Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 133. Sayfa - Ibrahimtenekeci

Tatile çıkmak, seyahat etmek
 

Üç aylık okul tatilinin yaz mevsimine denk gelmesi, ayrıca yıllık izinlerin daha çok bu aylarda kullanılması; bu günleri, diğer günlere nazaran daha rahat kılıyor.
Evde oturanları saymazsak; yaz mevsiminde kimi tatile çıktı, kimi seyahat etti. (Bizlerin mübarek üç ayları nasıl Recep, Şaban, Ramazan ise; tatil sektörüne yatırım yapanların üç ayları da Haziran, Temmuz, Ağustos’tur.)
Bugün, tatile çıkmak ile seyahat etmek arasındaki farkı, dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Belki seneye, bu yazı birilerinin işine yarar.
Hemen, iki somut örnekle konuya girelim: Diyelim ki, yıllık izine çıktığım vakit, değişiklik olsun diye Van Gölüne gitmeye, göl manzaralı bir otelde kalmaya karar verdim. Yapmam gereken, kalmak istediğim otele telefon edip yer ayırttırmak, otobüsle gideceksem bilet almak, otomobilimle gideceksem depoyu doldurmaktır.
Van Gölüne gittim, balık tuttum, yüzdüm, sandala bindim, rehberler eşliğinde günübirlik turlara katıldım, oteldeki açık büfeyi sık sık ziyaret ettim, güzelce dinlendim, bir şeyler öğrendim, yeni yerler gördüm ve belli bir günün sonunda evime geri döndüm. Evet, bu, tatile çıkmaktır.
Seyahat etmek ise şudur: Bir ya da bir kaç belde seçilir, oralarda görülmeye değer yerler tesbit edilir, bu yerler hakkında bilgi toplanır, fotoğraflar bulunur, bakılır ve sonra bir güzergah belirlenip yola çıkılır.
Mekanımız yine Van Gölü olsun. Gölün çevresindeki ilçelerden birini seçelim. Seçtiğimiz yer, Bitlis’in Ahlat ilçesi olsun.
Arapların Hilat, Romalıların Hilyat dediği Ahlat, Süphan ve Nemrut dağlarına sırtını dayamış, Van gölüne yüzünü dönmüş bereketli bir ovanın üzerine kuruludur.
Hazreti Ömer devrinde, İyâd bin Ganem tarafından İslam topraklarına katılan Ahlat’ın, bugün, küçük bir ilçe olarak hayatını sürdürmesi sizi yanıltmasın.
Kanuni devri vezirlerinden İskender Paşa tarafından yaptırılan İskender Paşa Camii, 1584 tarihli Kadı Mahmut Camii, Şeyh Necmeddin Türbesi, Erzen Hatun, Emir Bayındır, Usta Sagind ve Hasan Padişah Kümbetleri, tarihi Bayındır Köprüsü, Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan ve Kanuni devrinde, Mimar Sinan’ın tamir ettiği Ahlat Kalesi ve hepsinden öte, insanın nefesini kesen Selçuklu mezarlığı... Evet, bütün bunların hepsi, hatta bunlardan daha da fazlası, bu minik ilçemizde bulunuyor.
Bakın, daha Ahlat’a gitmeden, Ahlat’la ilgili birçok şey biliyoruz. Ve oraya gittiğimiz zaman, hiç yabancılık çekmeyeceğiz. Ahlat’taki kıymetli şeyleri, görülmeye değer eserleri kağıt üzerinden bildiğimiz için, yapmamız gereken tek şey, onları tesbit etmek, bu farklı atmosferi solumak olacaktır...
Şu anda, bu yazı vesilesiyle iki kere Van Gölüne gittik. İki gidiş arasındaki fark, tatile çıkmak ile seyahat etmek arasındaki farktır. Tatile gittiğimiz yeri, ancak gittikten sonra biliyoruz. Seyahat ettiğimiz yerleri ise, gitmeden önce...
Ayrıca, tatile çıkmak için maddi durumumuzun, seyahat etmek için de kültür durumumuzun iyi olması gerekiyor.
Hamiş: Tatile çıkanlar, daha çok kendi fotoğraflarını çektirirler. Seyahat edenler ise, tarihi eserlerin, doğal güzelliklerin ve başka insanların fotoğraflarını çeker...