İyi tarafından bakmak - Ibrahimtenekeci - 109. Sayfa
İyi tarafından bakmak
|
Danimarkalı Larsen, uzatma dakikalarında gol atmakla, Türkiye’ye iki puan
kaybettirdi. Bunu biliyoruz. Ama, aynı Larsen, kaç Türk vatandaşının
hayatını kurtardı, bunu bilmiyoruz. Türk milli takımının maçı kazanması
halinde, binlerce insan balkona, pencereye, çatıya çıkacak, sokağa
fırlayacak ve bu galibiyeti kurşun atarak kutlayacaktı. Bu kurşunlardan bir
kaçı, içimizden birilerini bulacak ve ertesi gün, “maganda kurşunu yine can
aldı” haberleriyle karşı karşıya kalacaktık. Şükür ki, böyle bir şey olmadı. İşte, bir şeye iyi tarafından bakma alışkanlığı edindiğimiz zaman, kayıplarımız bile kazanç olarak görülebiliyor. Terör örgütü yandaşlarının Gemlik’te başlatıp Türkiye’nin birçok yerine yaydıkları prokovatif eylemlere iyi tarafından bakarsak; amaçlarına ulaşamamış olduklarını görür ve sevinebiliriz. Çünkü halkımız oyuna gelmedi ve bir iki küçük olay dışında, bir çatışma ortamı oluşmadı. Bir Türk-Kürt çatışması çıkarmak isteyenler, bir kez daha kursaklarındakiyle yetinmek zorunda kaldılar. Dört beş farklı noktada birden başlayan orman yangınlarını düşünün. Karanlık eller, şu veya bu niyetle, söndürülmesi kolay olmasın, daha çok zarar versin diye, ormanı birçok yerinden ateşe verirler. Yangını söndürmek isteyenler, hangi tarafa müdahele edeceklerini şaşırırlar. Pazar günkü olaylar da böyleydi. Ne var ki, bu ülkede yaşayanların millet olma tecrübesi fazlaydı ve yangın, hemencecik söndürüldü. Yalnız, bu yangının çıkış nedenine bakmak lazım. Başbakan Erdoğan’ın “Kürt sorunu vardır” açıklamasından sonra, elbirliğiyle, sanki bütün Kürtlerin temcilcisi HADEP ve PKK imiş gibi bir hava/ortam oluşturuldu. Böylece, bir partinin ya da bir terör örgütünün talepleri, sanki bütün Kürtlerin talepleriymiş gibi algılanmaya başladı. Bu sağlıksız ortamdan güç alanlar, cesaret bulanlar; seslerini daha gür çıkarmaya, olmadık isteklerde bulunmaya başladılar. Bizler, mesela MHP’nin veya DHKP-C’nin söylemlerini, nasıl bütün Türk halkının söylemleri olarak görmüyorsak; HADEP ve PKK’nın söylemlerini de Kürtlerin söylemleri olarak görmemeliyiz. Görürsek, tarihi bir hata yapmış oluruz. Ve bu hatanın bedelini, yetmiş milyon bir araya gelse, yine ödeyemez. Dikkat ederseniz, “yetmiş milyon” diyorum. Türküyle Kürdüyle, Lazıyla Çerkeziyle, bizler, zenginlikleri paylaşmak için değil, çileye ortak olmak için bir araya gelmişiz. Amerikalılar gibi, zenginlikleri paylaşmak için bir araya gelseydik, bunun adı işbirliği olur, biz de millet olamazdık. Fakat çileyi, yokluğu, acıyı paylaşmak için bir araya geldiğimizden, bunun adı işbirliği değil, kader birliğidir. İşte bu yüzden güçlü bir milletiz. Kader birliği yaptığımız için, sadece Hakkari ve Diyarbakır’daki değil, Kırşehir ve Çankırı’daki vatandaşımız da fakirdir. Eğer itiraz konusu olan şey İstanbul gibi gelişmiş illerse, bu illerimizde, sadece Konyalı ya da Sivaslı değil, Siirtli ve Vanlı işadamları da vardır. Yani, sadece fakirliğimiz değil, zenginliğimiz de ortaktır. “Kürt sorunu” olarak adlandırılan, “çözüm önerileri” adı altında çözülmeyi önümüze getiren ve tam bir kaosa dönüşen bu durumdan kurtulmanın tek yolu, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Bingöl konuşmasıdır. Evet, hastalığımızın ilacı budur... |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi