Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 32. Sayfa - Ibrahimtenekeci

İki hatırat

Osman Tufan Paşa, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için İstanbul’dan Anadolu’ya geçen ilk isimlerden biridir. Tufan Paşa, Mustafa Kemal’in emriyle Kilikya bölgesine gitmiş, oradaki milli mücadeleyi örgütlemiş ve özellikle Ermenilere karşı önemli mücadeleler vermiştir. Kozan sancağını Fransız (dolayısıyla Ermeni) işgalinden kurtaran da odur. Osman Tufan Paşa’nın hizmetleri Cumhuriyet’ten sonra da devam etmiştir.
Kurtuluş Savaşı’nın bu önemli isminin hatıralarına nihayet ulaşabildim. (Kurtuluş Savaşı Hatıraları, Arma yayınları) Tabii bir solukta okudum.
Daha kitabın ilk sayfalarında aradığımı bulmuş gibiydim.
Bilindiği gibi, kimi tarihçiler, Mustafa Kemal’i kurtuluş mücadelesini başlatması için Anadolu’ya gönderen kişinin padişah olduğunu iddia ediyor. Padişah, Mustafa Kemal’i geniş yetkilerle donatmakla kalmamış, kendisine, kurtuluş mücadelesinde kullanması için yüklü miktarda para da vermiştir. Resmi düşünceye yakın tarihçiler ise, bunun tam tersini söylüyor: Mustafa Kemal, Vahdettin’e rağmen Anadolu’ya çıkmış ve kurtuluş mücadelesini başlatmıştır. Hele, iddia edilen maddi yardım, söz konusu bile değildir.
Osman Tufan Paşa, kitabın 11 ve 12. sayfasında şu olayı anlatıyor: “Amasya’da Atatürk’ün karargahına geldiğimiz zaman, hepimizde selamete ermiş insanlar gibi, derin bir inşirah vardı. Karargah Erzurum’a hareket etti. İlk konağımız Tokat idi. Eşyalar arasında bir bavul noksan çıktı. Bavul içinde altı bin lira kadar para varmış, bu para milli işlere yarayacakmış. Makine başında Tokat ve Amasya arasında yapılan görüşmeler müspet bir netice vermedi.”
Sonunda, para dolu bavul bulunur. Bulan kişi de Osman Tufan Paşa’dır.
Altı bin liranın, bugünün parasıyla ne ettiğini hesaplamak o kadar zor değil. O zamanın para birimiyle, 1 Lira demek, 1 tam altın demek. 6 bin lira da 6 bin tam altın. Yıl 1919 olduğuna göre, söz konusu olan Reşat altınıdır. Bugün, 1 Reşat altını 200 Lira olduğuna göre, 6 bin Reşat altını, 1 milyon 200 YTL eder. Veya 1 trilyon 200 milyar… (Söz konusu olan kağıt para da olsa, sonuç değişmez.)
Bu büyüklükte bir parayı, o kişilerin kendi aralarında çıkarması mümkün değil. Neticede, hepsi memur ve asker... Aldığı belli, harcadığı belli…
Bana kalırsa, Osman Tufan Paşa, farkında olmayarak ve istemeyerek, Padişahın verdiği parayı itiraf etmiştir. “İstemeyerek” diyorum, çünkü padişahı hiç sevmiyor, buna karşılık Mustafa Kemal’i çok seviyor.
Osman Tufan Paşa’nın hatıratını okuyanlar, milli mücadeleyi başlatan kadronun bilinçaltını da göreceklerdir. Mesela, Kadirli Fransızlardan geri alınıp Türk askeri buraya girdiğinde, o günü anlatan Tufan Paşa, oradaki devlet memurları için “seçme milliyetsiz kişiler” tanımlamasını kullanır. “Seçme milliyetsiz kişiler” dediği Arap, Kürt ve Çerkezlerdir.
Yazıyı bu noktadan sonra başka bir alana kaydıralım.
Bu ay, önemli bir hatırat daha yayınlandı. Bir asker olan Selahattin Günay’ın Suriye ve Filistin anıları. Kitabın adı Bizi Kimlere Bırakıp Gidiyorsun Türk, yayınevi ise Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Selahattin Günay, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Filistin ve Suriye cephesinde önemli görevler yapmış, çatışmalara katılmıştır. Aşiretlerle arası iyidir. Hep en uç cephelerde olduğu için olayları (ve tabii yenilgiyi de) günü gününe gözlemler.
Yüzyıllardır bizim olan yerler, birer ikişer elden çıkmaktadır. Büyük bir ricat yaşanmaktadır: Geriye çekilen askerler, aileler…
Osman Tufan Paşa’nın “milliyetsiz” olarak değerlendirdiği Araplardan biri, çekilen Türk askerlerinin ardından, “Bizi kimlerin eline bırakıp gidiyorsunuz” diye ağlar. O anı yaşayan Selahattin Günay, delikanlıyı teselli etmeye çalışır. Delikanlı “hıçkıra hıçkıra ağlamakta ve ayakta durmakta zorlanmaktadır.” Bu genç Arap’ın son sözü, “Ne yazık ki biz sizleri bulamayacağız” olur.
Selahattin Günay, hatıratında, buna benzer bir olaya daha yer verir. Günay, Süveydiye’nin ileri gelenlerinden Abdülgaffar Bey ile vedalaşırken, bu bey, “biz bu bayraktan nasıl ayrılırız” diye ağlar.
Günay, hatıratına şu satırları yazar: “… Bu milletin son zamanlarda gösterdiği dostluk ve sadakati ne kadar takdir etsek azdır ve ne kadar beğensek yeridir. Bu sadakat kalpten ve gerçekti. Çünkü Türk hükümeti ve Türk ordusu çekilirken hiçbir menfaat hissine kapılmamış ve hiçbir zarar vermemiştir…”
Bu satırları okuyunca, “milliyetsiz” yakıştırmasının çok ağır bir iftira olduğunu görüyoruz...
Okunacak kitaplar
Sözü Dilde Hayali Gözde, İsmail Kara, Dergâh yayınları, 272 sayfa.
Kalın Türk, İsmet Özel, Şûle yayınları, 54 sayfa.
Başımıza Gelenler, Mehmet Arif Bey, Yayına hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ, İz yayınları, 758 sayfa.
Hatıratım: 31 Mart Vakası, Harbiye Nazırı Şefik Paşa, Arma yayınları, 236 sayfa.
Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi, Wadie Jwaideh, İletişim yayınları, 560 sayfa.
Hatırat, Bahriye Nazırı ve Dördüncü Ordu Komutanı Cemal Paşa, Arma yayınları, 398 sayfa.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşu, Faruk Alpkaya, İletişim yayınları, 432 sayfa.
Beyrut Şehremininin Anıları, Selim Ali Selam, Klasik yayınları, 234 sayfa.
İttihatçı Bir Arap Aydınının Anıları, Emir Şekib Arslan, Klasik yayınları, 214 sayfa.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Eric Jan Zürcher, İletişim yayınları, 216 sayfa.