Kulliyatlar - 47. Sayfa - Ibrahimtenekeci
Bu nasıl iştir?
|
Çiçeği burnunda yazarlarımızdan Yusuf Genç, son yazısında, “Müslüman Türk
milletinin bir soysuzlaştırma hareketi ile karşı karşıya olduğunu” yazmıştı.
Bunu, örnekleriyle açmamız gerekiyor. Örneğimiz Yunanlılar olsun. Yunanlıların Müslüman Türk milletine ne gibi fenalıklar yaptığını herkes biliyor. Öyle ki, Anadolu’da, “düşman” kelimesinin karşılığı hala “Yunan”dır. Yunanlıların İslam’a ve Müslüman Türklere olan kini o kadar büyüktür ki, mesela, bir İslam beldesi olan Selanik, birkaç yılda Müslümanlardan temizlenmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanlıların işgal ettiği yerler, adeta yaşanmaz hale gelmiştir. Bütün bu kötülükler, bu nefret, bu öfke gün gibi ortada iken, bizler, hiçbir şey yokmuş, olmamış gibi davranamayız. Davranırsak, “düşman”la savaşırken şehit düşen askerlere, katledilen insanlara, yok edilen ailelere, kirletilen kadınlara yazık etmiş oluruz. Şimdi, başımızı kaldırıp bir bakalım. Durum nedir? Yabancı Damat dizisinde, bir Türk kızı, Yunanlı bir delikanlıya aşık oluyor ve onunla evleniyor. Diziyi çekenler, bu evliliği o kadar özendiriyorlar ki, anlatamam. Kurtuluş Savaşı yıllarının anlatıldığı Kırık Kanatlar dizisinde, bir Türk kızı, vatanını işgal eden bir Yunan askerine aşık oluyor, onun için birçok tehlikeyi göze alıyor. Üstelik bu ailenin reisi, Kurtuluş Savaşı’na büyük hizmetleri dokunan biri... Bir grup Türk manken, “gelin canlar bir olalım” sloganı ile “Yunanistan’a çıkarma yapıyorlar.” Oysa “Gelin canlar bir olalım / Zoru kolay kılalım”, Müslümanları uyarmak için yazılmış bir şiirdir. Fakat burada başka anlama geliyor. Nitekim Türk mankenlerden biri, Yunanlı bir delikanlıyla evlenmek uğruna, hem dinini değiştirip Hıristiyan oldu, hem de ailesini karşısına aldı. Özetlersek; Yunanlıları masumlaştırma ve onları cazip hale getirme operasyonu ile karşı karşıyayız. Sık sık “aynı toprağın çocukları” olduğumuz vurgusu yapılıyor. “İki milleti birbirinden ayıran tek şeyin Ege denizi olduğu” söyleniyor. Bu arada din hanesi hep boş bırakılıyor. Yani, Türklerin Müslüman olduğu es geçiliyor. Ne hikmetse, hep Türk kızları Yunan erkeklerine aşık oluyor, onlar için dinini, ailesini feda ediyor. Sadece Yunanlılara değil, diğer batılı milletlere yaklaşım da böyle. Yeter ki o millet Hıristiyan olsun… Buna karşılık, Türkler dışındaki diğer Müslüman milletler söz konusu olduğunda, hep bir olumsuzluk seyrediyoruz. Mesela, dizilerimizde yer alan Arap karakterlerin ya “yolunacak kaz” ya da “üç kağıtçı” olduklarını görüyoruz. Kafaları hiç çalışmaz, sürekli sırıtırlar, petrol zenginidirler, uçkurlarına düşkündürler vs. Hiçbir kızımız bir Arap delikanlıya aşık olmaz. Yakınlaşırsa eğer, bu, onu “yolmak” içindir. Evet, bir yandan bizleri İslam coğrafyasından koparıp uzaklaştırma, bir yandan da Hıristiyan dünyasına yakınlaştırma projesi ile karşı karşıyayız. Proje çerçevesinde, dostlarımız düşman, düşmanlarımız ise dost olarak takdim ediliyor. Ve bu süreç içerisinde, ne İslam’a, ne de bizlerin Müslüman olduğuna vurgu yapılıyor. Bir anlamda, “soysuz” olduğumuz söyleniyor bize…
İşte gerçek dostlar |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi