Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 93. Sayfa - Ibrahimtenekeci

Fransa’da Şehitler Düzlüğü

Gençliğimde, “Fransa” denilince aklıma Paris, Eyfel kulesi, Sen nehri, şair ve yazarların gün boyu oturduğu kafeler falan gelirdi. Ama artık bilinçli bir tüketiciyim. Tabii benim bilinçli tüketici olmam, bazı Türkiye gerçeklerini değiştirmiyor. Mesela, Fransa’nın Bordo şehri denilince, birçok insanımızın aklına şarap geliyor. Ya da Lyon denilince, Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Liginde yenen Olimpik Lyon takımı hatırlanıyor.
Kaç zamandır Fransa’nın Tur (Tours) şehrinde olduğu söylenen Şehitler Düzlüğü hakkında bilgi toplamaya çalışıyordum. Doç. Dr. Mehmet Özdemir’in Diyanet Yayınları’ndan çıkan Endülüs Müslümanları adlı üç ciltlik kitabında, konuyla ilgili iki sayfalık bilgi buldum. İnternette arama motoruna “Şehitler Düzlüğü” yazdım; karşıma yine Mehmet Özdemir çıktı. Anladığım kadarıyla, Şehitler Düzlüğü meselesi sadece onun dikkatini çekmiş.
Sayın Özdemir’in Şehitler Düzlüğü hakkında kaleme aldığı satırlar, benim yazacaklarımdan daha kapsamlı. Haliyle, önceliği ona vermem gerekiyor.
Birazdan okuyacağınız metin, Müslümanların, İslam adına ne gibi mucizelere imza attığının, ne çileler çektiğinin bir belgesidir. Yazıyı okuduktan sonra, kısa bir şaşkınlık yaşayacağınızı biliyorum. Yine, Millî Gazete’yi Fransa’dan takip eden okuyucuların da olduğunu biliyorum. Onlardan ricam şudur ki, Tur şehrine gitsinler, Şehitler Düzlüğü’nü arayıp bulsunlar, orada bir iki saat rüzgarı dinlesinler ve İslam şehitleri için dua etsinler...
İslam Orduları Fransa’da
Avrupa'nın fethine yönelik ilk planlı hareket, Semh b. Mâlik el-Havlânî tarafından 718 senesinde başlatıldı. Semh, bu senede Pireneler’i aşarak Franklar'ın hâkimiyeti altındaki Galler’e girdi. Septimania bölgesinin merkezi durumundaki Narbona’yı (Arbûne) fethederek burasını İslam orduları için bir üs haline getirdi. Hemen ardından Akitania'ya yürüdü. Fakat bölgenin merkezi Toulouse kentinde Dük Eudes'in güçlü direnişiyle karşılaştı. Çarpışmalar esnasında hem kendisi hem de çok sayıda müslüman şehit oldu.
Semh'in yerine Endülüs'ün idaresini üstlenen Anbese b. Süheym el-Kelbî, fetih hareketine selefinin bıraktığı yerden devam etti. Fakat o, Tuluz yerine Rhon vadisini takip ederek önce Lyon'a, oradan da Paris’e otuz kilometre uzaklıktaki Sens kentine kadar ulaştı. Fakat geri dönerken Bask bölgesinde yerlilerin kurduğu bir tuzak sonucu Semh gibi o da şehit düştü.
Avrupa’nın kader günü
Ne Semh'in ne de Anbese'nin ne de onlarla beraber çok sayıda askerin savaş alanlarında şehit düşmeleri, bu tür durumlara alışık olan Müslümanları fetih hareketinden vazgeçmeye itti. Bilakis, 732 senesinde iyi bir asker olarak temayüz etmiş olan Vali Abdurrahman el-Gâfikî, sayısı yetmiş binden fazla olmayan büyük bir orduyla Galler'i fethederek Fransa içlerine dalabilmek için Kurtuba'dan hareket etti. Önüne çıkan bazı mukavemet unsurlarını saf dışı bıraktıktan sonra Galler bölgesinin merkezi kenti Bordo’ya hareket etti. Kendisine engel olmak isteyen Galler dükü Eudes'i Dordonia nehri yakınlarında ağır bir yenilgiye uğrattı. Bordo kenti müslümanların eline geçti. İslam ordusu bundan sonra ülkenin ikinci mühim şehri Tur’a (Tours) yöneldi. Dük Eudes, bu durumda Frank İmparatorluğu'ndan yardım istemek zorunda kaldı. Asıl makamı hâciplik olmakla beraber imparatorluğun fiili hükümdarı konumundaki Şarl Martel, Galler'in düşmesi halinde sıranın Frank İmparatorluğu'na geleceğini bildiği için, Eudes’in yardım talebine derhal icabet etti ve çok iyi hazırlanmış büyük bir orduyla, İslam ordusunu durdurmak üzere Tur’a hareket etti. İki ordu arasındaki karşılaşma 12/13 Ekim 732 tarihinde gerçekleşti. Savaşın başlarında inisiyatif müslümanların elindeydi. Ancak, bir taraftan Franklar'ın yarma hareketlerinde başarılı olmaları, diğer taraftan ise Abdurrahman el-Gâfikî'nin çarpışmaların en yoğun olduğu bir anda şehit düşmesi, durumu tersine çevirdi. Her iki tarafın da zayiatı ağır olmakla beraber, müslümanların verdikleri şehit sayısı çok daha fazlaydı. Bundan dolayıdır ki, İslam kaynaklarında bu savaşın yapıldığı saha, Balâtü’ş-Şühedâ (Şehitler Düzlüğü) ismiyle anılmaktadır.
Unutulan, unutturulan bir savaş
İslam ordularının gerek Kuzey Afrika'nın, gerekse Endülüs'ün fethi esnasında bir benzerini yaşamadıkları bu mağlubiyet, Endülüs Müslümanlarını derin bir kedere boğdu. Müslüman tarihçiler, gelecek nesillerin böyle acı bir hadiseden haberdar olmalarına engel olmak niyetiyle olsa gerektir ki, eserlerinde bu savaştan pek bahsetmezler. Buna karşılık, hıristiyan kaynakları anılan savaşı Avrupa medeniyetini ve Hıristiyanlığı İslam'ın istilasından kurtaran bir dönüm noktası olarak değerlendirirler. Balâtü’ş-Şüheda ile Müslümanların Avrupa'daki ilerlemeleri bir anlamda durmuş oldu.