Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Türkiye büyüklüğünü göstermelidir - Ibrahimtenekeci - 6. Sayfa

Türkiye büyüklüğünü göstermelidir
 

Türkiye, artık büyüklüğünün farkına varmalı, dolayısıyla, bir büyük gibi davranmalıdır.

Mahallemizdeki herkes bizi ağabey gibi, baba gibi görürken, kendimizi çocuk yerine koyamayız.

Müslüman Türk milleti, Kürtlerden Azerilere, Araplardan Boşnaklara, Sünnilerden Şiilere, İslamcılardan laiklere kadar herkesin kara gün dostudur.

Türkiye’ye ulaşan kurtulmuş sayılır. “Türkiye’ye vardık mı güvendeyiz” denilir.

Hatırlayın: Saddam Hüseyin Irak’taki Kürtlerin üzerine yürüyünce, Kürtler, canlarını kurtarmak için çoluk çocuk Türkiye’ye sığınmıştı.

İran’a bakalım: Şah zamanında İslamcılar, rahmetli Humeyni zamanında da laiklerin sığındığı yer yine Türkiye idi.

Ermeniler Karabağ’a saldırınca, Karabağ halkı, Azerbaycan’dan önce Türkiye’ye bakmıştır.

Filistin halkının ve Yaser Arafat’ın bakışı da budur. Dikkat ederseniz, Türkiye’deki solcular da, sağcılar da Filistin meselesini canı gönülden desteklemiştir.

Balkanlardaki durum da pek farklı değil. Bosna’dan Sancak’a, Bulgaristan’dan Arnavutluk’a kadar o coğrafyada yaşayan Müslümanların hepsi, en ufak bir olayda bakışlarını Türkiye’ye çeviriyor. Canları tehlikede olduğu zaman, Türkiye’ye sığınmanın yollarını arıyorlar.

Allah muhafaza, Suriye’nin başına kötü bir şey gelse, ilk yardım isteyeceği ülke yine biziz. Çünkü o bölgede, bizden başka yardım bekleyeceği ülke yok. Coğrafi konumu da buna müsait değil. Değil, çünkü Suriye, Anadolu’nun doğal bir uzantısı...

Şimdilerde İsrail Lübnan’ı bombalıyor. Ve yüzlerce Lübnanlı Hatay üzerinden Türkiye’ye sığınıyor. Lübnan Başbakanı Fuat Bey, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını telefonla arayıp yardım istiyor.

İşte bunlardan dolayıdır ki, İsrail’in zulmü karşısında, Türkiye, taraflara itidal çağrısı yapmakla yetinmemelidir. Her şeyden önce, ortada “taraf” diye bir şey yoktur. Varsa bile, şu şekilde vardır: Katil ve kurbanı...

Evet, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac “itidal” çağrısında bulunabilir. Nitekim bulunmuştur. Fakat biz, daha caydırıcı, daha tutarlı olmalıyız, olmak zorundayız.

Diyeceksiniz ki; “Fransa Cumhurbaşkanı en azından itidal çağrısı yapıyor. Bizimki onu da yapmıyor. Hatta İsrail’e kadar gitmesine rağmen, Filistinlileri görmeden geliyor.”

Diyeceğim ki, ben devlet adamlarından bahsediyorum.

Türkiye Cumhuriyetinin bir ferdi, Filistin meselesine bir Putin kadar eğilmiyorsa, o kişi, Amerika ve İsrail menfaatleri karşısında eğilmiş, kalmış demektir.

Şair Osman Konuk’un deyimiyle, “sapık bir eğri”dir bu.

Devletimizden İsrail’e taş atmasını beklemesek de, elini taşın altına sokmasını bekliyoruz.

Bunu yapmazsa, bizim torunlarımız, Filistinli çocuklar gibi, Urfa’da, Adıyaman’da, işgalci İsrail askerlerine taş atmak zorunda kalacaktır...