Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Akıncılar Derneği Beyannamesi - Sehadedvemetinyuksel - 27. Sayfa

 

Akıncılar Derneği Beyannamesi

 

"Metin Yüksel kardeşimiz şehid edildi. ırkçı ka­tiller Cumayı seçtiler kalleşçe pusu kurmak için. Başka türlü Metin'e yaklaşamayacaklarını bi­liyorlardı. Namazdan sonra arkasından seslendiler "Metin". diye. Döndü, üzerine çevrili namluları gö­rünce gülümsedi. Onu namluların soğuk görünüşü de, ölüm de korkutmuyordu. Şehadete susamıştı. Caniler çılgına döndüler, kinle asıldılar tetiğe, ilk kurşunlar ciğerlerine saplanmıştı. Elleri, dua eder gibi açık yere düştüğünde, Kelime-i Tevhidi söy­lüyordu. Başına dikildiler, ağızları kin kusarken te­tiğe tekrar bastılar. Başından giren kurşunlarla Metinimiz orada ŞEHİD oldu. Hadiseyi duyan kar­deşleri koştular, kimse inanamıyordu METIN'in şehadetine. METİN yaşadığı gibi müslümanca, yiğitçe ölmüştü.

Türkiye'de tanımayan yok gibiydi Onu. Bazen okula sokulmayan müslüman öğrencileri korumak için tek başına bir dağ gibi dikildiği bir lise'nin ka­pısında, bazan Van veya Muş'daki bir mitingde gö­rebilirdiniz. Müslümanların derdini dert bilir, hiz­mete koşardı. Rahatça söylenebilir ki Onun kadar koşan, çalışan, yorulan çok az insan vardı. Dava ve kan kardeşi Edip Yüksel, kardeşinin bu hu­susiyetlerini sağ üst köşemizdeki yazısında saymış. Fazla söze ne hacet.

Türkiye'nin sayılı âlimlerinden Sadreddin Yüksel Hocanın oğluydu METİN. Hoca haberi aldığı zaman, oğullarının şehadetini müjdelemişti an­nesine. Yanma ağlayarak giren müslümanlan, "Bu da müslümanın erkeği" diye paylıyordu, üzgündü mutlaka. Evladıydı giden. Ama acısını içine gömmeşini biliyor ve Metin'in acısıyla dolu gelen ar­kadaşlarını, kardeşlerini o teselli ediyordu.

Pazar günü öğle saatlerinde Fatih Camii akın akın gelen müslümanlarm hüzünlü toplantısına şahid oluyordu. İkindi yaklaşırken tabut omuzlar üzerinde Camiye getirildi. Allahü Ekber nidalarıyla karşılandı. İkindi namazında müslümanlar dışarıda mermerler ve çimenler üzerinde saf bağladılar. Ce­naze namazını Mahmud Efendi kıldırdı. Hoca'nm sualine "İyi biliriz" diye haykırırken kardeşleri göz­yaşlarını tutamıyorlardı. Daha sonra Sadreddin Yüksel Hoca'nm veciz konuşması ile daha bir bilendi müslümanlar. Oğlunun şehadetine sevindiğini, Resûlullah'm reddettiği ırkçı düşünceyi ve men­suplarını kimsenin kabul edemiyeceğini belirten Sadreddin Hoca, bu konudaki ayet ve hadisleri de tek tek okudu.

Her köşesinde kendinden bir iz bulunan Cami ve yurt kapısından mübarek naşı çıkarılırken tekbir sa-daları Fatih semtini kuşatmış, yollara taşan ka­labalık bir mümin kitlesi Metin'in ahiret yol­culuğunda bulunmaya koşmuştu. Onbinlerce müslüman, kardeşlerinin omuzları üzerinde giden tabutu takip ediyorlardı. Yola güvenlik kuvvetleri barikat kurmuş ve cenazenin arabaya teslim edil­mesini istiyorlardı. Arabaya teslim edilen tabutun ardından binlerce Mü'min Edirnekapı şehidliğine yürüdü. Kavgasını sürdürmeye yeminli binlerce kar­deşi METİN'i ebedi istirahatgâhma tevdi edi­yorlardı."

Bütün Türkiye müslümanlannı ıstıraba boğan bu menfur cinayetten, sonra çeşitli kuruluşlar yayınladıkları bildirilerde canileri tel'in ettiler.

MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan olayı şiddetle kınadığını belirterek Yüksel ailesi ve MSP İstanbul Teşkilatına gönderdiği telg­raflarla başsağlığı diledi. MSP İstanbul II Gençlik Teşkilatı da yayınladığı bildiride "Metin'in kavgası sürdürülecektir" dedi. Akın­cılar Derneği Genel Başkanı Mehmed Tellioğu ise "son defa çağrıda bulunduklarım" be­lirterek "Ya, Allah nizamının vakarlı çizgisi, ya hiç biri.." dedi. Tellioğlu'nun bildirisi özetle şöyle: