Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kıyametin Zamanını Ancak Allah Bilir - Muvahhidlerinakidesi - 35. Sayfa

Kıyametin Zamanını Ancak Allah Bilir

 

Rabbimiz Allah şöyle buyuruyor: "Kıyamet saatinin bilgisi, şübhesiz Allah kalındadır.[1] "

Kıyamet  saatinin  ilmi,  O'na döndürülür (havale edilir)..[2]

"Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçek­leşeceğini) sorarlar. De ki: 'Onun ilmi, yalnızca Rabbimin katındadır. Onun süresini, O'ndan başkası açıklayamaz. O, göklerde ve yerde ağırlaştı. O, size apansız bir gelişten başkası değildir. Sanki sen, ondan tümüyle haberdarmışsm gibi sana sorarlar. De ki: 'Onun ilmi, yalnızca Allah'ın katındadır. Ancak insanların çoğu bilmezler.[3]

"Ancak onlar, kıyamet saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlar?" [4]

"Ne zaman demir atacak?" sana kıyamet saatini soruyorlar. Onunla ilgili bilgi vermekten yana, sende ne var ki... En sonunda O (ve onunla ilgili bilgi) Rabbine aiddir. Sen, yalnızca ondan içi titreyerek korkanlar için bir uyarıcısın.

Onu gördükleri gün, sanki bir akşam veya bir kuşluk vaktinden başkasını yaşamamış gibidirler.[5]Ebu Hüreyre (r.a.)'dan. Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Kıyamet vakti, Allah'dan başka kimsenin bilemeye­ceği beş şeyin içindedir (yani beş şeyden biridir):

"Kıyamet saatinin bilgisi şübhesiz Allah'ın katındadır. Yağmuru yağdırır, rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç kimse de hangi yerde öle­ceğini bilmez. Hiç şüphesiz Allah, bilendir, haberdardır.[6]

Emirü'l-Mü'minin İmam Ömer İbnu'l-Hattab (r.a.)'dan.

O zat (Cibril):

Bana, kıyametten haber ver? dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

"Bu mes'elede sorulan, sorandan daha âlim değildir" buyurdu.[7]

Enes b. Malik (r.a.)'dan.

Bir adam, Rasulullah (s.a.s.)'e:   

Ya Rasulullah, kıyamet ne zaman (olacak)? diye sordu.

Oda:

Sen, onun için ne hazırladın?" buyurdu.

O zat:

Ben, kıyamet için çok namaz, çok oruç ve çok sadaka hazırlamadım. Lâkin ben, Allah'ı ve Rasulünü seviyorum,

Rasulullah (s.a.s.):

"Sen, sevdiklerinle beraber olacaksın" buyurdu.[8]



[1] Lokman, 31/34.

[2] Fussilet, 41/47.

[3] A'raf, 7/187.

[4] Muhammed, 47/18.

[5] Naziat, 79/42-46.

[6] Sahih-i Buhârî, Kitabu't-Tefsir, B.237, Hds.297. Sahih-i Müslim, Kitabu'1-İman, B.2, Hds.7. Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B.25. Hds.4044.

[7] Sahih-i Müslim, Kitabu'1-Iman, B.l, Hds.l.    

Sahih-i Buhârî, Kitabu'1-İman, B.37, Hds.43.

'Kitabu't-Tefsir, 3Î-Lukman Sûresi, Hds.297.

Sünen-i Ebu Davud, Kitabu's-Sünnet, B.17, Hds.4695.

Sünen-i Tirmizî, Kitabu'1-İman, B.4, Hds.2738.

Sünen-i İbn Mace, Mukaddime, B.9, Hds.63-64.

Sünen-i Neseî, Kitabu'1-İman, B.6, Hds.4958.

[8] Sahih-i Buhârî, Kitabu'1-Edeb, B.96, Hds.195.

Kitabu'l-Ahkam, B.10, Hds.17.

Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Birri ve's-Sıia, B.50, Hds. 163.

İmam Müslim (rh.a.)'ın kaydındakı ziyade:

Enes demiş ki:

İslâm'dan sonra artık Rasulullah (s.a.s.)'in: hâlde sen, sevdiklerinle berabersin." Sözünden daha çok

hiçbir, şeye sevinmedik.

Enes şöyle demiş:

İşte ben de, Allah ile Rasulünü ve Ebu Bekir'le Ömer'i sevi­yorum. Onların amelleri gibi amel etmediysem de, onlarla beraber olmayı ümit ediyorum. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'z-Zühd, B.38, Hds.2493. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'1-Edeb, B. 121, Hds.5126. Sünen-i Dârimî, Kitabu'r-Rikak, B.71, Hds.2790. İmam Buhârî, Edebü'i-Müfred, B.162, Hds. 350. Kadı iyaz, Şifa-ı Şerif, sh.310.