Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Neye hizmet ettiğini bilmemek - Ibrahimtenekeci - 85. Sayfa

Neye hizmet ettiğini bilmemek
 

  14 ile 18 yaş arası, insanların her şeyiyle şekillendiği bir dönemdir. Her çocuk, bu yaşlarda, ne olacağını ya da olmayacağını belli eder. İyi ve kötü alışkanlıklar, bu yaşlarda edinilmeye başlar.
İşte bu nedenlerden dolayı, çocuklarımızı İmam Hatip Liselerine gönderiyoruz. İstiyoruz ki, ahlak ve maneviyatları gelişsin, dinini bilen ve gereğini yapan evlatlar olsun, dünyanın kötülüklerinden korunmayı öğrensinler. Akılları da bir karış havada olmasın...
Kendisi İmam Hatip Lisesi’nin kız bölümüne gidiyor. 15 yaşında. Edebiyat öğretmeni, öğrencilerine ev ödevi veriyor: Şu şu şairlerin şu şu şiirlerini bulun ve defterinize yazın.
O şairlerin o şiirlerini bulduk. İşte, bulunması istenen şiirlerden bazı dizeler:
“Çünkü ben her gece o saatlerde / Seni yaşar ve seni düşünürüm.”
“İçini gıdıklardı bütün erkeklerin / Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin.”
“Karadutum, çatal karam, çingenem / Kadınım, kısrağım, karımsın.”
“Sevmek kimi zaman rezilce korkudur.”
“Yar yar / Seni kara saplı bir bıçak gibi / Sineme sapladılar...”
“Gözlerin gözlerime değse / Felaketim olur ağlardım.”  Vesaire vesaire...
Uzatmayalım... Müfredatın dışına çıkılıp böyle dersler işlenecekse, ya da böyle öğretmenler çocuklarımıza ders verecekse, İmam Hatip Liseleri açık olsa ne olur, kapalı olsa ne?
Şahsen ben, özellikle bu tür şiirlerin seçilmesini, iyi niyetli bir iş olarak görmüyorum. Tamam; her insan sever, sevilir, aşık olur, aşk şiirleri yazar, okur. Ama 15 yaşında değil!
Bir de şu var: Şiirden az çok anlayan biri, mesela, Ahmet Muhip Dıranas’ın Kar, Olvido, Serenad, Bahar Şarkısı, Ağrı gibi muazzam şiirleri dururken; Fahriye Abla’yı ders olarak işlemez.
Türk edebiyatında onlarca güçlü şair ve yüzlerce derinlikli şiir dururken, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın ya da Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun “şair” olarak esamesi bile okunmamalıdır.
Görünen o ki, İmam Hatip Liselerinde görev yapan bazı öğretmenler, bu okulların kuruluş amacından haberdar değiller.
Zaten İmam Hatiplerin ‘orta’ kısmı kaldırıldı. Geriye sadece lise bölümü kaldı.
Hiç olmazsa bu bölümde, İmam Hatip okullarının misyonuna uygun ve neye hizmet ettiğini bilen öğretmenler görev almalıdır.
“Bölücü ve irticacıya evlatlık yok”
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü İsmail Barış açıklama yapmış: “Belli ölçülerimiz var. Mesela, bölücü ve irticacıya evlatlık vermiyoruz.”
Çocuk hasretiyle yanan dindar bir çift düşünün...
Gitmedikleri doktor, etmedikleri dua kalmamış. Gerisi Allah’ın takdiri...
Son çare olarak, Çocuk Esirgeme Kurumu’na gidiyorlar. Görevli müdür, bir kadının çarşafına, bir adamın sakalına bakıyor ve “size evlatlık veremeyiz” diyor.
Sanki çocuğa bakacak olan, kadının çarşafı, erkeğin sakalı...
Dindar çift, bu dünyada hayırlı bir evlat yetiştiremeyecek olmanın üzüntüsüyle evine dönüyor.
Bu “irticacı”...
Bu da “bölücü”:
Gençliğinde “bölücü faaliyetler”e karışan, Dev-Sol davasını küçük sıyrıklarla atlatan, sonra tövbe edip bu işleri bırakan bir yakınıma da evlatlık vermemişlerdi.
Yirmi yıldır çocuğu olmuyordu. Büyük umutlarla Çocuk Esirgeme Kurumu’na gitmiş, boynu büyük olarak geri dönmüştü. Oysa, maddi durumu iyiydi, çocukları çok seviyordu ve herkes kendisinden memnundu.
Bir çocuk sahibi olacak, onu özenle büyütecek, okutacak ve mirasını ona bırakacaktı. Ama vermediler.
*
Şimdi de “ölçülere uyan” bir aileye, yani  “modern” bir aileye evlatlık verilen çocuklardan bir tanesinin durumuna bakalım:
Son günlerde bazı gazete ve dergileri, magazin programlarını bir mankenin fotoğrafları / görüntüleri süslüyor. “Rahat” kıyafetler giyen, “cesur görüntüler” veren, “cinselliği” ön plana çıkaran bir manken bu. 22 yaşında.
Kendisi, bir kaç gün önce Best Model kraliçesi seçildi.
Anne ve babası, onu, Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan evlatlık olarak almış.
Kurum, belli ki, onu evlatlık alan aileyi “ölçülere uygun” bulmuş. Onlar da kurumun yüzünü kara çıkarmamışlar...
Bu tür örnekler o kadar çok ki...