Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İslam ile yeniden barışmak - Ibrahimtenekeci - 51. Sayfa

İslam ile yeniden barışmak

Tarihi Diyarbakır mitinginin yankıları hala sürüyor. Konu İslam Peygamberi olunca, bütün ayrılıklar, küskünlükler bir kenara bırakıldı ve ortaya, on binlerce insanın katıldığı muhteşem bir miting çıktı. Bu, Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından biridir, diye düşünüyorum.
Fakat ortada bir tuhaflık vardı. Diyarbakır’da bölücü örgüt lehine yapılan yüz kişilik korsan bir gösteriyi bile gazetelerde okuyor, televizyonlarda seyrediyoruz. Lakin bir şehir dolusu insanın Peygamber Efendimizin şemsiye altında toplanıp birlik ve beraberlik mesajı vermesini, Türk basınının bütününde görme imkanımız olmadı.
Bu görmezden gelmenin, iyi niyet taşıdığını elbette söyleyemeyiz.
Aydın Menderes, Kızılelma Yayınları’ndan çıkan Devletin Alınyazısı isimli kitabında; “İktidardakiler, Türk halkını arkalarına alıp AB ve Amerika’nın karşısına çıkacakları yerde, AB ve Amerika’yı arkalarına alarak Türk halkının önüne çıkmayı tercih ettiler” diyor. Ve devam ediyor: “AKP hükümeti, Irak’taki Kürtlerin geleceğini tamamen Amerika’ya bırakırken, Türkiye’deki Kürt kardeşlerimizin kaderini de AB’nin ellerine tevdi etmiştir…”
Menderes’ten bu çok önemli alıntıları yapmamın nedeni, konuyu biraz daha açmak…
Cumhuriyet hükümetlerinin onca yanlış uygulamasına rağmen, görülüyor ki, bu ülkede yaşayan insanları tek yumruk haline getiren, bir arada olmalarını sağlayan yegane güç İslam’dır. İslam’ı aradan çektiğiniz, dindarları “birinci tehlike” olarak gördüğünüz vakit, bu birliktelik sarsılmaya başlar.
Sarsıntıyı durdurmak için İslamsız bir çözüm yolu* ararsanız, bölge halkını değil, Amerika ve Avrupa Birliği’ni yanınıza almış olursunuz. Tabii bölge halkını da karşınıza…
Yapılması gereken bellidir: İslam’la yeniden barışmak! İslam’la yeniden barışıldığı vakit, “tehdit” kavramının karşılığı da kendiliğinden değişecektir. “Bölücü akımlar” yahut “irtica” değil; Amerika ve İsrail “birinci tehlike” olarak görülecektir.
Bugün olduğu gibi, dün de doğu illerinde bazı oluşumlar gerçekleştiriliyor, birlik ve beraberliğimizin aleyhine olacak projeler üretiliyordu. 
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonraki o karanlık birkaç yılda, Doğu illerinin bir kısmında Ermeni devleti kurulması planlanırken, diğer kısmında da Kürt devletinin temelleri atılmaya çalışılıyordu. İngilizler, Kürdistan’ın kurulması için Şerif Paşa’yı kullanıyorlardı. Hatta daha da ileri gidilmiş ve ortak bir Kürt-Ermeni devletinin kurulması bile tasarlanmıştı.
Fakat o diyarın sakinleri, oyunun farkındadır.
Şimdi, İsmail Çolak’ın Modern Zamanlarda Osmanlı’yı Aramak isimli kitabına (Lamure Yayınları) bakalım ve Kürt halkının, bu oyunlara nasıl tepki verdiğini, gazetelere ve meclise çektikleri telgraflardan öğrenelim.
Erzincan halkı diyor ki: “Kürtlük ve Türklük bir bütündür. Birbirlerinin öz kardeşi ve din kardeşidir. Her iki toplum için vatan birdir. Kaderimizi, hükümetimize bağladığımızı bütün insanlık dünyasına ilan ederiz.”
Siverek halkı diyor ki: “İslam birliği, Osmanlı topluluğu ve halifelik idaresi dışındaki herhangi bir idare altında yaşamak bizim için imkansız olup böyle bir idarenin kurulması için seller gibi kan akıtılması, yüzlerce insanın yok edilmesi, bakımlı yerlerin harabeye çevrilmesi dahi yetmez ve savaş ateşini yakmaktan başka bir işe yaramaz.”
Van halkı diyor ki, Adıyaman halkı diyor ki, şeklinde örnekler uzayıp gidiyor. Ve bu telgrafların ortak noktası, “din kardeşliği” kavramıdır. İslam’dır.
İnşallah, Peygamber Efendimize hakaret edenlere cevap vermek için düzenlenen Diyarbakır mitingi, iman tazelemek gibi, birlik ve beraberliğimizi tazeleyen bir girişim olur…
Açık bir şekilde görülüyor ki, bu miting, kimilerinin aklını başına, kimilerinin de yüreğini ağzına getirdi…

 

* Evet, çözüm yolu İslam’dır. Ekonomik kalkınma, yatırımlarda öncelik, vergi affı gibi şeyler yeterli değildir. Yeterli olsaydı eğer, İspanya’nın en zengin insanları olan Basklılar, ayrılık talep etmezdi.

,