Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Bu yazıyı yazmak zorundayım - Ibrahimtenekeci - 21. Sayfa

Bu yazıyı yazmak zorundayım
 

Teröristler her gün birkaç askerimizi şehit ediyor. Günlük kaybımız, işgalci Amerika’nın Irak’ta verdiği zayiattan daha fazla.
Şehit cenazelerini televizyonlardan seyrediyor, gazetelerden okuyoruz. Üzüntümüz büyük.
Yalnız, dikkatimizi bir şey çekiyor: Şehit olan asker, ya bir işçinin ya da bir çiftçinin oğlu... Üçüncü şık, neredeyse yok.
Türkiye’de on binlerce zengin, binlerce bürokrat, binlerce subay var. Ama ne hikmetse, hep işçi ve çiftçilerin çocukları şehit oluyor.
Tesadüfün bu kadarına ne denir, bilmiyorum... Aslında biliyorum da bilmiyorum.
Bugüne kadar oğlu şehit olmuş bir işadamına, milletvekiline, subaya, bürokrata rastladınız mı? Ben rastlamadım.
Sözlerim yanlış anlaşılmasın; herkesin çocuğuna uzun ömür diliyorum. Ama şunu da söylemek zorundayım: Sık sık “toplumsal mutabakat”tan bahsediliyor. Bence, toplumsal mutabakatın yolu, herkesin çocuğuna eşit muamele yapmaktan geçiyor.
Bugün “vatan sağ olsun” diyenler, yarın başka bir şey diyebilir.
Benim babam işçi emeklisi. Ben askerliğimi Muş, Bitlis, Bingöl ve Ağrı’da yaptım. Yine, görev icabı birçok ilçede bulundum. Yanımda olanların hepsi fakir fukara insanlardı.
Bir ülkede üçüncü sınıf popçular, sıradan futbolcular, sosyetik simalar bile torpilli ise, gerisini varın siz düşünün.
Bu satırlardan sonra, “halkı askerlikten soğutmak” suçlamasıyla karşı karşıya gelebilirim.
Benim bu tepkim, vatanımı çok sevmemden kaynaklanıyor. Çünkü çevreme baktıkça, birçok arkadaşımın, sözünü ettiğim nedenden dolayı askere gitmek istemediğini görüyor ve üzülüyorum. Öyle ki, askere gitmemek için olmadık yollara başvuruyorlar.
Biz, “vatan sevgisi imandandır” nasihati uyarınca askerliğimizi severek yaptık. Kimseye gönül koymadık.
Atışta tabur, tugay ve kolordu birincisi oldum. Keskin nişancı beratı aldım.
Koşuda tabur, tugay, kolordu birinciliği ve 3. Ordu ikinciliği elde ettim. Takdirnameler eşliğinde kupalar, plaketler verdiler. Babama da “böyle bir evlat yetiştirdiğin için” cümlesiyle başlayan bir sürü takdirname gönderdiler.
Çavuşlar arası bilgi yarışmasında 8. Kolordu birincisi oldum. Beni kırmızı terhis belgesiyle ödüllendirdiler. Bu belge sayesinde kolayca devlet memuru olabiliyordum. Birçok konuda öncelik bana tanınıyordu. Ama böyle bir şeye asla tenezzül etmedim. Sayemde, sadece bölük komutanım değil, tabur ve tugay komutanım bile ödül aldı. Başka ne gibi başarılara imza attığım, o dönemin kayıtlarından bulunabilir.
Bunların hepsini, nefsimi hoş tutmak, size kim olduğumu göstermek için söylemiyorum. Şunun için söylüyorum: Bu yazıdan dolayı birileri başımı ağrıtırsa, tertemiz ve başarılı sicilim de onların başını ağrıtır... Hepsi bu kadar...
Müze soygunları
Uşak, Maraş ve Erzurum müzelerindeki sahtecilik ve soygun olaylarını bilmeyen kalmadı. Toprak altındakileri tükettik, cami ve vakıflardaki paha biçilemeyen birçok eseri iç ettik, şimdi sıra müzelerde...
Biz de kendi çapımızda bir şeyler biriktiriyoruz. Haliyle, sadece basına yansıyanları değil, yansımayan birçok şeyi de biliyoruz. 
Bir arkadaşım, Karun hazinelerini kastederek, “böylesine değerli eserlerin Uşak gibi yerlerde ne iş var” dedi. “Bu eserler İstanbul’da olsaydı, başlarına kötü bir şey gelmezdi.”
Arkadaşıma ne anlattıysam, aynısını size de anlatayım: Bir yılı aşkın bir zamandır, koleksiyon camiasında dolaşan bir söylenti var. Adı üstünde; bir söylenti...
Önce haber: Bundan bir sene önce, İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenen Türk-İslam paraları, müze müdürlüğünün aldığı ani bir kararla, teşhirden kaldırıldı. Ve hâlâ paralar yerine konmadı.
Şimdi de söylenti: İddiaya göre, İstanbul Arkeoloji Müzesi envanterinde bulunan bazı çok nadir paralar, ya sahtesi ile değiştirilmiş ya da çalınmıştı. Paraların apar topar teşhirden kaldırılmasının nedeni, bu durumun ortaya çıkmamasına yönelik bir önlemdi.
Aylar önce, bu durumu ve iddiayı yazmak, yetkililerin dikkatini çekmek istemiştim. Neden bilmem, sonra vazgeçtim. Şimdi, kamuoyunda bir hassasiyet oluştuğunu görüyor ve bu iddiayı sizlerle paylaşıyorum.