Kulliyatlar - 40. Sayfa - Muvahhidlerinakidesi
Ahiret Hayatı
Ba's
Şehid imamımız İmam Ebu Hanife (rh.a), "El-Vasiyye" adlı eserinde şöyle der:
"Allah, bu nefisleri, ölümden sonra da elli bin sene miktarınca tutan günde, [1]ceza, sevab ve haklarının edası için diriltilir.
"Şübhesiz Allah, kabirlerde bulunanları diriltir.[2] ayeti, bu hususu belirtir.[3]İmam Ömer en-Nesefı (rh.a)'m "Metnu'l-Akâid" de yer alan:
"Ba's haktır" cümlesini şerh eden Allâmü Sa'düddin Taftazânî (rh.a) şöyle diyor:
"Ba's, öldükten sonra dirilmek, aslî parçalarını bir araya getirerek ve ruhları da buna iade ederek, Allah Teâlâ'nm ölüleri mezardan çıkarmasıdır.
Ba'sın naklî delili:
"Sonra siz, kıyamet günü diriltileceksiniz.[4]
"De ki: 'Onları (ölüleri), ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek.[5]
Cesetlerin hasredileceğim ve diriltileceğim kesinlikle ifade eden bunun gibi daha pekçok nass mevcuddur.[6]
Rabbimiz Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur:
"Hayır, kalkış (kıyamet) gününe yemin ederim.
Ve yine hayır, kendini kınayıp duran nefse de yemüı ederim.
İnsan, onun kemiklerini Bizim kesin olarak bir araya getirmeyeceğimizi mi sanıyor?
Evet, onun parmak uçlarını dahi derleyip (yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz.[7]
"Ayetlerimize karşı inkâra sapanları şübhesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten Allah, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.[8]
"Kendi yaratılışını unutarak, bize bir örnek verdi, dedi ki: 'Çürümüş, bozulmuşken bu kemikleri kim diriltecekmiş?'
De ki: 'Onları, ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.'
Ki O, size, yeşil ağaçtan bir ateş kılandır, siz de ondan yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmaya kadir değil mi? Elbette (öyledir). O, yaratandır, bilendir.
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: 'Ol, demesidir, o da, hemen oluverir.
Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah), ne yücedir. Siz, O'na döndürüleceksiniz.[9]
Bu ayet-i kerimelerin inzal sebebi olan olayın, şu olay olduğu beyan edilir:
Ebu Malik (r.a) anlatıyor:
Ubeyy b. Halef el-Cumhiyye, elinde çürümüş bir kemikle Rasulullah (s.a.s)'e geldi ve onu, iki elinin arasında ufaltıp dedi ki:
Ey Muhammed, şu, çürüdükten sonra Allah, onu diriltir mi?
O da, buyurdu ki:
"Evet, Allah, onu diriltir ve seni öldürür sonra diriltir. Sonra cehennem ateşine sokar."
Bu ayet, bundan dolayı inmiştir.[10]
Bu konudaki ayetlerinde Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
"Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi, topraktan yarattık. Sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyon), sonra yaratılış biçimi belli-belirsiz bir çiğnem et parçasından, size (kudretimizi) açıkça göstermek için. Dilediğimizi adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi, bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da ergenlik çağına ulaşmanız için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmemesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığı) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün. Fakat biz, onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titireşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
İşte böyle, şübhesiz Allah, hakkın kendisidir ve şübhesiz Ölüleri diriltir ve gerçekten herşeye güç yetirendir.[11]
"İnsan, demektedir ki: 'Ben, öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağız?'
İnsan, önceden hiçbir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu?"[12]
"Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, yalnızca tek bir kişi(yi yaratıp sonra diriltmek) gibidir. Şübhesiz Allah, işitendir, bilendir.[13]
"Onlar görmüyorlar mı ki, gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan (Allah), ölüleri de diriltmeye güç yetirir. Hayır, gerçekten o, herşeye güç yetirendir.[14]
"Yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O'dur. Bu, O'na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O'nundur. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.[15]
Ebu Hüreyre (r.a)'dan.
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
"Yüce Allah şöyle buyurdu:
Âdemoğlu, beni yalanladı, hâlbuki beni yalanlamak, ona yakışmazdı. Bazısı da, bana sövdü, halbuki bana sövmek ona yakışmazdı.
Âdemoğlunun beni yalanmasına gelince:
Beni iîk defa yarattığı gibi Allah beni, öldükten sonra tekrar yaratamaz, sözüdür.
Halbuki ilk yaratma, benim üzerime ikinci defa yaratmaktan daha kolaydır.
Âdemoğlunun bana sövmesine gelince:
Allah, bir çocuk edindi, sözüdür.
Halbuki ben, Ahadım, Samedim, doğurmadım ve doğuruİmadım ve hiç bir kimse benim dengim olmamıştır.[16]
Ebu Hüreyre (r.a)'dan.
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
"İnsandan her parça çürür. Yalnız kuyruk, sokumunda-ki bir parça (Acbu'z-Zeneb) çürümez. İkinci yaratma o parça içinde terkib edilir (tekrar ondan yaratılır.)" [17]
Cabir b. Abdillah (r.anhuma)'dan
Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:
"Her kul, öldüğü hâl üzere diriltilecektir.[18]
Rabbimiz Allah şöyle buyurur:
"Göğün ve yerin O'nun emriyle durması da, O'nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden (kabirden) bir (kere) çağırma ile çağırdığı zaman, hemencecik siz (bir de bakarsınız ki) çıkarılmışsınız.[19]
[1] Melekler ve Ruh (Cebrail), O'na, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir." Mearıc, 70/4.
İmam Taberî (rh.a.) şöyle der:
"Abdullah b. Abbas, İkrime, Katade ve Dehhak'a göre bu ayet, kıyamet gününü beyan etmekte ve kıyamet gününün elli bin yıla denk bir gün olduğunu açıklamaktadır. Ve ayetin izahı şöyledir:
Melekler ve Ruh, Allah'ın yaratıkları arasında verdiği hükmü bitirdiği gün, O'nun huzuruna varacaklardır. O günün süresi ise, eili bin yıla denktir."
Et-Taberî, A.g~e.c.8, sh.422.
İbn Kesir, A.g.e.c.14, sh.8101, vd.
Ebu Said (r.a.)'dan.
Rasulullah (s.a.s.)'e:
Mikdarı elli bin yıl olan bir günde" kavli ile kasdedîlen bir
gün, ne uzun bir gündür? Denildi.
Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"Nefsim elinde olan (Alİah) a yemin ederim ki, o gün
mü'min için çok hafifletilir. Öyle ki, dünyada iken kıldığı bir
farz namazdan daha hafif olur."
İbn Kesir, A.g.e.c.14, sh.8102. İmam Ahmed b. Hanbel
(Müsned, c.3, sh.75)'den.
Et-Taberî, A.g.e.c.8, sh.423.
İmam er-Rûdânî, Cemu'l-Fevaid, c.5, sh.383, Hds.9988-
9989. Ahmed b. Hanbel ve Ebu Ya'lâ'dan
[2] Hacc, 22/7
[3] İmam-ı Azam'ın Beş Eseri, sh.76.
[4] Mü'minun, 23/16
[5] Yasin, 36/79
[6] Taftazânî, Kelâm İlmi ve İslâm Akâidi-şerhu'l-Akâid, sh.254.
[7] Kıyame, 75/1-4.
[8] Nisa, 4/56.
[9] Yasin, 36/78-83.
[10] imam el-Vahidî, Esbâb-ı Nüzul, sh.416.
Abdulfettah el-Kadî, Esbâb-ı Nüzû!, sh.329.
Et-Taberî, A.g.e.c.7, sh.61.
İbn Kesir, A.g.e.c.12, sh.6773.
[11] Hacc, 22/5-6.
[12] Meryem, 19/66-67.
[13] Lokman, 31/28.
[14] Ahkaf, 46/33.
[15] Ayrıca bkz.Bakara 2/259-260. Bakara, 2/55-56.
[16] Sahih-i Buhârî, Kitabu't-Tefsir, 112-Kul huvallahu ahad sûre si, Hds.497 ve B.364, Hds.498.
Kitabu Bed'il-Halk, B.1, Hds.3.
Sünen-i Neseî, Kitabu'l-Cenaiz, B.117, Hds.2080.
İbn Kesir, A.g.e, c.9, sh. 4498-4499. İbn Ebu Hatim'den.
[17] Sahih-i Buharı, Kitabu't-Tefsir, B.257, Hds.336.
Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Fiten, B.28, Hds.142-143. Sünen-i Ebu Dauud, Kitabu's-Sünnet, B.24, Hds.4743. Sünen-i Neseî, Kitabu'l-Cenaiz, B.117. Hds.2079. İmam Malik, Muvatta; Kitabu'l-Cenaiz, Hds.48.
[18] Sahih-i Müslim, Kitabu'l-Cenne, b.19, Hds.83. Sünen-i ibn Mace, Kitabu'z-Zühd, B.26, Hds.4229. İmam Suyutî, Camiu's-Sagır Muhtasarı, c.3, sh.392, Hdas. 3752 (9036). Ahmed b. Hanbel, Müsned ve Hakim, Müstedrek'den.
[19] Rum, 30/25
İslami Okul Okulların En Önemlisi