Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Metin Yüksel'in Ardından - Sehadedvemetinyuksel - 42. Sayfa

Metin Yüksel'in Ardından

 

"Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz, onlar di­ridirler siz farkında değilsiniz.[1]

"Tam bir yıl önce Cuma namazı sonrası hain kur­şunlara hedef olmuştu Metin. Herkese nasip ol­mayan bir mutluluktu bu. Abdestli olarak ve Müs­lümanların bayramı olan bir günde, gerçek bayram sevincine erişmişti. Her zaman en Ön saflarda gör­meye alışık olduğumuz Metin, ahiret saadetinde bize şefaat etmek için mutlu yolculuğuna çıkmıştı. Onun şehadetini değerlendirebilmek için meseleye tarihi bir yaklaşım getirmek zorundayız. Bir takım hissî cereyanlarla olayı-günlük siyaset içerisinde de­ğerlendirmek meseleyi saptıracaktır. Bu noktadan hareketle Metin'i vuran zihniyetin emelini iyi kav­ramak gerekir.

Kanuni devrinden sonra başlayan yabancılaşma hareketleri Osmanlı'yı çöküşün eşiğine getirmişti. Kapütülasyonlar, Aile hayatında tslâmî değerlerden uzaklaşma, gerilemeyi doğuran en büyük amillerdi. Bu zayıflayışın kökünde İslâm'dan kopuş ve yahudi idealini gerçekleştirme arzulan yatmaktaydı. Ge­rileme Tanzimat'ta ayyuka çıkmıştı. Bu aşamada kültür emperyalizmi çemberine sokulan halkımız, öz'den kopmaya başlamıştı. Dünya siyonizmi Os­manlı'yı da parçalamaya muvaffak olmuştu. 600 yıl Ümmet anlayışı içinde eriyen bir çok kavim, ırkçılık belüm ile Osmanlı'dan sıyrılmaya başlamıştı. Ni­tekim içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulabilmek için yeniden İslâm'a dönüşü bekleyen insanımız, Tanzimat'la birlikte Batıya köle edilmiş ve tağutî rejimlere itaate zorlanmış, ülkemiz emperyalizmin talan alanı olmuştur. İslâm'ın direnişini yapanlar katledilmiş, halk zorla İslâm dışı güçlere itaata sev-kedilmiştir. Bu aşamada resmi ideolojilerle halkın karşısına çıkmakla birlikte, bir takım tahriklerin ar­kasına gizlenerek rejimin ötesini teminat altına al­mışlardır.

İşte Metin'in hâdisesini bu değerlendirmeye tabi tuttuğumuz anda yaklaşımımız gerçekçi olur.

Siyonizmin Dünya insanlığım hegomonyâsı al­tında tutma idealinin bir parçası olan ırkçılık be­lasının ülkemizdeki komünist düşmanlığı ile, Milli duyguların arkasına girmek suretiyle Müslümanları rejimin bir parçası haline getirmek oyununu ser­gilemektedir. Bu oyunun figüranları ise ülkücüler, sürekli olarak milletin duygularını istismar etmek suretiyle ortaya koymuş oldukları hareketlerin Em­peryalizmin bir parçası olduğunun farkında de­ğillerdir. Ancak iyi kullanılıyorlardı. Bilhassa Öğ­retim kesiminde rejim kendisini iyi koruyordu. Sağ ve sol güçler vuruşurken rejimin sarsılmazlık ilkesi mevcudiyetini koruyordu. Siyonizm "büyük in­tikalini gerçekleştirmek için kan akıtmaktan geri durmazdı. Mesele bu noktadayken "sağcı" kesimin anlayışsızlığı rejime başka emniyet sübabı arama zahmetini vermiyordu. Ancak siyonizmin bu ide­aline mutlaka engel olmak gerek ve gençliğin kö­lelikten kurtulması gerekirdi. İran devriminin or­taya koyduğu ders, "Emperyalizmi" fobi olmaktan çıkarmıştır....Ve yıkım içindeki ülkemizde de bu adımlar mutlaka atılmalıdır.

Bu idrak, 1973 MSP akışıyla belirginleşmişti. Emperyalizme karşı bağımsızlık bayrağı açıl­mıştı. Ve bu tabanlı çıkış gençlik içinde de aktüel ha­dise olmuştu. Çünkü ülke psikolojik çalkantıların içinde ve buna paralel olarak gençlik, boşluğun için­deydi.

Gençliği bu boşluktan kurtarma mücadelesini üstlenen . "AKINCILAR" kavga içindeki yerlerini açık seçik ortaya koymuşlardır. Meseleye Allah'ın hükümleri ile bakıyor ve çatışan kesimleri 'kavim' ilan ederek onlara islâm'ı götürmenin mücadelesini veriyordu. Bu savaşta bir bütün olarak de­ğerlendirilen gruplar, açık karar karşısında silaha sarılmak suretiyle acizliklerini kamufle etmek is­tiyorlardı. Bu münasebetle çeşitli zaman ve bo­yutlarda Akıncılara saldırılar yöneltilmekteydi. Bu saldırılar karşısında Akıncı, sabır ve metanetinden hiç bir şey kaybetmeden, ülkemiz insanının yapışım tahlil etmek suretiyle zamansız doğum fiilinden uzak, 'zaman ve mekanın iyi olması gerekir' an­layışını sürdürüyordu.

İşte bu çerçeve içinde Metin'in şehadeti Ülkemiz Müslümanlarının mücadelesinde yeni bir çığır aç­mıştır. Komünist düşmanlığı, halkımızı fiilen oya­lamaktadır. Böylece, Türkiye'deki Müslümanların mücadelesini saptırmak isteyenlerin gerçek yüzü açıkça ortaya çıkmıştır. Eylemler ile bu fu­karalıklarını gizlemek istemektedirler.

Metin'in şehadeti mücadeleyi daha da ber-raklaştırmıştır. Onun şehadeti Müslümanlar üze­rinde oynanmak istenen oyunu açık seçik ortaya koymuştur. Ancak mesele oyunun ortaya çıkması ile bitmemekte, ibret olarak azim ve mücadele aşkımız artmalıdır. Yoksa Metin'in ardından söylenen ve ya­kılan parlak sözler hiçbir şey getirmez tatminden gayri.

Her şehadet küfre olan bu nefretimizi bin kat daha bilemedikçe yürüyüşümüzün sonu gel­meyecektir. Ölüm bizi korkutmaman se-vindirmelidir, "Ölüm Mü'mine hediyedir" (Ayet-i Kerime)

Gaye: Metin'i şehid eden zihniyeti açık olarak ta­nımak ve tavır almaktır.

Vesselam"

"İslâmî Hareket" dergisi ise, 15 Mart 1980 ta­rihli nüshasında şehid Metinimizden ve şehadetinden şöyle söz etmektedir: *



[1] Âl-i İmran