Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Çelişkilerin Başbakanı - Ibrahimtenekeci - 57. Sayfa

Çelişkilerin Başbakanı...

Ben bu satırları yazarken, Çağlayan meydanını dolduran binlerce insan, Avrupalıların Peygamber Efendimize yaptığı ayıbı protesto ediyor.
Bu iyi. Çok iyi hem de.
Fakat ortada mühim bir eksiklik var.
Halkımız din düşmanlarını protesto ederken, bu halkın hükümeti, İslam’ın bekçiliğini yapan kişilerin yüzünü bile görmek istemiyor.
Hatta bu kişilerin kulağını çekmek için, onları buraya çağırıyor. Ve memleketlerine, havalimanının “kargo kapısı”ndan gönderiyor.
Muhafazakar gazetelerimiz bile, “Destek değil, uyarı” diye manşet atıyor.
Hamas liderinin Türkiye ziyaretiyle ilgili ayrıntıları öğrenmek için, haberleri izliyorum.
Spiker, “Başbakan Erdoğan ile Hamas lideri Halid Meşal’in havalimanında karşılaşması nasıl engellendi” dedikten sonra, haberin ayrıntısına geçiyor.
Hamas lideriyle görüşmemek için ona randevu vermeyen, karşılaşmamak için yolunu değiştiren Erdoğan, az kalsın onunla yüz yüze geliyormuş. Neyse ki, Meşal’i apar topar kargo kapısından çıkarmışlar da, bu “yüzleşme” önlenmiş.
Burada, “engellendi” kelimesine takılmamak mümkün değil. Engelleyen kim? Kimler, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ile Hamas liderinin görüşmesini istemiyor?
Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlet ise, ki öyle, kimden, neden korkuyor?
Havalimanındaki bu olaydan sonra, Başbakan Erdoğan, gittiği yerde partililere hitap ediyor. Salon tıklım tıklım dolu. Ve Erdoğan, salondakilerin gözünün içine baka baka şöyle diyor: “Bu iktidar, Allah’tan başka kimseden korkmaz!”
Salonda bulunan birçok insanın ona inandığını sanmıyorum. Eminim ki, bazılarının aklından şu soru geçmiştir: Madem Allah’tan başka kimseden korkunuz yok, o halde Hamas lideri ile görüşmeye niçin cesaret edemediniz?
Kimden korktunuz? Sadece Allah’tan korkmuş olsaydınız, Allah yolunda savaşanlarla mutlaka görüşürdünüz…

 

Hamas’la ilgili bir diğer tuhaf durum da şu:
Bir ülke, başka bir ülkeye, “seninle, ancak silahlarını bırakırsan görüşürüm” nasıl diyemez ise; bunu Filistinliler için de kimse söyleyemez.
Düzenli bir ordu kuramayan, daha doğrusu kurmasına izin verilmeyen Filistin halkından, silahlarını bırakmasını istemek; bir et parçasını aç bir köpeğin önüne atmakla aynı kapıya çıkmaz mı?
Bunu, eminim ki, Başbakan Erdoğan da iyi biliyordur.