Dirilten Ve Öldüren Yalnızca Allah'dır - Selefinizinde - 12. Sayfa
Dirilten Ve Öldüren Yalnızca Allah'dır
Katıksız iman üzerine çok sağlam bir şekilde temel-lendirilmiş İslâm Cemaatı'm oluşturan genç yiğitler, müş-rik kavimlerinden ve egemen tağutî yönetimden tamamen uzaklaşıp dağdaki mağaraya çekilmişlerdi...
O muvahhid mü'min müslüman genç yiğitlerin asırlarca uyku hâlinde kaldıkları mağaradaki hâllerini şöyle beyan buyurur dirilten ve öldüren Rabbimiz Allah:
"(Onlara baktığında) görürsün ki, güneş doğduğunda onların mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser geçerdi ve onlar da, onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir.. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi de sapıtırsa, onun için asla doğru yolu gösterici bir veli bulamazsın.
Sen, onları uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyumuşlardır. Biz onları, sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Onların köpekleri de, iki kolunu uzatmış yatmaktaydı. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın, onlardan içini korku kaplardı.[1]
Ashabu'1-Kahf olayı, ilâhî mu'cizelerden bir mu'cize-dir... Bu mu'cize, Kur'ân-ı Kerim'de zikredilen mu'cizelerden biridir... Rabbimiz Allah, Kurân-ı Kerim'de benzeri mu'cizfleri de beyan buyurmuştur... Böylece, kendilerine verilen akıl nimetini kullanabilenler, bilsin ve anlasınlar ki, yalnız ve yalnız Âlemlerin Rabbi yaratır, diriltir, öldürür ve ölümden sonra tekrar diriltir... Bu, yalnız ve yalnız O'na aiddir... O'ndan başka hiç kmse böyle bir yetkiye sahib değildir, olamaz da!.. Çünkü kendileri yaratılmışlardır...
Yaratmak yalnızca Allah'a aid olduğu gibi, emir vermek ve hükmünü geçirmek de yalnızca O'na aiddir.[2]
Rabbimiz Allah, şunları beyan buyurur:
"Ya da altı üstüne gelmiş ıpıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (göremedin mi?). Demişti ki: "Allah burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?" Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti, (ve ona) Demişti ki: "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" demişti. Allah, ona: "Hayır, yüz yıl kaldın, böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış; eşeğine de bir bak, (bunu yapmamız) seni, insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. Kemiklere de bir bakT nasıl bir araya getiriyoruz, sonra da onlara et giydiriyoruz?" demişti. O, kendisine (bunlar) apaçık belli oidukatan sonra demişti ki": "(Artık şimdi) biliyorum ki, gerçekten Alİah, her şeye güç yetirendir.[3]
"Hani İbrahim: "Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster, demişti. (Allah, O'na:) "İnanmıyor musun?" deyince, 'hayır (İnandım), ancak kalbim tatmin olması için' demişti. 'Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır; sonra onları (parçalayıp) her bir parçasını bir dağın üzerine bırak, sonra da onları çağır. Sana koşarak gelirler. Bil ki şübhesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir: [4]
Daha dünyada iken, insanların kalbi mutmain olsun diye Rabbimiz Allah (Azze ve Celle) tarafından beyan buyrulan hakikatlardır bunlar... Ashabu'1-Kehf in olayı, yüz yıl Ölü olarak yatan ve tekrar diriltilen kişinin olayı ve İbrahim (a.s.)'ın kuşları parçalaması, daha sonra kuşların diriltilmesi olayı ve daha niceleri... Bunların bütünü Rabbimiz Allah'ın yaratmasıyla var olmuşlardır... Diriltmek ve öldürmek, ölümden sonra yine diriltmek Rabbimiz Allah'a mahsustur...
Bu konudaki bazı ayetleri burada anmak yerinde olacaktır!..
Dirilten ve öldüren Allah'dır. Allah, yapmakta olduklarınızı görendir.[5]
"Gerçek şu ki, göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır, diriltir ve öldürür. Sizin Allah'dan başka veliniz ve yardımcınız yoktur. [6]
"Şübhesiz Biz, gerçekten Biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar Biziz. Andolsun, sizden önce (veya önceden) geçenleri bilmişizdir ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilimsizdir.[7]
"İnsan demektedir ki: "Ben, öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?"
İnsan önceden, hiç bir şey değilken, gerçekten Bizim onu, yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu?[8]
"Sizi diri tutan, sonra öldürecek, sonra da diriltecek olan O'dur. Gerçekten insan pek nankördür.[9]
"Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, Biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (Emriyo) sonra yaratış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından, size (kudretimizi) açıkça göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağma erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevirmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat Biz, onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kaba-nr ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir.
İşte böyle, hiç şübhesiz Alİah, hakkın kendisidir ve şübhesiz ölüleri diriltir ve gerçekten her şeye güç yetirendir.
Gerçek şu ki, kıyamet saati yaklaşarak gelmektedir, onda şübhe yoktur. Gerçekten Allah, kabirlerde olanları diriltecektir.[10]
"De ki: "Ey mülkün sahibi Allahım, dilediğine mülkü verirsin ve.dilediğinden mülkü çekip alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın, hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, her şeye güç yetirensin.
Geceyi gündüze bağlayıp katarsın, gündüzü de geceye bağlayıp katarsın. Diriyi, Ölüden çıkarırsın, ölüyü de diriden çıkarırsın. Sen, dilediğine hesabsız rızık verirsin.[11]
"De ki: "Göklerden ve yerden sizlere rızık veren kimdir? Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir? Diriyi, ölüden çıkaran ve ölüyü, diriden çıkaran kimdir? Ve işleri evirip çeviren kimdir?" Onlar: 'Alİah' diyeceklerdir. Öyleyse de ki: "Peki, siz yine de korkup sakınmayacak mısınız?"
İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'dır. Öyleyse haktan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hâlâ çevriliyorsunuz?
Böylece Rabbinin sözü, o fıska sapanlar üzerine (şöyle) gerçekleşmiştir ki: "Onlar, gerçekten iman etmezler.[12]
Rabbimiz Allah tarafından insan kularma bağışlanan akıl nimetini yerli yerinde kullanabilenler için bu kadar delil yeterli gelir!..
Bütün bu delillerden sonra mü'min müslümanlar, tekrar tekrar kendilerini gözden geçirip hesaba çekip, ahiret hazırlıklarını iyiyece düşünüp hesab gününe alnı ak bir şekilde hazırlanmalıdırlar!.. Hesab günü şuuru, her zamanda ve her mekânda canlı tutulmalıdır... Hesab gününü unutanlar, başta kendilerni unuttukları gibi, her iyiliği, her güzeli ve her hayrı unuturlar... Böylece kendileri yaratan, rızıklandıran, hayat veren, öldüren ve tekrar diriltip hesaba çeken Rabbleri Allah'ı unuturlar... Âlemlerin Rabbi Allah'ı unutanları, Allah da unutur.[13] Yani ebedî bir azabın içinde bırakır, sanki orada unutulmuşlar gibidir, yoksa Rabbimiz Allah unutucu değildir!.. Biz muvahhid mü'min müslümanlar, Rabbimiz Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz!..
Kimler Allah'a inanmaz ve Allah'ı unutursa, Allah da, kedilerine kendilerini unutturur... Bu, onlar için en büyük cezalardandır... Çünkü onlar, Allah'ı unutmak, Allah'ı hesaba katmamak ve Allah'ın farkında olmamak gibi büyük bir suç işlemişlerdir... Kendilerini rablik makamında görmeye başlamış ve egemenlik kayıtsız şartsız bizimdir demişlerdi...
Rabbimiz Allah, mü'min müslüman kullarını uyararak şöyle buyurur:
"Ey iman edenler, Alİah'dan korkup sakının. Herkes yarın için neyi takdim edip gönderdiğine baksın! Al-lah'dan korkup sakının. Hiç şübhesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdar olandır.
Ve kendileri Allah'ı unutmuş, böylece O da, onlara kendi nefislerini unutturmuş olanlar gibi olmayın. İşte onlar fasık olanların tâ kendileridir.[14]
Mü'min muvahhid olan bir müslüman kul, Rabbi Allah'ı hiç bir zaman unutmaz, devamlı Allah'ı anmak ile meşgul olur!.. Her ne iş yaparsa, her ne düşünürse, o iş ve o düşünce anında Allah'ın farkındadır... İşin ve düşüncenin Rabbinin rızasına uygun olmasını azamî derecede özen gösterir... Muvahhid mü'minin her anı zikir ve her hâli tefekkür üzere olan olgun bir şahsiyettir...
Mü'min müslüman kişi, kendisini ve her işini ahirete, yani hesab gününe göre hazırlar... Allah'ın verdikleriyle ahiret yurdunun güzel olanını, yani cenneti kazanmaya çalışır, elbette dünyadan payını da unutmaz..[15]
Muvahhid mü'min kul, kendini bilir, dolayısıyla Rabbi Allah'ı da bilir... Rabbi Allah'ı bilir, dolayısıyla kendini bilir... Kendini unutmadığı için Rabbi Allah'ı unutmamıştır, Rabbi Allah'ı unutmadığı için kendisini unutmamıştır...
Emim'1-mü'minin İmam Ali (r.a.)'ın yerinde ve çok güzel bir tesbitiyle söylediği gibi:
"Kendini bilen, Rabbini bilir!.[16]
[1] Kehf, 18/17-18.
[2] Bkz. A'raf, 7/54.
[3] Bükara, 2/259.
[4] Bakara, 2/260.
[5] Âl-iîmrân, 3/156.
[6] Tevbe,9/116.
[7] Hicr, 15/23-24.
[8] Meryem, 19/66-67.
[9] Hacc, 22/66.
[10] Hacc, 22/5-7.
[11] Âl-iİmrân, 3/26-27.
[12] Yûnus, 10/31-33.
[13] Ateşin halkı, cennet halkına seslenir: 'Bize, biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği nziktan aktarın.' Derler ki: 'Doğrusu Allah, bunları, küfre sapanlara haram (yasak) kılmıştır.'
Onlar, dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onlan aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi yok sayarak tanımadıkları gibi, Biz de, bugün onları unutacağız." A'raf, 7/50-51.
"Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır, kötülüğü emrederler, iyilikten alıkorlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar, Allah'ı unuttular, O da, onları unuttu. Şübhesiz, münafıklar, fıska sapanlardır." Tevbe, 9/67.
[14] Haşr, 59/18-19
[15] Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara,dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma..." Kasas, 28/77.
[16] Hazret-İ Emir Ali İbn Ebi Talib, Nehcü'I-Belâga, Çev. Abdulbâkî Gölpınarh, Kum, 1989, Sh. 419.
Not: Bazı kitablarda hadis diye yazılması ve söylenmesine rağmen bu söz, hadis değildir. Ayrıca Yahya b. Muaz er-Razînin sözü olduğu da söylenmiştir.
Bkz. Aclunî, Keşfu'1-Hafa, C. 2, Sh. 262, No: 2532. Aliyyu'1-Karî, Zayıf Hadisleri Öğrenme Metodu, Çev. Ahmed Ser-daroğlu.İst. 1986, Sh. 118.
İslami Okul Okulların En Önemlisi