Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 139. Sayfa - Ibrahimtenekeci

Doğu’da patlayan, Batı’da patlayacak olan
 

Şu günlerde, Irak’ta öldürülen Amerikan askeri sayısı, Doğu illerimizde şehit olan Mehmetçikten daha az. Demek oluyor ki, Doğu bölgemizde, savaştan daha beter bir şeyle karşı karşıyayız.
Bundan bir iki sene önce, yaralanan bir Mehmetçik bile gazetelerin birinci sayfasına yansırken, şimdi, üç beş askerimizin şehit edilmesi dahi fazla bir haber değeri taşımıyor. Hep birlikte görüyoruz, daha doğrusu göremiyoruz.
Gazetelerimizde, Londra’da, patlamadan yaralı olarak kurtulan bir kadın bile, üç dört Mehmetçiğin cenazesinden daha fazla yer kaplıyor. Televizyonlarda, ağaçta mahsur kalan(?!) bir kedinin itfaiye erleri tarafından alkışlar eşliğinde yere indirilmesi bile, şehit haberlerinin, hem sıralama, hem vakit olarak önüne geçiyor.
Galiba, askerlerimizin haince şehit edilmesini kanıksamaya başladık. Bundan daha acı ne olabilir? Ayrıca, asıl tehlikenin bu olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Doğu illerimizde, her yere mayınlar, patlayıcılar döşenirken, toplu taşıma aracı olan trenlere bile saldırılar düzenlenirken, buralarda neler oluyor? Şöyle şeyler oluyor: Bölücü örgüt tarafından dört askerimizin şehit edildiği günün akşamı, Yeşilpınar mahallesinde, ana cadde üzerinde, dokuz on araçtan oluşan bir konvoy gördüm. Henüz hava kararmamıştı, insanlar dışarıdaydı.
Konvoydakiler, bir yandan bölücü örgüt bayraklarını açmış sallıyor, bir yandan da habire korna çalıyorlardı. Sanki, tuttukları takım şampiyon olmuş da, onu kutluyorlar.
Çok gücüme gitti. Çok canım yandı. O an, çok kötü şeyler düşündüm. Çünkü ortada, vicdanı olan herkesi tahrik eden, etmesi lazım gelen bir görüntü vardı.
Yoldan, oğlu Doğu’da şehit olmuş bir annenin/babanın ya da ağabeyini teröre kurban vermiş bir delikanlının geçtiğini düşünün. Allah muhafaza.
Mahallenin sakinlerinden birine, “bunlara kimse bir şey demiyor mi” diye sordum. “Sürekli böyleler, sıkıysa biri bir şey desin” diye cevap verdi. Artık, bunun ne anlama geldiğini varın siz hesaplayın.
Evet, oralarda bombalar patlıyor, buralarda ise birileri, halkın arasında bomba gibi dolaşıyor. Korkum şu ki, her an toplumsal bir patlama yaşanabilir.
Artık, birilerinin aklını başına alma vakti geldi de geçiyor bile.

İngilizlerin gizli yazışmaları
Şu sıralar, fazla yorum yapmadan, olan biteni sizlere aktarmaya çalışıyorum. Bugün ve yarın aktaracaklarım, İngilizlerin 1900 ile 1920 arasında, bu topraklarda yapıp ettikleri ve Türkler hakkındaki düşünceleri. Sadece parantez içindeki cümleler bana ait.  [İbrahim Tenekeci]
Kaynak: Ö. Andaç Uğurlu editörlüğünde bir kurul tarafından hazırlanan ve Örgün Yayınlarından çıkan Türkiye’nin Parçalanması ve İngiliz Politikası adlı kitap.

Kaptan Wartres Taylor’un İngiliz Dışişleri Bakanlığına verdiği rapordan, 1907
Abdülhamid İtalyanlara güvenmez ve onların Trablusgarp konusundaki düşüncelerini bilir, fakat kendisi hayatta olduğu sürece oraya bir şey yapmayacaklarından emindir.
[Nitekim, Abdülhamid Han tahtan indirildikten sonra, İtalyanlar Trablusgarp’a asker çıkarmış ve bu bölgeyi işgal etmişlerdir.]

Sofya’daki İngiliz Büyükelçisi M. C. Findley’den İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’e, 2 Ağustos 1910
Gizli- Ünlü Makedonyalı çete reisleri Bulgarlar tarafından serbest bırakılmış, Türk bölgelerinde harekete geçmiş. Bulgar dışişleri ise Osmanlı Hükümetini suçluyor. “Osmanlı Hükümeti çetelere karşı hiçbir şey yapmıyor. Osmanlıların kötü yönetimi yüzünden Bulgarlar sıkıntı çekiyor” diyorlar. Gerçekte, Bulgarların şikayete hiç hakkı yok. Bütün vahşeti yapan kendileri. Osmanlı Hükümetinin ve Bulgaristan’daki Türklerin hiç suçu yok. Şimdi Türkler bu suçlamalarla Avrupa’daki bütün prestijini kaybedecekler.
[Bugün, Müslümanlara yapılan da budur. Olayı kendileri planlıyor, yapıyor ve suçu Müslümanların üzerine atıp bundan kazanç elde ediyorlar.]

Belgrad’daki İngiliz Büyükelçisi Ralph Paget’ten İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’e, 28 Eylül 1911
İtalya ile Türkiye arasındaki durum, Balkanlarda endişeyle izleniyor. Türkler, Trablus’ta İtalyan isteklerini kabul etmek zorundadırlar. Bir silahlı çatışmayı kesinlikle kaybedecekler ve bunu gören Balkan devletleri de yer kapacaktır.
[Doğru tahmin. Türkler İtalyanlara karşı galip gelemediler, bu savaşı fırsat bilen Balkan devletleri, hep birlikte Osmanlının üzerine çullandılar.]

İstanbul’daki İngiliz Büyükelçiliği Müsteşarı Mr. Marling’den İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’e, 3 Eylül 1912
Yalnız Balkanları ve Avrupa’yı değil, Arapları, Ermenileri, Kürtleri ve diğer ırkları da imparatorluktan ayırmaya çalışmalıyız.

General H. Bax İronside’den İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’e, 28 Ekim 1912
Nüfusu dört milyon olan Bulgaristan 434 bin kişilik ordu hazırladı. Sırp ve Yunanlılar tarafından da buna yakın bir ordu oluşturuldu. Bu orduların başarısı durumunda, Avrupa’yı önemli sorunlar beklemektedir.
[Doğru bir tahmin daha. Balkan ülkeleri başarılı olmuş ve Balkan Savaşlarının hemen peşinden Avrupa’yı kana bulayan Birinci Dünya Savaşı başlamıştır.]

İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi Gerald Lowther’den İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’e, 7 Kasım 1912
Bulgar Kralı, bu savaşın bir Haçlı Seferi olduğunu açıkladı. Bulgarlar, yolları üstündeki Müslümanları öldürüyorlar.

İngiliz Dışişleri Bakanı Edward Grey’den Paris’teki İngiliz Büyükelçisi Francis Bertie’ye, 23 Ocak 1913
Ermeni sorununun şu sırada ortaya çıkarılması uygun değildir. Küçük Asya konusunu daha uygun bir zamanda ele alırız.
[Net bir şekilde, Ermeni olaylarında İngiliz parmağı olduğunu gösteren bir belge.]

Devam edecek