Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Mütedeyyin camianın alın teriyle - Ibrahimtenekeci - 3. Sayfa

Mütedeyyin camianın alın teriyle, helal kazançlarıyla kurulan TGRT, Musevi bir iş adamına satılmış.

Normal.

Bu kurum, hanımlarımızın bağışladığı ziynetlerle kurulsa bile normal.

Çünkü böyle bir dönem yaşıyoruz.

“Parayı bulan”, “kendini kurtaran”, halkanın dışına çıkıyor. Çevremiz bunun örnekleriyle dolu.

Yine, mütedeyyin camianın bağışlarıyla kurulan bir başka televizyon, bugün, mankenlik ajansına dönmüş durumda. Gidin ve gözlerinizle görün.

“Kâr payı” dağıttıklarını söyleyip bu yolla “helal kazançları” kasalarında toplayanlar, şimdi “katılım bankası” olmaya başladı. Oysa “bankalarla aramızdaki fark şu” diyorlardı: “Onlar resmi nikâh kıyıyor, biz ise dini nikâhı.”

Benim aklıma nedense muta nikâhı geliyor.

İsterseniz aslanlara, kaplanlara hiç girmeyelim. Her gün birkaç mağdurdan telefon veya e-mail geliyor.

Nikâh bahsi açılınca, bakın neyi hatırladım.

İstanbul’un belediyelerinden biri, nikâh kıyan çiftlere, Prof. Dr. Hamdi Döndüren’in Delilleriyle Aile İlmihali kitabını hediye olarak veriyor. Sayın Döndüren, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesidir. Alanındaki güvenilir isimlerden biridir.

Radikal gazetesi bunu öğreniyor ve “belediyede şeriat propagandası” diye haber yapıyor. Habere göre, kitap “Arapça Bismillahirrahmanirrahim yazısı ile başlıyor”muş. Ne büyük bir habercilik!

Ve belediyenin basın danışmanı, hemen Radikal gazetesine bir açıklama gönderiyor. Harfi harfine şu açıklamayı: “Bu tip ilmihal kitapları, 1992’den beri belediyemizde nikah sonrası dağıtılıyordu. Kitapta medeni kanuna aykırı ve şeriat kurallarını öneren unsurlar yer alıyorsa, hemen toplatırız. Bu unsurları bilip de bu kitabı dağıtmamız mümkün değil.”

Şimdi sıkı durun. Radikal gazetesine bu talihsiz açıklamayı gönderen, hem de altına imza atıp gönderen kişi, birkaç ay öncesine kadar bu sayfada İslam’ı anlatan yazılar yazıyordu.

Şimdi ne demeliyiz? Konumu ve işi ne olursa olsun, bir Müslüman böyle bir açıklama yapabilir mi? Yaparsa ne olur? Bu sorunun cevabını Prof. Dr. Hamdi Döndüren verirse, benim için daha çok makbule geçer.

(Bu kişinin kim olduğunu öğrenmek için Radikal gazetesinin internet sitesine bakabilirsiniz.)

Uzatmayalım.

Bizim “dava” olarak bildiğimiz şeyi, birileri “sektör” olarak görebilir. İnsanların kalbini okuma gibi bir yeteneğimiz yok. Kimi karşısındakine insan olarak bakar, kimi de imkan...

İçimizde, İslam’ı “sermaye” olarak kullananlar olabilir. Nitekim oldu, oluyor, olacak.

Geliyor, “adam oluyor” ve gidiyorlar.

Evet... Mütedeyyin camia, 1990’dan beri bir süreç yaşıyor. Bir nevi imtihan...

İmtihanı kazanan da olacaktır, kaybeden de. Kazandı diye nasıl kimseye kızmıyorsak, kaybetti diye de kızamayız. Yadırgamak bile olmaz. Bize düşen, kaybedenler için dua etmektir. Biliriz ki, kaybedenlerin vay haline!

 

Her şey ortada: Bu dünyasını kurtaran, öbür dünyanın yüzüne bakmıyor. Haliyle, iş yine fakir fukaranın sırtına kalıyor.

Beyazıt meydanında düzenlenen protesto gösterisine ya da Çağlayan meydanındaki Filistin’e Destek mitingine katılanların mutlaka dikkatini çekmiştir.

Binlerce insanın içinde, “şu adamın hali vakti yerinde” diyebileceğimiz neredeyse kimse yok. Hep orta halli veya fakir fukara insanlar... Kiminin ceketinin kolu kısa, kiminin gömleği gömlek değil. Ayakkabılar boyasız ve eski, pantolonların dizleri eprimiş. Manzara bu.

Cami cemaatinin manzarası da aşağı yukarı böyle.

Bize düşen, Peygamber Efendimizin “İslam garip geldi, garip gidecek” sözüne sığınmaktır.