Kulliyatlar - 28. Sayfa - Muvahhidlerinakidesi
Mi'rac
Mi'raç mucizesi, yegâne önderimiz Rasulullah (s.a.s.)'ın hicretinden 1 veya 1.5 yıl önce, Receb ayının 27. Gecesi, Allah'ın izin ile gerçekleşmiştir... 52 yaşının içinde olan Rasulullah (s.a.s.) O gece Ümmü Hanî'nin evinde misafir idi...
Şehid İmamımız İmam Ebu Hanife (rh.a.) "El-Fıkru'l-Ekber" adlı eserinde şöyle der:
"Mi'rac haberi haktır. Onu, reddeden sapık bir bid'atçı olur.[1]
Allâme Aliyyu'I-Karî (rh.a.) "Fıkh-ı Ekber şerhinde şunları beyan eder:
"Rasul-ı Ekber (s.a.s.)'in uyanık iken, cesediyle göğe, oradan Allah Teâlâ'nın dilediği yüksek makamlara çıkması hak ve sabittir. Bu husus, müteaddid yollardan rivayet edilen hadislerle sabittir. Kim ki, bu haberi reddeder, onun iktiza ettiğine inanmazsa, o kimse sapıktır, bid'at sahibidir. Yani, sabıklık ile bid'atı bir araya cem'et-miştir.
'el-Hülâsa' adlı kitabda varid olmuştur ki, kim Mi'rac'ı inkâr ederse, o kimseye bakılır. Eğer Mekke'den, Beyt,i Makdis'e kadar olan İsra'yı inkâr etmişse, o kimse kâfirdir. Eğer Beyt-i Maksid'den itibaren vuku bulan Mi'rac'ı inkâr ederse, o kimse kâfir olmaz. Çünkü Mescid-i Hafam'dan, Mescid-i Aksâ'ya kadar olan İsrâ, ayetle sabittir. Bu ise, Kat'i delildir. Beyt-i Makdis'den itibaren vuku bulun Miraç ise, Sünnet'le sabittir ki, bu rivayet ve dirayet bakımından zannî delildir.[2]
İmam Tahâvi (rh.a) "El-Akîdetu't-Tahâvîyye" adlı eserinde, Mi'rac mucizesini şu şekilde değerlendirir:
"Mi'rac haktır. Peygamber (s.a.s.) gece yolculuğuna götürüldü ve uyanıklık halinde şahsiyetle semaya çıkarıldı. Daha sonra Allah'ın dilediği bazı yüce makamlara götürüldü. Allah kendisine, oralarda dilediği şeyle ikramda bulundu ve kuluna vahyetmiş olduğu o şeyleri vahyetti.[3]
İmam Ömer en-Nesefi (rh.a) "Metnu'l-Akâid" de ki tesbiti şöyledir:
"Allah Teâlâ'nın Rasulünün, uyanık iken bedeni ile önce semâya, sonra Alİah Teâlâ'nın dilediği kadar yüclik-lere Mi'racı haktır."
Allâme Sa'düddin Taftazânî (rh.a.) "Şerhu'l-Akâid" adlı eserinde bu metni şerhederken şöyle diyor:
"Meşhur haberle sabittir. Onun için Mi'rac'ı inkâr eden (kâfir olmasa da) bid'atcı sayılır.
Mescid-i Haram'dan Beyt-i Makdis'e, Mekke'den Kudüs'e kadar olan İsrâ ve Mi'rac Kat'idir. Kur'ân'la sabittir. [4] Fakat Arş'dan semaya, yerden göğe vaki olan İsra ve Mi'rac, meşhur haberlerle sabittir.[5]
Rabbimiz Alİah şöyle buyurur:
"Bir kısım ayetlerimiz kendisine göstermek için kulunu, bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren O (Allah) yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.[6]
Ebu Hüreyre (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"(İbadet için) şu üç mcesidden başkasına yolculuk edilmez.
El-Mescidu'1-Harem, Mescidu'r-Rasul ve Mescidu'l-Aksa.[7]
Rasulullah (s.a.s.)'in azadlısı Meymunc (bint Sa'd, r.anha)dan şöyle demiştir:
Ben (bir gün):
Ya Rasulullah, Beytu'l-Makdis (Mescid-i Aksa) hakkında bize fetva ver, dedim.
Buyurdu ki:
(Orası) Mahşer (kıyamet günü) yeridir. Oraya varıp içinde namaz kılınız. Çünkü onda kılınan bir namaz, başka yerde kılman bin namaz gibidir."
Ben:
Eğer oraya kadar yolculuk etmeye gücüm yetmezse, ne edeceğimi haber verir misiniz? diye sordum.
Buyurdular ki:
Sen, ona zeytin yağını hediye edersin, aydınlatılmasında kullanılır. Kim bunu. yaparsa, oraya varmış gibi olur.[8]Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor:
Rasulullah (s.a.s.) -Mescid-i Haram'dan götürüldüğü
İsrâ gecesinde, İliya şehrinde, yani Kudüs'te kendisinde birinde şarab, diğerinde süt dolu iki kadeh getirildi. (Ve:
Bunlardan istediğini seç, denildi.)
Rasulullah (s.a.s.) ikisine baktı da sütü aldı.
Cibril, Rasulullah'a:
Seni fıtrata hidayet eden Allah'a hamdolsun. Şayet şarabı alsaydm, ümmetin azacaktı, dedi.[9]
Enes b. Malik (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
Bana, Burak'ı getirdiler -Bu, merkebten büyük, katırdan küçük uzun ve beyaz bir hayvandı. Adımını, gözünün görebildiği en son noktaya koyardı. -Ben, buna binerek Beyt-i Makdis'e geldim ve Burak'ı, benden önceki peygamberlerin hayvan bağladıkları halkaya bağladım. Sonra Mescide girerek orada iki rekat namaz kıldım. Sonra çıktım. Derken bana Cibril (a.s.) bir kap dolusu şarab bir kap dolusu da süt getirdi. Ben, sütü ihtiyar ettim.
Bunun üzerine Cibril (a.s.):
Fıtratı seçtin, dedi.
Sonra beni semaya çıkardı.[10]
Enes b. Malik (r.a.)dan.
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
Sonra Beyt-i Makdis'e girdim. Bütün peygamberler yanıma toplandı. Cibril beni, öne geçirdi. Onlara imamlık yaptım. Sonra en yakın semaya çıkarıldım.[11]
Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
"O'nu (bu Kur'ân'ı) üstün (oldukça çetin) bir güç sahibi (Cebrail) öğretmiştir.
(Ki, O,) görünümüyle çarpıcı bir güzelliğe sahihtir. Hemen doğruldu.
O, en yüksek bir ufuktaydı.
Sonra yaklaştı, derken sarkıverdi.
Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha da yakınlaştı.
Böylece O'nun kuluna, vahyettiğini vahyetti.
O'nun gördüğünü gönül yalanlamadı.
Yine de siz, görmüş olduğu üzerinde O'nunla tartışacak mısınız?
Andolsun, O'nu bir de diğer inişte görmüştü.
Sitretu'l-Munteha'nın yanında
Ki, Cennetu'l-Me'va onun yanındadır.
Sidre'yi örten, örtmekte iken,
Göz kayıp şaşmadı ve (sınırı) taşmadı.
Andolsun, O, Rabbi'nin en büyük ayetlerinden olanını gördü.[12]
Enes İbn Malik (r.a.) tahdis etti ki, Malik İbn Sa'saa (r.a.) şöyle demiştir:
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
"Bir keresinde ben, Beyt'in (Kabe'nin) yanında uyurla uyanık arası bir hâlde bulunuyordum."
