Birçok kötü şey gibi - Ibrahimtenekeci - 135. Sayfa
Birçok kötü şey gibi, mezhep savaşları da
hıristiyan dünyasının icadıdır
|
Avrupa’da, mezhep savaşları yüzünden milyonlarca hıristiyan feci şekilde
hayatını kaybetmiştir. Mezhep savaşı yüzünden, Avrupa, yüzyıllar boyu
yaşanmaz bir hale gelmiş; koca coğrafya, adeta bir mezbahaneye dönmüş,
hıristiyanlar, koyun keser gibi birbirlerini kesmişlerdir. Hıristiyan dünyasındaki mezhep ayrılığı öyle bir noktaya ulaşmıştır ki, Ortodoks olan Bizanslılar, “başımızda katolik papaz görmektense, Osmanlı sarığı görürüz daha iyi” demişlerdir. Zaten Katoliklerin de Bizanslılara ciddi bir yardım girişimi olmamıştır. Almanya’nın her iki cihan harbinde de ısrarla İngiltere ve Fransa’ya saldırması, özellikle İngiltere-Almanya arasındaki gerginlik/rekabet, biraz da mezhep farkı yüzündendir. Mezhep savaşı Avrupa’da halen devam etmektedir ve bu savaşın en gözle görüleni İrlanda’dadır. Dolayısıyla, mezhep savaşları ve mezhep ayrılığını kullanma konusunda, Avrupalılar çok tecrübelidir. [Zihinsel anlamda, Amerika Birleşik Devleti ile Avrupa arasında bir fark yoktur, dolayısıyla ikisi de aynı şeydir.] İslam dünyasında ise mezhepler savaşı hiçbir zaman olmamıştır. Bunun en büyük nedeni, mezheplerin birbirine dünyevi anlamda üstünlük kurma gibi bir gayelerinin olmayışıdır. Çünkü İslam dünyasında, Batı’daki mezhep kavgalarında yaşanan kitlesel ölümlerin aksine, genelde teorik tartışmalar yaşanmıştır. Cenk sahasında kalleşçe değil, ilim sahasında mertçe yapılmıştır hem de. Özellikle kelam ve akaid ilimlerinde önde gelen alimler, tezlerini kabul ettirmek için kılıca değil, kaleme ve kelama sarılmıştırlar hep. Öyle ki bununla ilgili çok enteresan olaylar da vuku bulmuştur. Örneğin Buhara’da yaşayan bir kelam alimi, Bağdat menşeli bir kelam tezini çürütebilmek ve Hak bildiğini anlatabilmek için eşek sırtında altı ay yolculuk yaparak Bağdat’a gelip, rakip gördüğü kelam alimine; “Senin dediğin yanlıştır. Şu nakillere veya şu varsayımlara göre benim görüşüm doğrudur” dedikten sonra eşeğine atlayıp altı ayda Buhara’ya geri dönmüştür. Yine, biz Müslümanlar, kavga eden iki Müslüman gördüğümüzde, bu kişilerin mezheplerine göre değil, haklı olup olmadıklarına göre tavır alırız. Bunun en güzel örneğini yine Millî Gazete vermiştir. Irak-İran savaşını az çok bilenler, şunları da bileceklerdir: Irak, Batılıların kışkırtması ile devrimden yeni çıkmış İran’a saldırmıştı ve haksızdı. Hıristiyan dünyası, Irak ordusunu silahlandırmak için yarışa girmişti ve bu silahlar İran ordusuna karşı kullanılıyordu. Yine, birçok bölgede Irak ordusu, İran ordusuna karşı kimyasal silah kullanmıştı ve bu silahları onlara veren de, kullanmalarına ses çıkarmayan da batılılardı. Bir günde, binlerce İran askeri, zehirli gazlar yüzünden hayatını kaybetmişti. Millî Gazete’nin o dönemdeki nüshalarını bilenler ya da inceleyenler, bu gazetenin, haksız olanın karşısında durduğunu ve saldıraya maruz kalanları desteklediğini görürler. Eğer mezhep taassubumuz olsaydı, tam tersinin yapılması gerekirdi. Şimdilerde, Irak haklı, bir “mezhep savaşı”nın içine sürüklenmek isteniyor. “Avrupalıların mezhep savaşı çıkarma konusunda uzmanlaştığını” söylemiştik. Irak’ta öldürülen din adamları, bombalanan camiler de, inancıma göre, bu uzmanlığın bir parçası. Delil isteyenlere, 6 Kasım 1920 tarihinde, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a çok gizli olarak çekilen şu satırları gösterebilirim: “Sünniler ile Şiiler arasındaki zıtlık büyüktür, biz bu zıtlığı daha da geliştirebiliriz.” Evet, ortada bir oyun olduğu, Müslümanlara kötü bir tuzak kurulduğu kesin. Yoksa, hangi Müslüman, bomba yüklü araçla yüzlerce çocuğun içine dalıp aracı havaya uçurur ve 28 çocuğun ölmesine neden olur? [Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Fakat bu örnekleri çoğaltmak, acımızı çoğaltmakla eş anlamlıdır.] Sözün sözü, Müslümanların birbirine girmesinden kim kâr edecekse, bu oyunun mimarı da odur. Bizlere düşen ise, bu oyunun bir parçası olmamak, Müslümanları uyarmak ve oyuncuların kim olduğunu ifşa etmektir. Bir şey daha: Geçen hafta bugün, “Doğu’da patlayan, Batı’da patlayacak olan” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yazıdan iki gün sonra, Kuşadası’nda patlama oldu. Kimi okuyucularım keramet gösterdiğimi düşünse de, bunun kerametle falan bir ilgisi yok. Çünkü, bu tür şeyleri tahmin etmek çok zor değil. Dünkü manşetimize ve medya sayfamızdaki iktibaslara bakarsanız, neyin ne olduğunu ve ne olacağını görürsünüz... |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi