Dün, İngilizlerle [ve Amerikalılarla] ilgili yazılarıma devam edeceğimi belirtmiştim - Ibrahimtenekeci - 140.
İngiltere ve Amerika’nın Doğu illerimizde yapıp ettikleri
|
Dün, İngilizlerle [ve Amerikalılarla] ilgili yazılarıma devam edeceğimi belirtmiştim. Türkiye’nin Parçalanması ve İngiliz Politikası isimli kitabı yarına bırakıp bugün, İttihat ve Terakkî’nin Doğu Politikası isimli kitaba, daha doğrusu kitaptaki İngiliz ve Amerikan oyunlarına değineceğim. Bu çok önemli kitabın yazarı Dr. Erdal Aydoğan. Yayınevi ise Ötüken. Kitap, 1908 - 1918 yılları arasını kapsıyor. Bu dönemde, Doğu illerindeki Ermeni olayları ve Kürtlerin durumu, kitabın başlıca konusu. Kitabın son sayfalarında yer alan bir iki cümleyi yazımızın giriş bölümüne koyarak başlayalım: “İttihat ve Terakkî Fırkası, bölgede Kürtlere büyük önem vermekteydi. Çünkü Rusya ve İngiltere’nin Kürtlerle ilgili planları bulunmakta idi. Kaderlerini Türklerle birleştirmiş olan bu Müslüman unsurun koparılması, her şeyin sonu olabilirdi.” [Sayfa 366] Yine, “İttihat ve Terakkî Fırkası’nın Kürtlere bakışı; Ermeni, Arnavut, Arap gibi azınlıklara bakışıyla aynı değildi. Çünkü İttihat ve Terakki, Kürtleri, büyük Türk ailesinin bir kolu olarak görmüş, bu yüzden de onları azınlık değil, Osmanlı ülkesinin birinci sınıf vatandaşı ve sahibi olarak kabul etmişti.” [Sayfa 164] Yine; “Vilayet-i Şarkiyye’de yaşayan Ermeni, Asuri, Süryani, Nasturi gibi etnik unsurların gayrimüslim ve kendi kavimlerine izafeten isimlendirilmesinde bir sıkıntı olmamasına rağmen, Müslümanlar arasında etnik ayrım kabul edilmediğinden, isimleri zikr edilmemiştir. Bunlar ise Türkler, Araplar, Kürtler, Lazlar, Çerkezler vs’dir.” [Sayfa 154] Bu örneklerden de anlaşılıyor ki, Osmanlı Devletinin Kürt sorunu diye bir meselesi yoktu. Çünkü, Türk sorunu yoktu. Ayrıca, “Halifeliğin Kürtler için çok büyük bir önemi vardı ve Müslümanlar ile hıristiyanlar arasındaki artan çelişkiler, halife padişaha karşı varolan bağlılık duygularını daha da güçlendirmiştir.” [Sayfa 160] “Kürt grupları padişah iradesine bağlı ve padişah meşrûiyetini hiçbir zaman tartışma konusu dahi yapmamışlardır.” [Sayfa 160] Bu arada, “Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Hükümeti’nin yayınladığı Cihat Fetvası Kürtlerin üzerinde etkili olmuş, en azından hükümetin yanında yer almaları hususunda beklenen etkiyi vermişti. Özellikle aşiretlerin bu çağrıyı Müslüman-Hıristiyan savaşı olarak algılamış olmaları, onların gayri nizami güçlerinden yararlanılmasına sebebiyet vermiştir.” [Sayfa 163] Peki, Türkler ve Kürtler uyum içinde yaşayıp gidiyorken, nasıl oldu da birden bire ‘ayrılık rüzgarları’ esmeye başladı? “İngiltere’nin Kürt Politikası” bölümüne bakınca, bu sorunun cevabını bulmakta güçlük çekmiyoruz. “Uluslararası boyutta bir Kürt Meselesi çıkarma gayretleri, daha çok İngiliz ve Rus politikalarıyla örtüşmekteydi. Bunun için de özel eğitimli İngiliz ajanları Kürt toplulukları içine girerek onları kazanmak için çalışmışlardır.” [Sayfa 166] İngiltere’nin amacı, tıpkı Ermeni Meselesi gibi suni bir Kürt Meselesi yaratarak, Osmanlı devletini yok etmekti.” [Sayfa 165] “İngiltere, Kürt meselesinde uzmanlaşmış elemanlarını Anadolu’ya göndermiş ve bunlardan sürekli raporlar istenmiştir. Mesela bir rapordaki şu ifade dikkat çekicidir: ‘Hükümetimizin niyeti Türkleri ne olursa olsun zayıf duruma düşürmek ise, Kürtleri onlardan ayırmak hiç de fena bir fikir değildir. Bu da mümkündür.” [Sayfa 167] Buraya kadar yazdıklarımız, daha doğrusu yorumsuz olarak kitaptan aldıklarımız nasıl bir oyunun tezgahlandığını gösteriyor. Tabii aynı oyun Ermeniler için de tezgaha konuldu. Artık çok iyi biliyoruz ki, Ermenilerin başka yerlere iskan edilmesinin sorumlusu, Osmanlı Devleti değil, Amerika ve Rusya’dır. “Özellikle Ermenilerin bölücü ve ayrılıkçı istekleri, büyük problemler yaşanacağının ilk işaretleriydi. Bu dönemde Ermeniler, Rus ajanlarının tahriki ve Amerikalı misyonerlerin verdiği demokrasi içerikli bilgilerle bağımsızlık istemekteydiler.” [Sayfa 133] “Küçük kasabalar ve kimsenin ayak basmadığı vilayetlerde bile Amerikan misyonerlerinin yoğun bir şekilde bulunduğu görülüyordu. Amerika, Ermenileri kendine hedef olarak seçmiş, onlar arasında faaliyet göstermeyi tercih etmiştir.” [Sayfa 131] ABD, bugün, demokrasi ve insan hakları bahanesi ile nasıl Irak’ı işgal etmişse, o yıllarda da, yine aynı bahanelerle Ermenileri ayaklandırmıştır. Yazıya noktayı koymadan evvel, bu değerli bilgileri edinmeme ve paylaşmama vesile olan Dr. Erdal Aydoğan’a teşekkür ederim. |
|||||
|
|
|||||
|
|
|
|
|
|
|
İslami Okul Okulların En Önemlisi