| |
Her
geçen gün, birbirimize yabancılaşıyoruz. Sadece birbirimize değil, çevremize
de yabancılaşıyoruz.
Çocuklarımız, hatta gençlerimiz, bir örümcekten bile korkuyor. Bir ağacı
ancak dalında meyve varsa tanıyorlar.
Evet, aynı sokakta oturan insanların birbirini tanımamasından geçtik, aynı
binada oturanlar bile birbirini tanımıyorlar.
Herkes birbirinden habersiz.
Bir mankenin kiminle evlendiğini, bir şovmenin eşini nasıl aldattığını,
falanca futbolcunun kiminle flört ettiğini biliyoruz da, kapı komşumuzun ne
gibi sıkıntısı var, onu bilmiyoruz.
Hal böyle olunca, herkes kendisiyle başbaşa kalıyor.
Herkes, derdini ve acısını tek başına omuzluyor.
Tek tesellimiz, bir kaç akrabamızın olması. Onlar da olmasa...
Günlerden pazar.
Eşim müşahede odasında yatarken, ben de acil servisin lobisinde bekliyorum.
Derken, bir hareketlilik oldu, feryatlar figanlar eşliğinde ağır yaralı biri
acil servise getirildi.
Hasımları tarafından kurşunlanmış.
Göğsüne üç kurşun isabet etmiş.
Durumu çok kritik. Öldü, ölecek...
Hemen acil cerrahiye aldılar. Adeta seferberlik ilan edildi. Doktorlar,
hemşireler...
Beş dakikaya kalmadan, acil servisin içi, ağır yaralının akrabalarıyla
doldu. Kimi ağlıyor, kimi çömelmiş kara kara düşünüyor, kimi de bilgi almak
için doktorların yolunu gözetliyor.
Ve yaralının hanımı...
Kırk yaşlarında...
Nasıl ağlıyor, nasıl ağlıyor...
Gözlerim doldu. Bir anda, bu üzgün topluluğun bir parçası olup çıktım.
İçeride ölüm kalım mücadelesi veren, sanki benim de akrabamdı.
İşte böyle gergin, böyle trajik bir ortamda, iki metre ilerimizden bir kadın
kahkası yükseldi.
Sanki bir kadın gülmedi, bir beygir kişnedi.
O an, insanlığımdan utandım.
Hepimiz sesin geldiği yöne baktık. Danışmada çalışan iki kadın, kendi
aralarında şakalaşıyorlar.
Hiçbir şey umurlarında değil.
Acıyı paylaşmak şöyle dursun, sanki başkasının acısından keyif alıyorlar.
Oradakiler olgun davrandılar da, bir tatsızlık çıkmadı.
Demem o ki: Acıya saygı duymak diye bir şey vardı. Artık o da kalmadı.
Daha önce söyledim, yine söylüyorum: Bizim en büyük sorunumuz,
insansızlıktır!
Başarıya ceza
Nurgül Yeşilçay, “Hiçbir başarı cezasız kalmaz” demiş. Ne güzel, ne anlamlı
bir söz bu.
Refah-Yol Hükümeti, oldukça başarılı icraatlara imza attı. Fakat bu
başarılarından dolayı, 28 Şubat ile cezalandırıldı.
Sadece bu örnek bile, Nurgül Yeşilçay’ın iddiasını haklı çıkarmaya yetiyor. |