Rasulullah, burada iki kişi arasındaki adamı (kasded-erek) zikretti ve şöyle devam etti:
"Derken bana, içine iman ve hikmet doldurulmuş altından bir tas getirildi. Göğüsten karının alt tarafına kadar yarıldı. Sonra karın Zemzem suyu ile yıkandı. Sonra hikmet ve iman ile dolduruldu. Ve bana, katırdan küçük, eşekten büyük beyaz bir hayvan getirildi ki, O Burak'tır. Akabinde ben, Cibril'in beraberinde gittim. Nihayet alt
semaya vardık.
Kim o? denildi.
Cibril'dir, dedi.
Yanındaki kimdir?
Cibril tarafından:
Muhammed'dir, diye cevab verildi.
O'na, buraya gelsin diye (davet) gönderildi mi? diye soruldu.
Cibril:
Evet, dedi.
Merhaba gelen Zat'a! Bu gelen kişinin gelişi ne güzeldir! denildi.
Müteakiben Âdem'in yanına geldi ve O'na selam verdim.
Oda:
Merhaba sana, oğul ve peygamber, dedi.
Akabinde ikinci semaya vardık.
Kimdir o? denildi.
Cibril'dir, dedi.
Yanındaki kimdir? denildi.
Cibril:
Muhammed'dir, dedi.
O'na (gelsin diye) haber gönderildi mi? denildi.
Cibril:
Evet, gönderildi, dedi.
Merhaba O'na hoş geldi, Sefa geldi -bu gelenin gelişi ne güzeldir, denildi.
Akabinde ben, İsa ve Yahya (peygamberlerin) yanına vardım.
Onlar:
Merhaba sana, kardeş ve peygamber, dediler.
Sonra üçüncü semaya vardık,
Kimdir o? denildi.
Cibril'dir, dedi.
Beraberindeki kimdir? denildi.
Cibril:
O Muhammed'dir, dedi.
O'na (Vahy ve Mi'rac daveti) gönderilmiş midir? denildi.
Cibril:
Evet (gönderilmiştir) dedi.
Merhaba O'na ve bu gelen kişinin gelişi ne güzeldir, denildi.
Akabinde ben, Yusuf'un yanma vardım ve O'na selam verdim.
Oda:
Merhaba sana, bir kardeşten ve peygamberden, dedi.
Sonra dördüncü semaya vardık.
Kimdir o? denildi.
Cibril'dir, dedi.
Berebarindeki kimdir? denildi.
Cibril tarafından:
Muhammed'dir, denildi.
O'na (Mi'rac daveti) gönderilmiş midir? denildi.
Cibril:
Evet, gönderilmiştir, dedi.
Merhaba gelen Zat'a ve bu gelenin gelişi ne güzeldir, denildi.
Ben, İdris peygamberin yanına vardım ve O'na selam verdim.
Oda:
Bir kardeş ve bir peygamberden merhaba, dedi.
Sonra beşinci semaya vardık. .
Kimdir o? denildi.
Cibril'dir, dedi.
Berebarindeki kimdir? denildi.
Muhammed'dir, denildi.
O'na davet gönderilmiş midir? denildi.
Cibril:
Evet (gönderilmiştir) dedi.
Merhaba O'na ve bu gelen Zat ne güzel yolcu, denildi.
Akabinde biz, Harun'un yanma geldik. Ben, O'na selam verdim.
Oda:
Merhaba sana, bir kardeş ve bir peygamberden, dedi.
Sonra altıncı semaya vardık.
Kimdir o? dfenildi.
Cibril'dir, dedi.
Beraberindeki kimdir? denildi.
Cibril tarafından:
Muhammed'dir, denildi.
O'na (davet) gönderilmiş midir? Bu gelen kişiye merhaba ve O'nun bu gelişi ne güzeldir, denildi.
Akabinde ben, Musa'nın yanma vardım ve O'na selam verdim.
Oda:
Bir kardeşten ve bir peygamberden sana merhaba, dedi.
Ben, Musa'yı bırakıp geçince Musa ağladı. Musa'ya:
Seni ağlatan nedir? denildi.
Musa:
Ya Rabb, benden sonra peygamber gönderilen bu genç ki, O'nun ümmetinden cennete girecekler, benim ümmetimden cennete gireckelerden daha faziletlidir (de ona ağlıyorum) dedi.
Sonra yedinci semaya vardır.
Kimdir o? denildi.
Cibril'dir, dedi.
Yanındaki kimdir? denildi.
Muhammed'dir, denildi.
O'na, davet gönderilmiş midir? Bu gelen Zat'a merhaba, bu gelen kişi ne güzel yolcu denildi.
Akabinde ben, İbrahim peygamberin yanma vardım ve O'na selam verdim.
Oda:
Bir oğul ve peygamber merhaba sana, dedi.
Sonra bana, "el-Beytu'1-Ma'mur" gösterildi. Ben, Cibril'e bunu sordum.
Cibril:
Bu, el-Beytu'1-Ma'mur'dur. Hergün Onun içinde yet-mişbin Melek namaz kılar. Ondan çıktıkları zaman artık bu, onların son girişidir. Bir daha oraya dönmezler, dedi.
Bana, "Sidretu'I-Müntehâ" da gösterildi. Bir de gördüm ki, Sidre ağacının yemişleri sanki Yemen'in Hecer şehri destileri gibi, yapraklan ise fillerin kulakları gibidir. Sidre'nin dibinde dört nehir vardır. İki batın nehir, iki zahir nehir. Ben, Cibril'e bunları sordum.
Cibril:
Batın olan iki nehir cennettedir. Zahir olan iki nehir ise, Nil ve Fırat nehirleridir, dedi.
Sonra benim üzerime (hergün) elli namaz farz kılındı. Ben, bunları kabul ettim ve Musa'ya geldim.
Musa:
Ne yaptın? dedi.
Üzerime elli namaz farz olundu, dedim.
Musa:
Ben insanları, senden daha iyi biliyorum. Ben, israil oğullarını sıkı bir denemeye tabi tuttum. Senin ümmetin her gün elli namaza takat getirmez. Onun için
Rabbine dön de hafifletmesini iste, dedi. Ben de döndüm ve hafifletmeyi istedim. Rabbim, namazları kırk yaptı. Sonra evvelki gibi Musa'ya, akabinde Rabbime gidip yine hafifletme istedim. Sonra Rabbim, namazları otuz yaptı. Sonra yine bundan önceki gibi Musa'ya akabinde Rabbime gidip hafifletme istedim. Bu sefer Rabbim, namazları yirmi yaptı. Sonra yine Musa'ya ve akabinde Rabbime gidip hafifletme istedim. Bu sefer Rabbim namazları on yaptı. Sonra Musa'ya geldim. O da, yine hafifletme istememi söyledi. Bu sefer Rabbim, namazları beş yaptı. Akabinde Musa'ya geldim.
Musa:
Ne yaptın? dedi.
Rabbim, namazları beş yaptı, dedim.
Musa, önceki gibi yine hafifletme istememi söyledi.
Ben, Musa'ya:
Hayırla, selamette kal (ben, bu beşi kabul ediyorum) dedim.
Akabinde Allah tarafından:
Ben, beş vakit namazla farizamı imza ve infaz ettim ve kullarımdan fazlasını hafiflettim. Ben, güzelliği on kat ile karşılarım, diye nida olurdu. [13]
Cabir b. Abdullah (r. anhıma)'dan:
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"(Mescid-i Aksa'ya sefer ettiğimi söylediğimde) Kureyş, beni yalanlayınca, Mcscid-i Haram'a gidip Hicr'de ayakta durdum. Müteakiben Allah bana, Beytu'l-Makdis ile gözümün arasındaki mesafeyi kaldırdı da (onların sordukları soruları) Mescid-i Aksa'ya bakarak, onun alametlerinden Kureyş'e haber vermeye başladım.[14]
Şehid İmam Ebu Hanife (rh.a.) "El-Fıkhu'I-Ekber" adlı eserinde şöyle der:
"Peygamberin mucizeleri ve velilerin kerametleri haktır. Ancak haberlerde belirtildiği üzere İblis, Fir'avun ve Deccal gibi Allah düşmanlarına aid olan, onların şimdiye kadar vukuva gelmiş ve gelecek hallerine, mucize de, keramet de demeyiz. Bu, onların hacetlerini yerine getirmedir (yani istidrac, hızlan ve ihanettir). Zira Allah, düşmanların hecetini onları derece derece cezaya çekmek ve sonunda cezalandırmak şeklinde yerine getirir. Onlar da, buna alda-narak azgınlık ve küfürde haddi aşarlar. Bunların hepsi de caiz ve mümkündür.[15]
[1] İmam-ı Azam'ın Beş Eseri, sh.72.
[2] İmam-ı Azam, Fikh-ı Ekber Şerhi, sh.300-301.
[3] Dr. Arif Aytekin, A.g.e.sh.46, md.39.
[4] Bkz. İsrâ, 17/1
[5] Taftazânî, A.g.e.sh.307-313.
[6] İsrâ, 17/1.
[7] Sahih-i Buharı, Kitabu Fadli's-Salat fî Mescidi Mekke ve'1-Medine, B.l. Hds.l.
Sahih-i Müslim, Kitabu'1-Hacc, B.95, Hds.511-513.
Sünen-i İbn Mace, Kitabu İkametu's-Sala, B.196, Hds. 1409-1410.
Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'l-Menasik, B.94-95, Hds. 2023.
Sünen-i Nesei, Kitaburl-Mesacid, B.10, Hds.700.
Sünen-i Dârimî, Kitabu's-Salat, B.132, Hds.1428.
İmam Malik, Muvatta; Kitabu'1-Cuma, Hds.16.
[8] Sünen-i İbn Mace, Kitabu İkametu's-Sala, B.196, Hds.1407. Not: "Mecmuau'z-Zevaid" de şöyle denilmiştir:
"Bu hadisin senedi sahih, ravileri sika zatlardır," Sünen-i Ebu Davud, Kitabu's-Salat, B.14, Hds.457. Ahmed b.Hanbel, Müsned, c.6, sh.463.
[9] Sahih-i Buhârî, Kitabu't-Tefsir, B.182, Hbr.230. Kitabu'î-Eşribe, B.ll, Hbr.28.
Sahih-i Müslim, kitabu'1-Eşn' a, B.10, Hbr.92.
[10] Sahih-i Müslim, Kitabu'Uiman, B.74, Hds.259 ve 264.
[11] Sünen-i Neseî, kitabu's-Salat, B.l, Hds. 450.
[12] Necm, 53/5-18.
[13] Sahih-i Buharı, Kitabu Bed'il-Halk, B.6, Hds. 17. Kitabu'l-Enbiya, B.7, Hds.17. Kitabul Menakıbu'UEnsar, B.41, Hds. 107. Sahih-i Müslim, Kitabu'1-İman, B.74, Hds.259-272. Sünen-i Neseî, Kitabu's-Salat, B.l, Hds. 447-450. Sünen-i Tirmizî, Kitabu Tefsiru'l-Kur'ân, B.18, Hds.3336-3340 (İsrâ Sûresi), B.53, Hds. 3492-3500 (Necm Sûresi), B.81, Hds.3566 (İnşirah sûresi). İbn Hişam, A.g.e.c.2, sh.48,ud. İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, c.3, sh.166, vd. İbnü'1-Esir, A.g.e.c.2, sh.52, vd.
[14] Sahih-i Buhârî, Kitabu Menakıbi'l-Ensar, B.40, Hds. 106. Kitabu't-Tefsir, B.182, Hds.231.
Sahih-i Müslim, Kitabu'1-İman, B.75, Hds.276 ve 278.
[15] İmam-ı Azam'ın Beşe Eseri, sh. 69.
Geniş bilgi için bkz. İmam-i Azam, Fıkh-ı Ekber şerhi, sh, 213-220.
İslami Okul Okulların En Önemlisi