Türkler ve Macarlar - Ibrahimtenekeci - 89. Sayfa
Türkler ve Macarlar
|
İstanbul’da yapılan bir kartpostal müzayedesinde, açık artırmaya çıkarılan
Macar topçu bataryasının fotoğrafını görünce hatırladım. Yoksa çoktan
unutmuştum. Birinci Dünya Savaşı sırasında ülkemizde görev yapan Avusturya - Macaristan büyükelçisi Joseph Pomiankowski, hatıralarında, Çanakkale Savaşı’nda görev alan Macar topçulardan bahseder. Hatta bu topçuların Türkiye’ye gelişiyle bizzat ilgilenir, cepheye, onları ziyarete bile gider. Bu iki bilgi kırıntısı, Türklerle Macarlar arasındaki ilişkiyi araştırmaya yöneltti beni. Gerçi tarihçi ya da akademisyen değilim. Sadece, biraz meraklıyım, o kadar. “Macarlar” denilince, bizim aklımıza, Niğbolu ve Mohaç’ta bozguna uğrattığımız düşman gelir. Okullarda okutulan ters kitapları, Macarlar konusunda sadece bunu yazar. Macaristan, 1699’daki Karlofça Antlaşmasına kadar, 165 sene Osmanlı hakimiyetinde kalır. Ve Avusturya’nın eline geçtikten sonra, Macarların bağımsızlık hareketleri Osmanlılarca desteklenir. 1680’li yıllarda İmre Thököly ile 1700’lü yılların başında Feren Rakoczi’nin Avusturya devletine karşı giriştikleri bağımsızlık hareketleri başarısızlıkla sonuçlanınca, bu isimler, silah arkadaşlarıyla beraber Osmanlıya sığınırlar. Thököly İzmit’te, Rakoczi Tekirdağ’da ölene kadar misafir edilirler. Bunların içinde, en dokunaklısı Lajos Kossuth’un hikayesidir: Sıkı bir Macar milliyetçisi olan Kossuth, 1932’de Avusturya parlamentosuna girer. Ve yazdığı yazılarla, yaptığı konuşmalarla, Macarları bağımsızlık için isyana teşvik eder. Hatta, Avusturya hükümetinin muhalefetine rağmen, Macarlardan oluşan Milli Birlik Teşkilatı bile kurar. Ve Macarları ayaklandırır. Aralık 1848’de Avusturya kuvvetleri başkent Budapeşte’ye girer. Bir sene kadar süren çatışmalar neticesinde, Macarlar, Avusturyalıları yener ve başkentleri tekrar ele geçirip bir hükümet kurarlar. Rusya, Macar ordusundaki Lehli subayları bahane ederek, ikiyüz bin kişilik ordusuyla Avusturya’ya yardım eder. Ve Macarların devlet kurma girişimleri kanlı bir şekilde bastırılır. Lajos Kossuth ve kurtulabilenler, sınırı geçerek Osmanlı Devletine sığınırlar. Avusturya ve Rusya, sert bir nota vererek, Osmanlıyı savaşla tehdit edip mültecilerin iadesini isterler. Üstelik bu dönem, Osmanlının en zayıf, en müşkül olduğu yıllara denk gelir. Buna rağmen, Osmanlı, bu olayı prestij meselesi yapar ve her iki devlete çektiği nota ile, mültecileri iade etmeyeceğini açıklar. Osmanlının verdiği bu notanın Avrupa’da duyulması, Macaristan ve Lehistan isyanlarının kan ve ateşle boğulmasına seyirci kalan, fakat nefretle karşılayan Batı Avrupa kamuoyunda büyük bir tesir uyandırır. Öyle ki, Osmanlı sefirini caddeden geçerken gören Londra halkı, arabasının atlarını çözüp arabayı omuzlarıyla çekerler. Avusturya ve Rusya, Avrupa kamuoyunun bu tavrı karşısında fazla ısrar edemezler. Bugünkü Macaristan’ın babası kabul edilen Lajos Kossuth, diğer mültecilerle beraber Kütahya’ya yerleştirilirler. Kossuth, iki sene Türkiye’de kalır. Mültecilerden büyük bir kısmı, Osmanlının asaletinden etkilenip Müslüman olurlar ve önemli hizmetlerde bulunurlar. (Kossuth’un Kütahya’da kaldığı ev, sonradan müzeye dönüştürülmüş. Bunu önceden bilseydim, Kütahya’ya gittiğimde, mutlaka oraya uğrardım.) Okumalar sırasında karşılaştığım bilgiler, sadece bunlarla sınırlı değil. Osmanlıya ilk matbaayı getiren İbrahim Mütefferika, Macaristan’ın Klojvar şehrinde doğmuş ve devşirme usulü ile Müslüman yapılmış. Yine, İstanbul’u kuşatan Osmanlı ordusunun saflarında, hatırı sayılır miktarda Macar gönüllü varmış. Fatih Sultan Mehmet’in en büyük toplarını, Macar ustaların döktüğünü de unutmayalım. Çanakkale savaşında İngiliz ve Fransız gemilerine bomba yağdıran Macar topçu bataryası, acaba Thököly, Rakoczi ve Kossuth’u düşünmüş müdür? Mutlaka düşünmüştür. Kaderin cilvesine bakın ki, Bizans surlarını Macar ustaların yaptıkları toplar yıkmıştır; Çanakkale’de de Macar topçuları, İngiliz ve Fransız gemilerine bomba yağdırmışlardır. Bunda, karşılıklı yardımlaşmanın yanı sıra, Macarların Hun Türklerinden gelmelerinin de payı olabilir mi? Neden olmasın? |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi