Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Değişen bir şey yok - Ibrahimtenekeci - 111. Sayfa

Değişen bir şey yok...
 

Bir savaşı “zafer” yapan şey, o savaşa ne kadar askerin katıldığı ya da cephede ne gibi başarılar elde edildiği değildir. O savaşı zafer yapan, neleri değiştirdiğidir.
Mesela İstanbul’un fethi bir zaferdir, çünkü bir çağı kapamış, diğerini açmıştır. Malazgirt bir zaferdir, çünkü bir milletin kaderini değiştirmiştir. Mohaç ve Kosova da öyledir.
Buna karşılık, yakın dönemde cereyan eden ve “zafer” diye kutladığımız birçok savaş için, aynı şeyleri söylemek çok zor.
Doğrudur, askeri başarılar kazanılmıştır. Fakat bu başarılar, zafere dönüştürülememiştir.
Şu günlerde “zafer” diye kutladığımız savaşa bir bakalım.
Otuz Ağustos’tan önce, Ege ve Akdeniz’deki birçok kıymetli arazi yabancıların elindeydi. Yabancılara toprak satışının kanunlaşmasıyla, şimdi de, oralardaki ve buralardaki binlerce dönüm kıymetli arazi yabancıların elinde...
Otuz Ağustos’tan önce, ülkemizin önemli sanayi tesisleri ve ürünleri yabancıların elindeydi. Şimdi de, en hayati, en stratejik sanayi kuruluşlarımızı, özelleştirme adı altında yabancılara satıyoruz.
Otuz Ağustos’tan önce, Anadolu’nun illeri ve ilçeleri misyoner kaynıyordu. Otuz Ağustos’tan sonra, sadece iller ve ilçeler değil, köyler de misyonerle doldu.
Otuz Ağustos’tan önce, Ege adaları Yunanlıların ve İtalyanların elindeydi. Yanlış politikalar yüzünden, bu adaların hepsini Yunanistan’a kaptırdık.
Otuz Ağustos’tan önce, Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer alan Musul vilayeti İngilizlerin işgali altındaydı, şimdi de Amerikalıların...
Görülüyor ki, değişen pek bir şey yok. Hatta, aleyhimize değişen bir sürü şey var.
Tabii, suçlu olan, savaşanlar değil; savaştan sonrasını iyi değerlendiremeyenlerdir.
Fransa kralları, yahudi tüccarlardan faizle borç para alırlar ve ödeme günü geldiğinde, onları ülkelerinden kovarlarmış.
Bizde de buna benzer bir şey oldu.
İstiklal Harbi’nde, İslam, bir imkan olarak kullanıldı ve savaş bittikten sonra, bütün kurumlarıyla birlikte sınır dışı edilmeye çalışıldı.
Bence, yukarıda tek tek saydığım ve sayamadığım olumsuzlukların nedeni, İslam’ın belirleyici olmaktan çıkarılması ve Müslümanların sistem dışına itilmesidir...

 

Kamplaşma yüzünden...

Ülkemizdeki kamplaşma yüzünden, her daim, bir tane değil, iki tane doğru vardır. Misal: Salı günü Hürriyet alanlar, o gazetede, “vatandaşın İmam Hatip Liselerine ilgi göstermediği” yönünde bir haber okudular. Aynı gün Vakit alıp okuyanlar, “İmam Hatip Liselerine yoğun ilgi” başlığıyla karşılaştılar.
Sadece Hürriyet okuyan biri iseniz, şu anda, İmam Hatip Liselerine zerre kadar ilginin olmadığına inanıyorsunuz. Sadece Vakit okuyucusu iseniz, tam tersini biliyorsunuz. Bu sıcak örnek gösteriyor ki, Türkiye’de, adına “doğru” dediğimiz şey, kişinin durduğu yere ve konjonktüre göre değişiyor.
Mesela, Lozan Antlaşması, kimine göre zafer, kimine göre büyük bir hezimettir. Kimi, Anadolu’yu kurtardık diye sevinir, kimi şurayı ve şurayı kaybettik diye üzülür. Doğrularımız “bir” olduğu vakit, güçlü bir devletten bahsetmemiz de mümkün olacaktır...
Dedim ki...
Ona dedim ki: “Bana kötülük yapan bir insana asla kin beslemem. Ama sırtımı da dönmem...”