Patlayan bomba değil - Ibrahimtenekeci - 141. Sayfa
Patlayan bomba değil, İngiltere’nin
tekerleğidir
|
Simurg Kitabevi’nden İngiliz Devlet Arşivlerindeki gizli belgelerden
hazırlanan Türkiye’nin Parçalanması ve İngiliz Politikası isimli 664
sayfalık kitabı aldım, oradan çıktım, başka bir kitapçıya girdim ve o
kitapçıda, Londra’daki patlama haberini sıcağı sıcağına öğrendim. [Kitap,
1900-1920 yıllarını kapsıyor.] Haberi duyar duymaz, haritaya bakma ihtiyacı hissettim. Ama İngiltere’nin değil, İslam dünyasının haritasına! Haritayı açın ve bölgemizdeki sorunlu yerlere bir bakın: Kıbrıs’a, Filistin ve Kuzey Irak’a, Keşmir ve Kuveyt’e. Buralardan en son çekilen işgalcinin İngiltere olduğunu göreceksiniz. Yine de masum insanların öldürülmesine karşıyım. Fakat, bugüne kadar öldürülen insanların da suçlu olmadığını belirtmek isterim. Bir hafta kadar önce, Tatvan-Elazığ seferini yapan bir trenimizi bombaladılar, altı güvenlik görevlisini şehit ettiler. Olay, toplu taşıma aracına yapılan bir saldırıydı, daha fazla insan ölebilirdi.* Garip olan şu ki, hiçbir batılı devlet, bu barbar saldırıyı kınamadı. Türkiye ise, Londra’da bombaların patlamasından hemen sonra, saldırıyı “şiddetle” kınayan ilk ülkelerden biri oldu. Bunun yanlış olduğunu söylemiyorum, ama ortada bir yanlışlığın olduğunu söyleyebilirim. Dünya, insana her şeyi gösterir. Bir örnek: Çanakkale Savaşında, Türk ordusu, İngilizlere geçit vermemişti. Takvimler 1922’yi gösterdiğinde ise, bu kez, Mustafa Kemal komutasındaki Türk ordusu Trakya’ya geçmek istedi, ama Boğazları ve İstanbul’u işgal eden İngilizler Türklere izin vermedi. İngilizlerin durumu da biraz bu örneğe benziyor. 1900’lü yıllarda, ajanları ve işbirlikçileri ile bombalama eylemi yapan, özellikle Ortadoğu’daki demiryollarını hedef alan İngilizler; bugün, metrolarına konan bombalar yüzünden hayatlarını kaybediyorlar. Elbette üzülüyoruz, ama “yumruk atan, yumruk yemeyi göze almıştır” sözünü hatırlatmadan da edemiyoruz. Neyse, biz kitaba dönelim. Örgün Yayınevi tarafından basılan kitap, bir kurul tarafından hazırlanmış. Oldukça ciddi bir çalışma. Kitabın önsözünden öğrendiğime göre, İngiliz Devlet Arşivinde, “Türkiye” genel başlığı altında bin ciltten çok belge bulunuyormuş. Kitabın girişinde, Arnold J. Toynbee’nin uzunca bir yazısı var. O yazıdan bir cümle alarak kitaba girmek istiyorum: “İngiliz kamuoyu, Balkan Savaşları sırasında Türk davasına düşmanlık göstermişti.” Balkan Savaşında, Yunan, Bulgar ve Sırp çetelerinin, hapishanelerden özellikle bırakılan azılı mahkumların, Türk köylülerine ne gibi kötülükler yaptığını düşünürseniz; [Rumeli’den Anadolu’ya göç etmiş olanlar, bu hikayeleri mutlaka büyüklerinden dinlemişlerdir] İngiliz kamuoyunun nasıl bir vicdana sahip olduğunu öğrenmiş olursunuz. Kitapta, tüylerimizi diken diken edecek gizli belgeler var. İngilizlerin niyetlerini ortaya çıkaran bu belgeleri, yazışmaları; hepimizin bilmesi, okuması gerekiyor. Özellikle, Avrupa Birliği sevdasına kapılan devlet büyüklerimizin! [Bazı belgeleri, Düşünce sayfamızda yayınlayamayı düşünüyorum.] Londra’daki patlamalarla ilgili yorum yapan yerli ve yabancı gazeteciler, suçu Müslümanların üzerine yıkmakta gecikmediler. Ne var ki, İngiltere’nin Amerika’nın** dış politikasını destekleme konusunda gönülsüzlük göstermesi ve Bush’la yeni maceralara girmek istememesi, meseleye bakışımı değiştiriyor. Belli ki, birileri, İngiliz hükümetini ve halkını, tekrar Amerika’nın saflarına çekmek istiyor. Çünkü İngiltere’siz bir Amerika, iskeletsiz bir insana benzer. Ayrıca, Amerika’nın savunması, kıyılarından değil, ta İngiltere’den başlar. Tekrar kitaba mı dönelim, yoksa Londra’ya mı bağlanalım, inanın şaşırdım. Tabii, olayları iyi okuyabilmemiz için Amerika’ya da değinmemiz gerekiyor. Yazımıza yarın devam edelim.
* Bu satırların yazarı da, 1991 yılında Tatvan-Elazığ trenine binmiş,
bölücü örgütün demiryoluna döşediği mayın erken bulunduğu için, gözünü
hastahanede ya da mezarda açmamıştır. |
|||||
|
|
|||||
İslami Okul Okulların En Önemlisi