 |
Sezer’in
açıklamaları
Türkiye’de yönetenler ile yönetilenler arasındaki farkı ortaya koymak
için, bir kaç gün önce ajanslardan geçen şu haberi vermek yeterli:
“9 sanatçıdan oluşan Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçıları Nevşehir’in
Ürgüp ilçesinde konser veriyor. Konsere, sadece 7 kişi geliyor. Üstelik
konsere gelenlerden bazıları, film gösterimi yapılacağını sandıkları için
orada bulunuyorlar.”
Cumhuriyet, kuruluşundan beri opera ve baleyi destekliyor. Milli
sanatlarımızdan esirgenen bütçeler, bu tür branşlardan esirgenmiyor.
Fakat yine de, bütün bu çabalar, millette karşılık bulmuyor.
Cumhuriyet Türkiye’si, milletin önüne neyi koyarsa, o, millet tarafından
kabul görmüyor. Türkçe ezanın veya kara şapkanın kabul görmediği gibi.
Devlet, okullarda başörtüsünü yasakladıkça, başını örten genç kızlarımızın
sayısı artıyor.
Dindarların üzerine gidildikçe, din hayatın her alanına yayılıyor. İşte: Bir
araştırmanın sonuçlarına göre, Türk halkı hızla muhafazakarlaşıyormuş.
İrticanın altı çizildikçe, millet de “irtica” diyenlerin üstünü çiziyor.
Daha geniş bilgi için bakınız: Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Mesut
Yılmaz.
Milletimize kimi zorla sevdirmeye çalışıyorlarsa, sevilmesi istenen şeyden
daha çok nefret ediliyor. Amerika ve İsrail, bu konuda iyi birer örnektir.
Bu uzun girişten sonra, Sezer’e gelebiliriz.
Sezer’in Cumhurbaşkanı olma sürecini hatırlayanlar, onunla ilgili neler
yazdığımı da eminim hatırlayacaklardır. Şimdi, Sezer’in icraatlarını
gördükçe, maalesef, haklı çıkmanın gururunu yaşayamıyorum.
Evet, Sezer bazen nerede cumhurbaşkanlığı yaptığını unutuyor. Eğer
konuşmasa, bunu yaşına verebilirim. Fakat her fırsatta İslam’a ve
Müslümanlara yönelik hoş olmayan açıklamalar yapması, üstelik bu
açıklamaların bilgiden yoksun olması, kabul edebileceğim bir şey değil.
Hükümetin atadığı bazı kişileri veto etmesi bile, sadece AKP ile değil,
Müslümanlarla olan sıkıntısını da su yüzüne çıkarıyor.
Sezer, kırmızı ışıkta bekleyip geçmediği için herkesin takdirini kazanmıştı.
Fakat bu kez, son konuşmasıyla, Müslüman Türk milletinin kırmızı çizgilerini
çiğnemiş; trafik kurallarına gösterdiği hassasiyeti, milletimizin manevi
değerleri için göstermemiştir.
Böyle yapanlar, milletin vicdanında nereye gittiyse, Sezer de eminim oraya
gidecektir.
Yeni öğrendim
İstanbul’da ister Müslüman, ister gayrimüslim olsun, birçok mezarlık gezdim.
İlk dikkatimi çeken, Hıristiyanların ve Yahudilerin mezarlıklarında servi
ağacının olmamasıydı. Bu ağaç, sadece Müslümanların mezarlığında vardı.
Bunun nedenini nihayet buldum: “Servi, yalnız Müslüman mezarlıklarına özgü
olup Hıristiyan ve Yahudilerin aynı yöntemi benimsemeleri yasaklanmıştır.”
Kaynak: Çelik Gülersoy, İstanbul Estetiği, 1983 |