlaşılan) ( "Söyleyen açıklamadıkça anlaşılmayan" diye de tarif edilir.) yahut hakikat ve mecaz mânaları arasında muhtemel (çok ihtimalli, çok yönlü) olur. Müctehid kelimeyi kendince en yakın mânasıyle alır da maksud (maksat) diğer mâna olabilir.

Nitekim sahabeden bir cemaat orucun yeni farz olduğu sırada Kur'andaki: "beyaz ip ve siyah ip" tâbirlerini (bunlardan maksat fecir olduğu halde) maddi ip mânasında anlamışlardı.

Bazıları da "Yüz ve ellerinizi mesnediniz..." âyetindeki "Elleriniz=ey diyeküm" tâbirini, omuza kadar eller mânasına almışlardı. (anlamışlardı)

Bazan da bunun sebebi, sözün mânaya delâletinin hafi (gizli) olmasıdır. Çünkü sözlerin kastedilen mânalara delâlet şekil ve yolları sayılmıyacak kadar çoktur, insanlar sözleri anlama konusunda Allah Ta-âlâ hazretlerinin vergi ve lütfune göre çeşitli derecelerde bulunurlar.

Sonra bir kimse sözü genel olarak bilir, anlar da, muayyen bir olay veya şeyin o genel hükme girip girmediğini bilemez, anlayamaz.

Bazan önce anladığı halde sonra unutabilir...

Bu konu Allah'tan başkasının ihata edemeyeceği, zaptedemiyeceği kadar genişlik arzeder.

Bazan da adam yanılarak söze, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in gönderildiği Arapçanın ihtiva etmediği bir mâna verir...

 

İÇİNDEKİLER