İçi yananlar için - Ibrahimtenekeci - 101. Sayfa
İçi yananlar için...
|
İliklerine kadar maddiyatçı olan bir toplumda, ahlak ve maneviyattan
bahsetmek, kışın, soğuk su satmaya benziyor. Takdir edersiniz ki, bu, pek
kârlı bir iş değildir. Çünkü, bir kaç içi yanmıştan başka, sattığınız şeye
ilgi gösteren olmaz. Hatta, birçok insan sizinle dalga geçer. Şahsen benim muhatap kabul ettiğim kişiler, işte o içi yanmışlardır. Şiirlerimi ve yazılarımı onlar için kaleme alırım. İnsanın içinin yanması, bambaşka bir şeydir. Mesela, ocağıma incir ağacı dikmeye çalışanlara, herkesin gösterdiği tepkiyi göstermem. Çünkü inciri severim. Mesela, durumu iyi olanlar, maddi anlamda “kendini kurtaranlar”, bende hep acıma hissi uyandırmıştır. Çünkü Peygamber Efendimizin şu Hadis-i Şerif’i her daim aklımdadır: “Günahların içinde öyleleri vardır ki, onları ne namaz, ne oruç, ne de hac ve zekat paklar. Onları, geçim hususunda çekilen sıkıntılar paklar.” Mesela, arenada, matadorları değil, boğaları tutarım. Bu, hayvanları daha çok sevmemden değil, matadorların hıristiyan olmasından kaynaklanır. Şunu da hemen ekleyeyim: Bugüne kadar, hem Müslüman, hem matador olan birini görmedim, duymadım. Bunun gibi şeyler... Konuyu biraz dağıttığımın farkındayım. Siz bunu, yorgunluğuma verin. Asıl amacım, din değiştirip hıristiyanlığı seçen Tuğçe Kazaz isimli mankeni ve malum medyanın bu konudaki tutumunu yazmaktı. Madem amacımız buydu, o halde gereğini yapalım. Tuğçe Kazaz, Yunanlı bir delikanlıya aşık oluyor ve onunla evlenebilmek için İslam dinini terk ediyor. Terk ediş gerekçesi de şu: “Allah tek ve her yol ona gidiyor.” [Bu bana, dinler arası diyalogcuların üslubunu hatırlattı ya, neyse...] Hadi, bu onun kendi seçimidir, diyelim. [Bir şeyden herkesin aynı derecede nasiplenmesi mümkün değildir. Sözgelimi, Avrupalılar bronzlaşmak için güneşe çıkarlar; Japonlar ve Çinliler ise, beyaz kalmak için güneşten kaçarlar. İslam güneşi de böyledir.] Peki, gazete ve televizyonlarımıza ne oluyor? Bunlar, hangi ülkede ve kimler adına yayın yaptıklarını sanıyorlar? Mesela çok satan gazetelerden birinin Cuma günkü nüshasına bir bakalım: Din değiştirme haberini birinci sayfadan genişçe duyurmuşlar, yetmemiş, ikinci sayfanın önemli bir kısmını da yine bu habere ayırmışlar. Hep olumlu, özendirici cümleler. İslamiyeti seçen hıristiyanların haberleri bu gazetelere pek yansımazken, ne hikmetse, İslamiyeti bırakıp da hıristiyanlığa geçenlerin haberleri, en geniş şekilde duyruluyor. Satır aralarındaki ‘zafer edası’nı sezinlemek mümkün. Televizyonlar farklı mı? Değil. Özel bir kanalda, Tuğçe Kazaz’ın iki arkadaşına, bu gelişmeyi soruyorlar. Her ikisinin de cevabı aynı: “Saygı duymak lazım.” Bence, verilmek istenen mesaj şu: İslamiyeti bırakıp da hıristiyanlığa geçenler, saygı duyulacak bir iş yapmış olurlar. Bütün bunlara şahit olup da içiniz yanmıyorsa, bir şeyler yapma ihtiyacı hissetmiyorsanız, lütfen, beni bir daha okumayınız. |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi