Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Dünden bugüne değişen ve değişemeyen - Ibrahimtenekeci - 64. Sayfa

Dünden bugüne değişen ve değişemeyen

  –Batılı sermaye gruplarının adeta savaş alanına çevirdikleri Osmanlı toprakları, 1900’lü yıllara girerken, siyasi istiklalden önce, ekonomik bağımsızlığını kaybetmişti. Devlet, bütün gelirinin yüzde ellisini, hatta daha fazlasını, borçların ödenmesine ayırmış olmasına rağmen, bu rakam bile yeterli değildi.
Devletin mali bağımlılığını sürekli hale getirmek isteyen Batılılar, borçları ileriye doğru elli yıla yaymışlar, yapılan ödemelerin büyük kısmını faizlerin tahsilatına ayırmışlardı. Batılı devletler bir yandan Balkanlarda, Afrika ve Doğu sınırlarında isyan ve işgaller tertip ediyor, bir yandan da bu isyan ve işgalleri durdurmak isteyen Osmanlı’ya çok ağır şartlar ve yeni imtiyazlar karşılığında borç para veriyordu.
Dış borçlar kadar ekonominin bünyesini kemiren diğer bir hastalık da kapitülasyonlardı. Yabancı sermaye kendisine tanınan ayrıcalıklarla yerli ve milli yatırımların hiç birine hayat hakkı tanımıyordu. Anadolu, yabancı şirketlerin istilası altındaydı.”
Okumuş olduğunuz bu satırlar, Dr. Ramazan Balcı’nın Tarihin Sarıkamış Duruşması isimli kitabından alındı.
Osmanlı devletinin içinde bulunduğu durumu Türkiye Cumhuriyeti ile kıyaslamaya herhalde gerek yok. Hal ve gidişatta en ufak bir değişiklik olmadığını görmek, o kadar zor değil. Yine dış borçlar, yine bütçenin yarısını götüren borç faizleri, yine yabancı şirketler ve onlara tanınan kolaylıklar, yine dış kaynaklı isyanları (PKK terörü) bastırmak için harcanan milyar dolarlar, yine ekonomik bağımsızlık tartışmaları… Dün ile bugün arasında değişen tek şey, devletin tabelası.
***
“Ben, demiryolunun epey dolambaçlı bir yol izlediği yorumunda bulununca, dostum gülümsedi. “Evet, öyle” dedi. “Raylar tam döşenmek üzereyken hükümet kilometre başına öyle büyük bir para ödemeye yanaştı ki, sonuçta, bölge düz olduğu halde raylar pek o kadar gereken düzlükte döşenmedi.”
“Zavallı Türkler” dedi yanımdaki. “Hep hıristiyanlarca suistimal ediliyorlar. Üstelik hıristiyanlar hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Geçen gün Krupp marka toplar geldi buraya. Top başına maliyet fiyatı 150 sterlin iken, Türkler tam 750 sterlin ödemek zorunda kaldı.”
Üç İngiliz arasında geçen bu konuşma, At Sırtında Anadolu isimli kitaptan alındı. İngiliz yüzbaşı Fred Burnaby, Osmanlı ile Rusya arasında yapılan 93 Harbi’ne bir yıl kala, at sırtında, Anadolu’yu bir uçtan bir uca gezip hatıralarını kaleme alır. Yıl 1876. [At Sırtında Anadolu, İletişim Yayınları]
Yerinde gözlemleyip yazmış olduğu satırları günümüze uyarlarsak, Türklerin hiç de akıllanmadığını söyleyebiliriz. Sadece İsrail ile yapılan tank modernizasyonu anlaşmasına bakmamız bile, bu gerçeği bize gösterecektir. Tankın kendisi 2 lira iken, nasıl oluyor da tamiri 3 liraya geliyor?
İngiliz yüzbaşıdan, konumuza uygun bir paragraf daha alalım: “Erzurum civarında derme çatma toprak tabyaların yapılması için çok büyük paralar harcandığını öğrendim. Tabyalara bir milyon lira harcandığı söyleniyordu; ama paranın nasıl harcandığını kimse bilmiyordu.”
Ne tuhaf değil mi? Sanki 130 yıl öncesinden değil, bugünden söz ediyor. Hani şu, trilyonlar yutan, fakat bir türlü bitirilemeyen, bitse de bir şeye benzemeyen, bu kadar ödenek nereye gitti diye habire tartışılan yatırımlardan... Bu yatırımların önemli bir kısmının kamu binası ve okullar olduğunu da unutmayalım.
Diyeceksiniz ki, yüz yıldır, iki yüz yıldır, bu topraklarda değişen hiçbir şey yok mu? Olmaz olur mu, var. Geriye dönük okumuş olduğum kitaplarda, hatıratlarda, gezi notlarında, hep şu gerçeğin altı çiziliyor: “Türklerin din değiştirip de hıristiyan olduğu görülmemiştir. Bir Türk, asla dinini değiştirmez. Dini, onun her şeyidir.”
Bugün ise, sadece İzmir şehrinde, elli bin Türk’ün İslamiyeti bırakıp hıristiyan olduğu söyleniyor, yazılıyor. Evet, değişen tek şey bu…