Metin Yüksel'in Ardından - Sehadedvemetinyuksel - 42. Sayfa
Metin Yüksel'in Ardından
"Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz, onlar diridirler siz farkında değilsiniz.[1]
"Tam bir yıl önce Cuma namazı sonrası hain kurşunlara hedef olmuştu Metin. Herkese nasip olmayan bir mutluluktu bu. Abdestli olarak ve Müslümanların bayramı olan bir günde, gerçek bayram sevincine erişmişti. Her zaman en Ön saflarda görmeye alışık olduğumuz Metin, ahiret saadetinde bize şefaat etmek için mutlu yolculuğuna çıkmıştı. Onun şehadetini değerlendirebilmek için meseleye tarihi bir yaklaşım getirmek zorundayız. Bir takım hissî cereyanlarla olayı-günlük siyaset içerisinde değerlendirmek meseleyi saptıracaktır. Bu noktadan hareketle Metin'i vuran zihniyetin emelini iyi kavramak gerekir.
Kanuni devrinden sonra başlayan yabancılaşma hareketleri Osmanlı'yı çöküşün eşiğine getirmişti. Kapütülasyonlar, Aile hayatında tslâmî değerlerden uzaklaşma, gerilemeyi doğuran en büyük amillerdi. Bu zayıflayışın kökünde İslâm'dan kopuş ve yahudi idealini gerçekleştirme arzulan yatmaktaydı. Gerileme Tanzimat'ta ayyuka çıkmıştı. Bu aşamada kültür emperyalizmi çemberine sokulan halkımız, öz'den kopmaya başlamıştı. Dünya siyonizmi Osmanlı'yı da parçalamaya muvaffak olmuştu. 600 yıl Ümmet anlayışı içinde eriyen bir çok kavim, ırkçılık belüm ile Osmanlı'dan sıyrılmaya başlamıştı. Nitekim içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulabilmek için yeniden İslâm'a dönüşü bekleyen insanımız, Tanzimat'la birlikte Batıya köle edilmiş ve tağutî rejimlere itaate zorlanmış, ülkemiz emperyalizmin talan alanı olmuştur. İslâm'ın direnişini yapanlar katledilmiş, halk zorla İslâm dışı güçlere itaata sev-kedilmiştir. Bu aşamada resmi ideolojilerle halkın karşısına çıkmakla birlikte, bir takım tahriklerin arkasına gizlenerek rejimin ötesini teminat altına almışlardır.
İşte Metin'in hâdisesini bu değerlendirmeye tabi tuttuğumuz anda yaklaşımımız gerçekçi olur.
Siyonizmin Dünya insanlığım hegomonyâsı altında tutma idealinin bir parçası olan ırkçılık belasının ülkemizdeki komünist düşmanlığı ile, Milli duyguların arkasına girmek suretiyle Müslümanları rejimin bir parçası haline getirmek oyununu sergilemektedir. Bu oyunun figüranları ise ülkücüler, sürekli olarak milletin duygularını istismar etmek suretiyle ortaya koymuş oldukları hareketlerin Emperyalizmin bir parçası olduğunun farkında değillerdir. Ancak iyi kullanılıyorlardı. Bilhassa Öğretim kesiminde rejim kendisini iyi koruyordu. Sağ ve sol güçler vuruşurken rejimin sarsılmazlık ilkesi mevcudiyetini koruyordu. Siyonizm "büyük intikalini gerçekleştirmek için kan akıtmaktan geri durmazdı. Mesele bu noktadayken "sağcı" kesimin anlayışsızlığı rejime başka emniyet sübabı arama zahmetini vermiyordu. Ancak siyonizmin bu idealine mutlaka engel olmak gerek ve gençliğin kölelikten kurtulması gerekirdi. İran devriminin ortaya koyduğu ders, "Emperyalizmi" fobi olmaktan çıkarmıştır....Ve yıkım içindeki ülkemizde de bu adımlar mutlaka atılmalıdır.
Bu idrak, 1973 MSP akışıyla belirginleşmişti. Emperyalizme karşı bağımsızlık bayrağı açılmıştı. Ve bu tabanlı çıkış gençlik içinde de aktüel hadise olmuştu. Çünkü ülke psikolojik çalkantıların içinde ve buna paralel olarak gençlik, boşluğun içindeydi.
Gençliği bu boşluktan kurtarma mücadelesini üstlenen . "AKINCILAR" kavga içindeki yerlerini açık seçik ortaya koymuşlardır. Meseleye Allah'ın hükümleri ile bakıyor ve çatışan kesimleri 'kavim' ilan ederek onlara islâm'ı götürmenin mücadelesini veriyordu. Bu savaşta bir bütün olarak değerlendirilen gruplar, açık karar karşısında silaha sarılmak suretiyle acizliklerini kamufle etmek istiyorlardı. Bu münasebetle çeşitli zaman ve boyutlarda Akıncılara saldırılar yöneltilmekteydi. Bu saldırılar karşısında Akıncı, sabır ve metanetinden hiç bir şey kaybetmeden, ülkemiz insanının yapışım tahlil etmek suretiyle zamansız doğum fiilinden uzak, 'zaman ve mekanın iyi olması gerekir' anlayışını sürdürüyordu.
İşte bu çerçeve içinde Metin'in şehadeti Ülkemiz Müslümanlarının mücadelesinde yeni bir çığır açmıştır. Komünist düşmanlığı, halkımızı fiilen oyalamaktadır. Böylece, Türkiye'deki Müslümanların mücadelesini saptırmak isteyenlerin gerçek yüzü açıkça ortaya çıkmıştır. Eylemler ile bu fukaralıklarını gizlemek istemektedirler.
Metin'in şehadeti mücadeleyi daha da ber-raklaştırmıştır. Onun şehadeti Müslümanlar üzerinde oynanmak istenen oyunu açık seçik ortaya koymuştur. Ancak mesele oyunun ortaya çıkması ile bitmemekte, ibret olarak azim ve mücadele aşkımız artmalıdır. Yoksa Metin'in ardından söylenen ve yakılan parlak sözler hiçbir şey getirmez tatminden gayri.
Her şehadet küfre olan bu nefretimizi bin kat daha bilemedikçe yürüyüşümüzün sonu gelmeyecektir. Ölüm bizi korkutmaman se-vindirmelidir, "Ölüm Mü'mine hediyedir" (Ayet-i Kerime)
Gaye: Metin'i şehid eden zihniyeti açık olarak tanımak ve tavır almaktır.
Vesselam"
"İslâmî Hareket" dergisi ise, 15 Mart 1980 tarihli nüshasında şehid Metinimizden ve şehadetinden şöyle söz etmektedir: *
İslami Okul Okulların En Önemlisi