Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Olan ve Biten - Külliyat - Ibrahimtenekeci - 42. Sayfa

Olan ve biten..

Türk sinema tarihinin kült filmlerinden biri olan Dünyayı Kurtaran Adam’ı sanırım bilmeyeniniz yoktur. Orada, Cüneyt Arkın şöyle bir cümle kuruyor: “Bilinmeyen bir güç bizi kendisine çekiyor.”
Son bir haftadır bazı Doğu illerimizde yaşanan olaylara bu gözle bakmak mümkün. Daha düne kadar, öldürülen PKK militanlarının cenazeleri sahipsiz kalırken, günlerce morglarda bekleyip sonra kimsesizler mezarlığına gömülürken, ne oldu da, bu cenazeler birden bire kıymete bindi?
Kürt sorunuyla ilgili fikirlerimi defalarca yazdım. Ortada bir sıkıntı olduğunu kabul etmekle beraber, bu sıkıntıya maruz kalanların sadece Kürtler olmadığını belirttim. Türk kızları başını örterek okula gidebiliyor da, Kürt kızları mı gidemiyor? Kırşehir veya Niğde’ye yatırım yapılıyor da, Diyarbakır ve Şırnak’a mı yapılmıyor? Bunun gibi şeyler...
Hikayedir, anlatılır: Sarayda, bir çocuk hiç durmadan ağlıyormuş. Çocuğu susturmak için herkes elinden geleni yapmış; oyuncaklar verilmiş, palyaçolar çağrılmış, masallar anlatılmış, ninniler söylenmiş, ama olmamış. Sonra padişah devreye girmiş. Her sözü ferman olan, emriyle şehirler yıkılıp şehirler kurulan padişah…
Fakat o da çocuğu susturamamış.
Çünkü birileri çocuğun ağlamasını istiyor. Ne yaparsanız yapın, yine ağlayacak. İster fabrika, ister reform, ister şu veya bu…
Tabloya bir bakalım: Kürt halkının yüzde 84’ü “şiddete hayır” diyor. Çobanından esnafına kadar bölge insanı artık huzur istiyor. Terör örgütü her geçen gün etkinliğini yitiriyor. Çünkü herkes yoruldu, bıktı. Herkesin canı yandı: Edirneli Ahmet efendinin de, Muşlu Hatice teyzenin de…
Bütün bunlara ilaveten, Diyarbakır’daki muhteşem mitingi de unutmamak gerek. Bu heyecan verici olay, hala sıcaklığını koruyor. Aynı çatı altında toplanan 1 milyon insan, hem Peygamber Efendimize sahip çıkmış, hem birlik ve beraberlik mesajı vermiş, hem de bizi biz yapan şeyin din olduğu göstermişti.
Bölücü terör örgütü PKK, Nevruz kutlamalarında bile, bu kadar çok insanı bir araya getirememişti. Ama İslam getirdi!
Durum bu iken, olayların bu boyutlara varmasını başka türlü nasıl açıklayabiliriz?
Şimdi Diyarbakır’da, birkaç bin insan, 1 milyon insanın üstünü örtmeye çalışıyor. 1 milyon insanımızın katıldığı ‘birlik ve beraberlik’ mitingini görmezden gelenler, birkaç bin kişinin yaptığı ‘ayrılıkçı’ eylemleri gözümüzün içine sokuyor. Öyle değil, böyle diyorlar.
Yani, birileri çocuğun ağlamasını istiyor. Bu kişiler, dışarıda da olabilir, içeride de…
Bir şey daha: Diyarbakır ve Batman’daki olayların haberini veren spiker, “gözler Avrupa’ya çevrildi” dedi. “Avrupa ne diyecek” endişesi, Ankara’dakileri tepeden tırnağa sarmış.
Bence de gözümüzü Batı’ya çevirmeliyiz. Fakat gerçekleri görmek için…

 

Burası neresi?
Flaş haber olarak geçtiler, alt yazılarla izleyicilerin merakını kamçıladılar. Ve ikinci haber olarak verdiler: “Amerika’da katliam! Son elli yılın en büyük katliamı!”
Adamın biri, birlikte eğlendiği altı arkadaşını pompalı tüfekle öldürmüş, kaçamayacağını anlayınca da intihar etmiş. En ince ayrıntısına kadar ve tekrar tekrar, bu “katliam”ın haberini verdiler. Bu haber bitince, hemen peşinden, bir “katliam” haberi daha verdiler: Ankara’da itlaf edilip bir çukura atılmış yavru köpekler bulunmuş. “Böyle bir katliamı hangi vicdansız yapar?” Yine, üzüntülü ve şaşkın yüzler, öfkeli açıklamalar… Aynı gün, Irak’ta bir patlama olmuş ve 14 Iraklı hayatını kaybetmişti. Bir sürü de yaralı. Bunu vermediler. Demek ki, Müslümanların öldürülmesinin artık haber değeri kalmadı…