Rakiplerimizi tanıyalım - Ibrahimtenekeci - 153. Sayfa
Rakiplerimizi tanıyalım...
|
|
Bazı boş vakitlerimde, Beyoğlu ve Kapalıçarşı’daki iki dükkanda oturuyorum. Dükkan sahipleri, turistlere yönelik hediyelik eşya satıyorlar. Haliyle, her daim Amerikalı, İngiliz, Fransız, Sırp, Bulgar... turistlerle iç içe oluyoruz. Turistler, yaşlısıyla genciyle, sürekli gülüyor, etrafına neşe saçıyor, oldukça sempatik görünüyorlar. Hepsi dünya tatlısı... Gibi. Hatta bazıları, rehberlerinden ya da kitapçıklardan kaptıkları bir iki numarayla, dükkana Türkçe selam vererek giriyorlar. “Selamün aleyküm” diyenine bile rastladım. Bol bol şirinlik... İşte bu şeker gibi görünen insanlar ve bu insanların yetiştirdiği çocuklar; Afganistan’da düğün evini, Sudan’da ilaç fabrikasını, Irak’ta bebek maması imal eden tesisleri bombalamaktan çekinmiyor; önlerine çıkan ilk fırsatta, Müslümanlara olmadık zulümler yapıyorlar. Daha geniş bilgi için bakınız işkence fotoğrafları. Dolayısıyla, ne kadar şirin görünse de, yüzünüze karşı gülse de, sempatik olsa da, gavur her zaman gavurluğunu muhafaza ediyor. Yani, içindeki kötülük özünü, Müslümanlara olan kinini hiçbir zaman kaybetmiyor. Kafaları kime bozulursa, şeytani güçlerini kullanıp hemen o ülkeye ambargo uyguluyor, ilaç ve gıda girişini bile engelliyorlar. Çocuklar aç kalmış kalmamış, hastalar ilaç bulmuş bulamamış, insanların çalışıp rızıklarını temin ettiği fabrikalar parça almış alamamış; hiçbiri umurlarında olmuyor. Varsa yoksa kötülük... İki üç gündür, Bosna’daki cinayet görüntülerini izlemeye çalışıyoruz. Altı Boşnak’tan dördünü öldürüp ikisine taşıttırıyorlar, sonra kalan iki genci de katlediyorlar. [Osmanlı tarihini okuyanlar iyi bilir ki, Boşnaklar eğer isteseydi, şu anda yeryüzünde bir tane bile Sırp kalmazdı.] Hiçbir Müslüman, düşmanına, hele silahsız ise, böyle bir şeyi yapmamıştır, yapmaz da. Fakat, defalarca gördüğünüz gibi, masum ve savunmasız insanlar karşısında bile, gavur her zaman gavurluğunu gösteriyor. Çünkü merhamet duygusundan yoksunlar. Acıma duygusunu, ancak canları yanınca hatırlıyorlar. Sadece Müslümanlara değil, yeri geldiği zaman, kendilerinden olanlara bile zulmediyorlar. Kapitalizmi, faşizmi, sömürgeciliği, velhasıl, kötü ve insanlığa zararlı olan ne varsa, hepsini onlar icat etti: Atom bombasından borsaya kadar... [Dünyaya o kadar bağlılar ki, Hazreti İsa’nın şu sözünü hiç hatırlamıyorlar: “İnanan bir insanın kalbi hem bu dünyanın, hem de öteki dünyanın sevgisini aynı anda taşıyamaz. Tıpkı, bir kabın hem ateşi, hem de suyu taşıyamayacağı gibi.”] Yüzyıllarca beraber yaşadıkları toplumları bile, ilk fırsatta arkadan hançerliyor, kendilerini korumuş ve kollamış kişilere ihanet etmekten çekinmiyorlar. [Daha geniş bilgi için bakınız Ermeniler, Rumlar, Bulgarlar, Sırplar, Yunanlılar...] Allah, sanki bu insanların kalplerini söküp almış. Habire sevgiyi ve merhameti öne çıkaran, sanki Hazreti İsa değil. Demek ki bunların İsa peygamberle de bir ilgileri kalmamış. Bunlar, her şeylerini şeytana satmışlar. Ve bizler... Dikkat etmiş olmalısınız; Müslümanlar, hıristiyanların yüzüne güldükçe, hoşgörü ve diyalog dedikçe, onlarla yakınlaştıkça; onlar daha da barbarlaşmaya, gaddarlaşmaya, merhametsiz olmaya başladılar. Çünkü gülücüklerimiz, onları cesaretlendiriyor. O halde, surat asmak hakkımız! Bu yazıyı okuyup da “Yahudileri unuttunuz” diyenler olabilir. Hatırlatalım: “Küfür tek millettir!” Kaynağından... - Hattat Sami Efendi, Osmanlı’nın son dönemine damgasını vurmuş sanatçılardan biridir. Büyük bir titizlikle yazdığı yazıları uzun süre tashih eden Sami Efendi’nin, “ne kadar zamanda yazmış diye sormazlar; kim yazmış diye sorarlar” dediği rivayet edilir. [Kaynak: Metafor Dergisi, sayı 2, sayfa 39] - Amerikan havayolları, uçuş esnasında yolcularına sunduğu kahvaltılarda, her tabaktan bir zeytini kaldırarak, bir yılda kırk bin dolar kâr etmiştir. [Kaynak: Gökkuşağı Dergisi, Erzurum] - Bir mermer atelyesi gördüm; tabelasında “Tash” yazıyordu. Bir iç giyim mağazası gördüm; tabelasında “Efendy” yazıyordu. İnternette “Kardesh” isimli bir rumuz gördüm vs vs... Artık, sadece yabancı kelimeleri bire bir kullanmıyor, Türkçe kelimeleri de yabancılaştırıp kullanıyoruz. Üstelik, ‘taşra’ diye tanımladığımız yerlerde bile bu böyle! [Kaynak: Alibeyköy ve Silahtar semtleri] -Osmanlı Devleti, İttihatçılar eliyle Birinci Dünya Savaşına sürüklendiği vakit, yabancı kaynaklar; Enver, Talat, Cemal üçlüsüyle ilgili şu yorumu yapmışlardır: “İttihatçılar, çok büyük bir oyuna girmiş küçük aktörlerdi.” [Kaynak: Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı, Ziya Nur Aksun, Ötüken Yayınları] |
||||
|
|
|||||
|
|
|
|
|
|
|
İslami Okul Okulların En Önemlisi