Muhammed İkbal, İslam dünyasının yetiştirdiği en önemli şair ve
düşünürlerden biridir.
Lamure Yayınları’ndan çıkan Muhammed İkbal Sözlüğü, İkbal’ın, Batı ve Doğu,
dostluk, ölüm, tevhid, millet, İslam birliği, hilafet, fıtrat, ibadet gibi
onlarca konuda sarfettiği özlü sözleri bir araya getiriyor. İşte o sözlerden
bir tanesi: “Muhammed milleti, zaman itibariyle de sonsuzdur. Zira bu
şerefli millete kıyamete kadar devam vaat edilmiştir.”
Sözlüğü yayına hazırlayan Ahmet Albayrak, Cavidnâme’den Cebrail’in
Kanadı’na, Benliğin Sırları’ndan Arabistan’ın Armağanı’na kadar İkbal’in
bütün eserlerini dikkatle incelemiş. Dikkat halkasına yayınevi de katılmış
ve kitaba gereken özeni göstermiş.
Bu kitabı çok önemli bulduğumu belirtmeliyim.
Lamure Yayınları: 0212 243 61 82
Yunan İşgali’nin Patronu: Zaharoff
Lamure Yayınları’ndan önemli bir kitap daha: Sir Basil Zaharoff’un hayat
hikayesi.
1849 Muğla doğumlu Zaharoff, silah sanayine atılmış ve kısa sürede
Avrupa’nın en zengin isimlerinden biri olmuştur. “Ölüm taciri” olarak da
tanınan bu kişi, Venizelos’un patronluğunu yapmış ve muazzam servetini
Yunanistan’ın hizmetine sunmuştur. Ayrıca, Yunan ordusunu, kendi
fabrikalarında ürettiği silahlarla donatmıştır. Zaharoff’un en büyük rüyası,
Helenizmin gerçekleşmesidir.
Basının karşısına pek çıkmayan, fotoğrafının dahi çekilmesine izin vermeyen
bu esrarengiz Rum, ayrıca İngiltere Başbakanı Loyd George’un da
başdanışmanıdır.
İsmail Çolak’ın kaleme aldığı bu kitap, Zaharoff ve onun Milli Mücadele’deki
rolünü konu alan ve referans niteliği taşıyan Türkiye’deki ilk telif eser
konumundadır.
Ermeni Olaylarının İçyüzü
Hüseyin Nazım Paşa, Zaptiye Nazırlığı yaptığı dönemlerde, Ermenilerle
kararlı mücadelesinden ötürü, Ermeni terör örgütlerinin İkinci
Abdülhamid’den sonraki ilk hedefi olmuş bir isimdir.
Nazım Paşa, oldukça uzlaşmacı ve hoşgörülü bir kişiliğe sahip olmasına
rağmen, haksızlıklara ve Ermenilerin şımarıklıklarına tahammül edememiş ve
bu yüzden, Avrupa basınında, “Ermeni celladı” lakabıyla anılmıştır.
İşte bu güzel paşamızın bizzat yaşayıp da kaleme aldığı hatıraları, Selis
Yayınları’ndan çıktı. Tahsin Yıldırım’ın yayına hazırladığı kitap,
Ermenilerin, dış mihrakların oyunlarına alet olup ne gibi katliamlara imza
attığını göstermesi açısından çok önemli.
Bizim oralarda, “sopaya sürtünmek” diye bir deyim vardır. “İşte gerçek
soykırım” başlıklı yazıyı okursanız, ne demek istediğimi anlarsınız.
Selis Yayınları: 0212 520 05 57
Moğol istilası
Hıristiyan dünyası, Moğolların varlığından haberdar olduğu andan itibaren
onlarla ilgilenmeye başlar. Moğolların tarih sahnesinde görünmeye
başlamasının Haçlı Seferleri dönemine denk gelmesi, hıristiyan batı
dünyasının, bu ilkel gücü İslam alemine karşı kullandığı yolundaki iddiaları
da güçlendirir. Çünkü, Moğol kağanları ile papa arasındaki yazışmalar
bilinen bir gerçektir.
Hülâgû döneminde Moğollar Şam’ı zaptettiklerinde ve şehri girdiklerinde,
Şamlı hıristiyanlara müsamaha göstermişler, hatta bu müsamaha sonucunda
hıristiyanlar Ramazan ayında açıktan açığa şarap içip Müslümanların üzerine
şarap serpmeye cesaret edebilmişlerdir. Bağdat’ı yerle bir eden, tahminen
onbinlerce Müslümanı şehit eden Hülagu komutasındaki Moğol ordusunda iki
büyük komutandan biri olan Kid-Buka da bir hıristiyandır. Yine, Moğol
ordusundaki hıristiyan İberyayıların Müslüman öldürmekte aşırıya gittikleri,
dönemin tarihçilerinin ortak fikridir. Halife Müsta’sım’ın Moğollar
tarafından katledilmesi bile, hıristiyanların bir oyunu olabilir.
Ahmet Özdemir, Moğol İstilası isimli eserinde, bütün bu konulara açıklık
getirmeye çalışıyor.
İz Yayıncılık: 0212 520 72 10 |