Aç karnına hiç yattınız mı - Ibrahimtenekeci - 44. Sayfa
Aç karnına hiç yattınız mı?
|
İnsani Yardım Vakfı İHH, Bosna savaşının başlamasıyla birlikte, 1995
yılında, İstanbul’da kuruldu. Ve bugüne kadar Somali’den Filistin’e 67
ülkede faaliyet gösterdi. Halen, 40 ülkede sürekli olarak çalışma yapıyor.
İHH, sadece Anadolu insanının ekmeğini fakir fukarayla paylaşmıyor; sağlık ve giyim yardımlarının yanı sıra, okul, hastane, camii, yetim evi gibi sosyal ihtiyaçları da karşılıyor. (Filistin’de meslek edindirme kursları, Pakistan’da hastane, Sudan’da anaokulu, Etiyopya’da cami, Açe’de gezici kütüphane...) İHH, bugüne kadar Afrika ülkelerine ciddi yardımlar yapmıştı. Fakat bugünden sonra, bu talihsiz kıtaya daha fazla eğilecekler. İşte gerekçeleri: 850 milyon nüfuslu Afrika’da 350 milyon Hıristiyan olduğu söyleniyor. Daha elli yıl öncesine kadar Hıristiyanların parmakla gösterildiğini düşünürsek, misyonerlik faaliyetlerinin büyüklüğünü anlarız. Şu anda Afrika’daki misyonerlerin sayısının 70 ile 100 bin arasında olduğu tahmin ediliyor. Sadece Katoliklerin açtığı okullarda okuyan, daha doğrusu okutulan çocukların sayısı 10 milyon civarında. Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir de ciddi şekilde rakamlarla oynanıyor. Mesela Madagaskar’daki Müslümanların nüfusa oranı yüzde 35 olmasına rağmen, yüzde 7 olarak gösteriliyor. Bunun amacı, Hıristiyanların çoğunluk olduğunu ilan etmek… Ayrıca, oradaki yoksulluğu; açlık, susuzluk ve salgın hastalıkların neden olduğu ölümleri bilmeyenimiz yok. Evet, Afrika hızla Hıristiyanlaştırılıyor. Batılılar, yüzyıllar boyunca Afrika’nın kaynaklarını ve işgücünü sömürmüştü. Şimdi de dini ve kültürel sömürü uyguluyorlar. Afrika’da yaşanan açlık ve kuraklığın nedeni de Batılıların sömürge politikalarında yatıyor. Afrika’nın sadece madenlerini ve değerli ormanlarını yağma etmediler; sömürge dönemlerinde uygulanan tarım politikaları yüzünden, halkın hem arazilerini kaybetmesine, hem de verimli toprakların yok olmasına neden oldular. Ayrıca, sömürge dönemlerinde çizilen yapay sınırlar yüzünden, bugüne dek uzanan ve Afrika’nın maddi kaynaklarını emen sınır savaşlarını başlattılar. (Yayınlamış olduğum haritayı lütfen dikkatli inceleyin.) *** Geçtiğimiz gün, İHH tarafından düzenlenen, “Niçin Afrika’dayız” başlıklı basın toplantısına katıldım. Afrika’ya gidenlerin izlenimlerini dinledim, çekilen görüntüleri seyrettim. Gördüklerim ve öğrendiklerim, bir Müslüman olarak elbette hoşuma gitmedi. Gerçi, iyi haberler de vardı. Mesela İHH’nın küçük bir yardımı sayesinde, Mozambik’te 15 kişi İslamiyet’i seçmişti. Fakat tablonun hepsini ortaya koyduğumuzda, bunlar, Cemal Süreya’nın deyimi ile “güldürmeye yetmeyen sevinçler”di. Yardımların mutlaka büyümesi gerekiyordu. Gelelim Afrika’yla ilgili sıcak bilgilere: Afrika’da su bulmak için, insanlar 70 kilometre yol yürüyor. Kırk milyondan fazla insan kronik açlık tehlikesiyle karşı karşıya. Her üç Afrikalıdan biri yetersiz besleniyor. Sadece ot ve yaprak yiyerek yaşayan insanlar var. Nüfusun yarısı günde 1 dolardan daha az bir gelirle hayatını devam ettiriyor. Eğer bu durum devam ederse, 10 yıl içinde, sadece 45 milyon çocuğun açlık nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Evet, Afrika, son elli yılın en büyük kuraklığını yaşıyor. İnsanlar, susuzluklarını gidermek için idrarlarını içiyor. Sadece Kenya, kuraklık nedeniyle, çiftlik hayvanlarının yüzde 70’ini kaybetmiş. Ve Afrika halkının bu zor durumundan faydalanmak isteyen Hıristiyan dünyası, “insani yardım” maskesi altında, misyonerlik faaliyetlerini artırıyor. Mesela, gıdayı Hıristiyan din adamlarına dağıttırıyorlar. Üstelik Batılıların cüzi miktarlarda yaptığı gıda yardımları, insan sağlığını tehdit eden unsurlar da içerebiliyor. Genetik olarak değiştirilmiş birçok ürün, Afrikalılar üzerinde test ediliyor. Peki, Müslümanlar ne yapıyor? Eğer İHH’yı soracak olursanız, cevap vereyim: Afrika’nın neredeyse yarısını kapsayan bir projeyi hayata geçirdiler. (Etiyopya, Somali, Sudan, Eritre, Mozambik, Moritanya, Nijer, Çad, Zimbabwe, Senegal, Kenya, Tanzanya, Kamerun, Gana…) Sadece gıda dağıtıp kenara çekilmiyorlar. Hastaneler kuruyor, camiler inşa ediyor, kimsesiz ve yetim çocuklar için çalışmalar yapıyor, meslek edindirme kursları düzenliyor, çiftçiyi destekliyor, yetenekli öğrencilere burs veriyor ve susuzluktan kavrulan bölgelere su kuyuları açıyorlar. Sadece Etiyopya’da 20, Somali’de 9 su kuyusu açtılar. Bunlar, yapılan işlerin bir kısmı. Bir de yapılacak işler var. Mesela Etiyopya ve Zimbabwe’de cami, Somali’de göz hastanesi, Nijer’de 1800 metrelik kanal, Burkina Faso’da kadın doğum merkezi inşa edecekler. Ayrıca gıda yardımları, sağlık taramaları, eğitime destek projeleri tüm hızıyla devam edecek. Özellikle, su kuyuları… Yüzlerce su kuyusu açacaklar. Ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler www.ihh.org.tr adresine girebilirler. Kuşkusuz, Afrika’yla ilgili birçok şey yazılabilir; bu kıtanın, yeryüzündeki adaletsizliğin sembolü olduğu söylenebilir. Çünkü sanayileşmiş bir ülkede yaşayan sıradan bir insan, bir Etiyopyalının yetmiş katını tüketiyor. Konuyu toparlayalım: Afrika elden gitmeden, bizim Afrika’ya gitmemiz, gidenleri desteklememiz gerekiyor. Ben, İHH’nın hayırlı hizmetler yaptığına şahidim. Bu kurum, ümmetin yüz akı oldu. Nerede bir sıkıntı varsa, Hızır gibi hemen oraya yetişiyorlar… Yazımızı, yıllar önce yazdığım şu iki dizeyle bitirelim: “Kaçan bir gol kadar üzülmedik, değil mi? Ölürken çocuklar o güzel Afrika’da…” |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi