Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Tutukluluk "Metin, Osman, Ömer, Muzaffer - Külliyat - Sehadedvemetinyuksel - 11. Sayfa

Tutukluluk

 

"Metin, Osman, Ömer, Muzaffer.. Saniyenin yüzde biri kadar kısa bir zaman par­çasının kurbanları!..

Ya biz..

Değil milyonlarca saniyeler üstüste birikmiş bir sürü yılların...

Dünümüzü bugünümüzden ayırdetmek ne müm­kün. Günden güne kokuşuyoruz kısır siyaset çe­kişmeleri içerisinde TV'nin karşısında bürokrasi çar­kının arasında. Hepimiz memuruyuz şu kahrolası paçavra düzenin. Asıl yükümlülüğümüzü unut­turdular bize, unutuverdik biz de. Geçim kaygusu, çoluk çocuk kaygusu ve en nihayet can kaygusu. Hem sonra ibadet özgürlüğümüz var minarelerden halâ ezanımız aslına uygun okunuyor. Yetmez mi İslâm'ın bu son kalasında Müslümanlara tanınan imtiyaz!..

Metin karın boşluğundaki iki kurşunla yetmez diyor. Heniz 18 yaşında ve yetmez diyor. Da­rüşşafaka Lisesi'nde inancının kavgasını veriyor. Osman, Ömer, Muzaffer de öyle. Tığ gibi delikanlı. Muzaffer'in bugün akranlarından farklı olarak ta­şıdığı bir şey var üzerinde. Sol omuzundaki kurşun. Farketmez diyor, tutukluğumuz geçer belki. O kur­şun bugün senin benim omuzumda değil de Mu­zafferin omuzunda ise biraz düşünmek gerek. Şeytanın komandoları kurulu düzenlerine çomak sok­mak isteyenlere aman vermiyor çünkü. Bir gün oku­lun kapısında evinin önünde veya yolda...

Yıldırmak, korkutmak, sindirmek ve nihayetinde öldürmek için aman vermiyorlarl.

Sebep ne biliyor musunuz?...

Tutukluğumuz.

Bir anlık tutukluk birikmiş bir sürü yılların te­zahürü.

Bir türlü ateş almıyoruz, kurşun namludan fır­lamıyor bir türlü.

Bir şeylerimiz eksik, bir yerlerimiz aksıyor ve bu durum çoğunun hoşuna gidiyor: Namluya sürülmüş atışa hazır ve fakat patlayamıyoruz bir türlü. Vu­rulan hep biz oluyoruz, pas tutan hep biz oluyoruz, çürüyen hep biz oluyoruz.

Metin, Osman, Ömer, Muzaffer. Bizim tu­tukluğumuzun kurbanları..."

(27.10.1977

"Teyhid Yayınları "ndan çıkan "Kavmiyetçilik ve İslâm" adlı kitabın "Şehid Metin Yüksel" başlıklı üçüncü bölümünün 220. sahifesinde bundan sonraki olaylar şöyle anlatılıyordu.