Akıncılar Derneği Beyannamesi - Sehadedvemetinyuksel - 27. Sayfa
Akıncılar Derneği Beyannamesi
"Metin Yüksel kardeşimiz şehid edildi. ırkçı katiller Cumayı seçtiler kalleşçe pusu kurmak için. Başka türlü Metin'e yaklaşamayacaklarını biliyorlardı. Namazdan sonra arkasından seslendiler "Metin". diye. Döndü, üzerine çevrili namluları görünce gülümsedi. Onu namluların soğuk görünüşü de, ölüm de korkutmuyordu. Şehadete susamıştı. Caniler çılgına döndüler, kinle asıldılar tetiğe, ilk kurşunlar ciğerlerine saplanmıştı. Elleri, dua eder gibi açık yere düştüğünde, Kelime-i Tevhidi söylüyordu. Başına dikildiler, ağızları kin kusarken tetiğe tekrar bastılar. Başından giren kurşunlarla Metinimiz orada ŞEHİD oldu. Hadiseyi duyan kardeşleri koştular, kimse inanamıyordu METIN'in şehadetine. METİN yaşadığı gibi müslümanca, yiğitçe ölmüştü.
Türkiye'de tanımayan yok gibiydi Onu. Bazen okula sokulmayan müslüman öğrencileri korumak için tek başına bir dağ gibi dikildiği bir lise'nin kapısında, bazan Van veya Muş'daki bir mitingde görebilirdiniz. Müslümanların derdini dert bilir, hizmete koşardı. Rahatça söylenebilir ki Onun kadar koşan, çalışan, yorulan çok az insan vardı. Dava ve kan kardeşi Edip Yüksel, kardeşinin bu hususiyetlerini sağ üst köşemizdeki yazısında saymış. Fazla söze ne hacet.
Türkiye'nin sayılı âlimlerinden Sadreddin Yüksel Hocanın oğluydu METİN. Hoca haberi aldığı zaman, oğullarının şehadetini müjdelemişti annesine. Yanma ağlayarak giren müslümanlan, "Bu da müslümanın erkeği" diye paylıyordu, üzgündü mutlaka. Evladıydı giden. Ama acısını içine gömmeşini biliyor ve Metin'in acısıyla dolu gelen arkadaşlarını, kardeşlerini o teselli ediyordu.
Pazar günü öğle saatlerinde Fatih Camii akın akın gelen müslümanlarm hüzünlü toplantısına şahid oluyordu. İkindi yaklaşırken tabut omuzlar üzerinde Camiye getirildi. Allahü Ekber nidalarıyla karşılandı. İkindi namazında müslümanlar dışarıda mermerler ve çimenler üzerinde saf bağladılar. Cenaze namazını Mahmud Efendi kıldırdı. Hoca'nm sualine "İyi biliriz" diye haykırırken kardeşleri gözyaşlarını tutamıyorlardı. Daha sonra Sadreddin Yüksel Hoca'nm veciz konuşması ile daha bir bilendi müslümanlar. Oğlunun şehadetine sevindiğini, Resûlullah'm reddettiği ırkçı düşünceyi ve mensuplarını kimsenin kabul edemiyeceğini belirten Sadreddin Hoca, bu konudaki ayet ve hadisleri de tek tek okudu.
Her köşesinde kendinden bir iz bulunan Cami ve yurt kapısından mübarek naşı çıkarılırken tekbir sa-daları Fatih semtini kuşatmış, yollara taşan kalabalık bir mümin kitlesi Metin'in ahiret yolculuğunda bulunmaya koşmuştu. Onbinlerce müslüman, kardeşlerinin omuzları üzerinde giden tabutu takip ediyorlardı. Yola güvenlik kuvvetleri barikat kurmuş ve cenazenin arabaya teslim edilmesini istiyorlardı. Arabaya teslim edilen tabutun ardından binlerce Mü'min Edirnekapı şehidliğine yürüdü. Kavgasını sürdürmeye yeminli binlerce kardeşi METİN'i ebedi istirahatgâhma tevdi ediyorlardı."
Bütün Türkiye müslümanlannı ıstıraba boğan bu menfur cinayetten, sonra çeşitli kuruluşlar yayınladıkları bildirilerde canileri tel'in ettiler.
MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan olayı şiddetle kınadığını belirterek Yüksel ailesi ve MSP İstanbul Teşkilatına gönderdiği telgraflarla başsağlığı diledi. MSP İstanbul II Gençlik Teşkilatı da yayınladığı bildiride "Metin'in kavgası sürdürülecektir" dedi. Akıncılar Derneği Genel Başkanı Mehmed Tellioğu ise "son defa çağrıda bulunduklarım" belirterek "Ya, Allah nizamının vakarlı çizgisi, ya hiç biri.." dedi. Tellioğlu'nun bildirisi özetle şöyle:
İslami Okul Okulların En Önemlisi