Türkiye’yi Yok Saymak - Külliyat - Ibrahimtenekeci - 49. Sayfa
Türkiye’yi yok saymak
|
1912 yılında yeni seçilen Amerika Başkanı Wilson’a, Türkiye’ye atanacak
büyükelçinin kim olacağını sorarlar. Wilson, şu cevabı verir: “Türkiye diye bir devlet yok ki, elçi göndermeye ihtiyaç olsun.” Aradan geçen bunca yıla rağmen, Amerika’nın Türkiye’ye bakışı hala değişmemiştir. İsterseniz küçük bir liste yapalım: Irak’ı işgali sırasında, Türkiye’yi yok saymıştır. Süleymaniye şehrinde Türk askerlerinin başına çuval geçirmiştir. Kıbrıs Barış Harekatı’na karşı çıkmıştır, bu yüzden Türkiye’ye ambargo uygulamıştır. Haşhaş üretimine bile müdahale etmiştir. Ege denizindeki ortak tatbikatta, Amerikan savaş gemisinden atılan füze, en seçkin savaş gemilerimizden birini batırmıştır. (Muavenet) İşgalci Yunan askerlerini İzmir’e çıkaran filonun içinde Amerikan gemilerinin olduğu bilinmektedir. Yunan askerlerinin İzmir’den tahliyesi sırasında da Amerikan gemileri görev yapmıştır. Amerika, Lozan Barış Antlaşması’nı imzalamaya yanaşmamıştır. Osmanlı’dan bu güne, Amerika, Türkiye’ye özellikle Yahudi kökenli büyükelçiler atamıştır. Bu elçilerin birinci görevi, Türkiye ile İslam dünyası arasına set çekmek olmuştur. Güneydoğu bölgemizde konuşlanan Çekiç Güç’ün PKK terör örgütüne yardım yaptığı, defalarca ispatlanmıştır. Şimdi, Türkiye’nin tüm ısrarlarına rağmen, Kuzey Irak’ta yuvalanan PKK’ya operasyon yapmamaktadır. Bush’un korumaları, Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanlarının ellerini, tırnaklarını, avuç içlerini kontrol edebilmiştir. Bush’un Beyaz Saray’da dönemin başbakanı Ecevit’i ağırlarken nasıl oturduğu hâlâ hafızalardadır. Amerikan yönetimi, Türkiye’nin İslam ülkeleriyle yakınlaşmasını her daim engellemiştir. Bunun son örneği Suriye’dir. Türkiye’deki darbelerin, mesela 12 Eylül ve 28 Şubat’ın arkasında Amerika’nın olduğu, herkes tarafından bilinmektedir. Eşref Bitlis Paşa’nın kimler tarafından öldürüldüğü ya da Ermenileri asıl kimlerin kışkırttığı da bilinmektedir. Evet, istersek listeyi metrelerce uzatabiliriz. Uzatmayalım. Bütün bu acı tecrübelere rağmen, her kim Amerika’ya “müttefik” ve “stratejik ortak” gözüyle bakıyorsa, o kişi Türkiye’yi “yok sayıyor” demektir. Ve o, Türkiye düşmanıdır… Başbakan bile olsa, öyledir… İşte Bizans’ın çocukları Haber, “İstanbul’u koruyan 15 tılsımlı sütun” başlığını taşıyor. Sık sık şikayetçi olduğumuz gazetelerden birinde yayınlanmış. Adı anılan 15 sütuna baktığımızda, hepsinin Bizans eseri olduğunu görüyoruz. İstanbul’u bu sütunlar koruyormuş. Depremden, salgın hastalıklardan, çeşitli belalardan… Yani, can güvenliğimiz ve sağlığımız bu sütunlara emanetmiş. Eğer İstanbul’da şiddetli bir deprem olmuyorsa, bu, Atmeydanı’ndaki Örme sütun sayesinde. Salgın hastalık olmuyorsa, Çemberlitaş’ın sayesinde. İmiş… Bu satırları yazan kim, yayınlayan kim, sormayın. Fransa cumhurbaşkanı J. Chirac, “Bizans’ın çocukları” derken, herhalde bu kişileri kastediyordu. İstanbul’u, burada yatan sahabe ve evliyaların koruduğunu söyleyenleri kastedecek değildi ya… Chirac’ın bu sözlerini biz niye üzerimize alındık, hâlâ anlamış değilim… |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi