Kulliyatlar - 139. Sayfa - Ibrahimtenekeci
Doğu’da patlayan, Batı’da patlayacak olan
| Şu
günlerde, Irak’ta öldürülen Amerikan askeri sayısı, Doğu illerimizde şehit
olan Mehmetçikten daha az. Demek oluyor ki, Doğu bölgemizde, savaştan daha
beter bir şeyle karşı karşıyayız. Bundan bir iki sene önce, yaralanan bir Mehmetçik bile gazetelerin birinci sayfasına yansırken, şimdi, üç beş askerimizin şehit edilmesi dahi fazla bir haber değeri taşımıyor. Hep birlikte görüyoruz, daha doğrusu göremiyoruz. Gazetelerimizde, Londra’da, patlamadan yaralı olarak kurtulan bir kadın bile, üç dört Mehmetçiğin cenazesinden daha fazla yer kaplıyor. Televizyonlarda, ağaçta mahsur kalan(?!) bir kedinin itfaiye erleri tarafından alkışlar eşliğinde yere indirilmesi bile, şehit haberlerinin, hem sıralama, hem vakit olarak önüne geçiyor. Galiba, askerlerimizin haince şehit edilmesini kanıksamaya başladık. Bundan daha acı ne olabilir? Ayrıca, asıl tehlikenin bu olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim. Doğu illerimizde, her yere mayınlar, patlayıcılar döşenirken, toplu taşıma aracı olan trenlere bile saldırılar düzenlenirken, buralarda neler oluyor? Şöyle şeyler oluyor: Bölücü örgüt tarafından dört askerimizin şehit edildiği günün akşamı, Yeşilpınar mahallesinde, ana cadde üzerinde, dokuz on araçtan oluşan bir konvoy gördüm. Henüz hava kararmamıştı, insanlar dışarıdaydı. Konvoydakiler, bir yandan bölücü örgüt bayraklarını açmış sallıyor, bir yandan da habire korna çalıyorlardı. Sanki, tuttukları takım şampiyon olmuş da, onu kutluyorlar. Çok gücüme gitti. Çok canım yandı. O an, çok kötü şeyler düşündüm. Çünkü ortada, vicdanı olan herkesi tahrik eden, etmesi lazım gelen bir görüntü vardı. Yoldan, oğlu Doğu’da şehit olmuş bir annenin/babanın ya da ağabeyini teröre kurban vermiş bir delikanlının geçtiğini düşünün. Allah muhafaza. Mahallenin sakinlerinden birine, “bunlara kimse bir şey demiyor mi” diye sordum. “Sürekli böyleler, sıkıysa biri bir şey desin” diye cevap verdi. Artık, bunun ne anlama geldiğini varın siz hesaplayın. Evet, oralarda bombalar patlıyor, buralarda ise birileri, halkın arasında bomba gibi dolaşıyor. Korkum şu ki, her an toplumsal bir patlama yaşanabilir. Artık, birilerinin aklını başına alma vakti geldi de geçiyor bile.
İngilizlerin gizli yazışmaları Kaptan Wartres Taylor’un İngiliz Dışişleri Bakanlığına verdiği rapordan,
1907 Sofya’daki İngiliz Büyükelçisi M. C. Findley’den İngiliz Dışişleri Bakanı
Edward Grey’e, 2 Ağustos 1910 Belgrad’daki İngiliz Büyükelçisi Ralph Paget’ten İngiliz Dışişleri Bakanı
Edward Grey’e, 28 Eylül 1911 İstanbul’daki İngiliz Büyükelçiliği Müsteşarı Mr. Marling’den İngiliz
Dışişleri Bakanı Edward Grey’e, 3 Eylül 1912 General H. Bax İronside’den İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’e, 28
Ekim 1912 İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi Gerald Lowther’den İngiliz Dışişleri
Bakanı Edward Grey’e, 7 Kasım 1912 İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’den Paris’teki İngiliz Büyükelçisi
Francis Bertie’ye, 23 Ocak 1913 |
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi