Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bölündük ama parçalanmadık - Ibrahimtenekeci - 9. Sayfa

Bölündük ama parçalanmadık

Son gördüğümde, Yeşilpınar cem evinin camlarını, Ferhat Tunç konserinin afişleri süslüyordu.

Gazi Mahallesindeki cem evinin çevresi kasetçi dükkanlarıyla dolu. Gittim, birkaç kaset de ben aldım.

İbadethanelerin çevresinde dini yayın, tespih, seccade, tülbent satan dükkanlar olmasına rağmen, cem evlerinde durum biraz farklı. “Bağlama dersi verilir”, “Her türlü saz siparişi alınır” vs.

Son olarak, Bağcılar cem evine ait bir afiş gördüm. Afişte, Bağcılar cem evinin açtığı spor okulunun duyurusu ve çağrısı vardı. Dikkatimi ilk olarak, afişte yer alan Hacı Bektaşi Veli’nin resmi çekti. Hacı Bektaşi Veli’nin karate ile ne ilgisi olabileceğini uzun süre düşündüm.

Zorunlu din dersleriyle ilgili tartışmalar ve Avrupa Birliği’nin Alevileri azınlık sayma girişimi herkesin malumu.

Herhalde Avrupalılar, özgün müziği, türküyü ve bağlamayı çok sevdikleri için Alevi vatandaşlarımıza destek vermiyorlar. Sevselerdi, Ferhat Tunç gibi sanatçıların Avrupa müzik listelerini sallamaları, devamlı olarak MTV’ye falan çıkmaları gerekirdi.

Bu satırları okuyan Alevi vatandaşlarımız, kendileri aleyhine bir şey yazıyorum sanmasınlar. Güner Ümit’i ben de sevmem!

Batılıların Alevi ve Kürt vatandaşlarımız üzerinden yapmaya çalıştığı şey, onların haklarını savunmak falan değil. Şu:

Batılılar bizi (Osmanlı’yı) bölemediler, sadece parçaladılar. Ailemiz dağıldı, fakat aramızdaki irtibat ve muhabbet kopmadı. En ufak bir olayda, ailemiz yine az çok bir araya geliyor. Filistinlilerle, Boşnaklarla, Arnavutlarla ayrı düştük, fakat kalbimiz hala birlikte atıyor. Filistin’le ilgili düzenlenen mitinge, sadece bir şehrimizden yüz bin civarında insan katıldı. O mitingde yalnızca bizler yoktuk, Sudan’dan Filistin’e kadar birçok Müslüman da oradaydı. Dün, aynı şeyler Boşnaklar, Çeçenler ve Araplar için yapılmıştı.

Bugün aramızda birtakım sınırlar olabilir, kağıt üzerinde ayrı da görünebiliriz. Ama bir Filistinli veya Iraklı (ister Sünni olsun, ister Şii) haksızlığa maruz kaldığı zaman, o haksızlığı kendimize de yapılmış sayıyoruz. Bu yüzden, Türk halkının en sevmediği milletler sıralamasının ilk iki basamağını Amerikalılar ve Yahudiler işgal ediyor.

Cezayir’den Sudan’a, Azerbaycan’dan Sancak’a kadar herkes bizim ağzımıza, bir hareketimize bakıyor. Aramızda, işte böyle bir birlik ve beraberlik var. Siz bakmayın bazı kuklaların açıklamalarına ve malum girişimlerine. Adı üstünde, onlar kukla...

Batılılar, Balkanları, Suriye ve Irak’ı, Filistin’i bizden alarak, bir anlamda, yeğenlerimizi, dayı ve amcalarımızı, teyze ve yengelerimizi aileden kopardılar. Şimdi, sadece çekirdek aile kaldık. Baba, anne ve iki çocuk...

Batılılar, Alevi ve Kürt kardeşlerimizi ayartarak, çekirdek aileyi de parçalamak istiyor. Çünkü aile, hala diğer üyelerle irtibat halinde, hala onların derdiyle dertleniyor. Bu da onların kabul edebileceği bir şey değil. Hala planlarını bozuyor, yollarına çıkıyoruz.

Bu yüzden, ülkemizin birlik ve beraberliği çok önemli. Ayrıca, herkesin bilmesi gereken şudur: Aile parçalanırsa, çocukların düşecekleri yer ya batakhane ya da kötü niyetli kişilerin kollarıdır! İkisinin aynı şey olduğunu hatırlatmaya bilmem gerek var mı?

Nasihatler...

Abdülhamid Han ve Sultan Reşad dönemlerinin önemli isimlerinden biri olan Süleyman Şefik Paşa’nın hatıratı, Arma Yayınlarından çıktı.

Kuşkusuz, hatırat birçok önemli bilgiye ev sahipliği yapıyor.

Tabii ben, sizlerle sadece şu bölümü paylaşacağım:

Süleyman Şefik, henüz yüzbaşıdır. Yemen’e tayinini ister, tayin çıkar. Babası, oğlunu Yemen’e uğurlarken, ona şu nasihatleri verir:

Din-i devlete ihanet etme. Düşünce ve davranışlarında doğru yoldan ayrılma.

Ekmek yediğin çanağa tükürme, ona hürmet et.

Devlet malına el uzatma, zira içinde saçı bitmemiş yetim hakkı vardır.

Dostluk kurduğun insanlar ile bozuşma. Eğer onlardan vefasızlık görürsen, üslup ile geri çekil.

Süleyman Şefik, babasının nasihatlerini defterine kaydeder. Vedalaşıp ayrılırlar.

Süleyman Paşa gibi ben de bu nasihatleri defterime kaydettim. Şunu ekleyerek:

Değerinden şüphe edilen yerlerde durma. Hemen o ortamı ve o kişileri terk et!