Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İmanın Şu'beleri - Tevhidrasullaerinortakcagrisi - 11. Sayfa

İmanın Şu'beleri

 

Ebu Hureyre (r.a.)'m rivayetiyle şöyle buyurur Rasu-lullah (s.a.s.):

"îman, yetmiş küsur, yahud altmış küsur şu'bedir. Bunların efdalı, Lâ ilahe illallah (Allah'dan başka ilâh yoktur) demektir. En aşağısı ise, yoldan eziyet verecek şeyleri gidermektir. Haya da, imanın bir şu'besidir.[1]

Rabbimiz Alİah (Azze ve Celle) şöyle buyurdu:

"Şu hâlde bil, gerçekten Allah'dan başka ilâh yok­tur.[2]

Her muvahhid mü'min, her muttaki müslüman, hiçbir şek ve şübhe duymadan bilip idrak ederek inanır ki, "Lâ üâhe illallah". Şübhesiz ki, Allah'dan başka hiçbir ilâh yoktur!..

Zikrin en faziletlisi, iyi amellerin en üstünü, "Lâ ila­he illallah"dır. Mizan'da ondan daha ağır hiçbir amel yok­tur... Rabbimizin izniyle her zaman meyvesini veren, kökü sabit, dalı ise gökte olan güzel bir ağaçtır Kelimei Tevhid...

Rabbimiz Allah, insan kulları anlasınlar, bilsinler, id­rak etsinler ve inanarak amel etsinler diye örnek vermektedir:

"Görmedin mi ki Allah, nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir ki, onun kökü sabit, dalı ise göktedir.

Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Allah, in­sanlar için örnekler verir. Umulur ki onlar, öğüt alıp düşünürler.[3]

İbn Abbas (r.a.)'dan rivayetle Ali İbn Ebu Talha der ki:

Hoş bir söz, Allah'dan başka ilâh olmadığına şeha-det etmektir. Hoş bir ağaç, mü'mindir. Kökü sağlamdır. "Lâ ilahe illallah" sözü, mü'minin kalbindedir. Dalları, gö­ğe doğrudur. Mü'minin ameli, göğe yükseltilir.

Dahhâk, Said İbn Cübeyr, İkrime, Katâde ve bir çok­larının söylediğine göre:

Bu, mü'min ile onun hoş sözü ve salih amelinden ibarettir. Muhakkak ki mü'min, hurma ağacı gibidir. Her on ve vakit, sabah ve akşam onun için, salih amel yüksel­tilmekte devam eder. [4]

Abdullah İbn Ömer (r.a.) anlatıyor:

Bizler, Rasulullah (s.a.s.)'in yanında bulunuyorduk.

"Bana, müslümana benzeyen, -yahud da- müslim kimse gibi olan, yaprağı düşmeyen, şöyle olmayan, şöyle olmayan ve meyvesini her zaman verip duran bir ağacı ha­ber veriniz." buyurdu.

İbn Ömer dedi ki:

Onun, hurma ağacı olduğu gönlüme düştü. Ebu Be­kir ile Ömer'i de konuşmuyorlar görünce, ben konuşmak istemedim. Oradakiler bir şey söylemeyince Rasulullah (s.a.s.):

"O, hurmadır." buyurdu. [5] İmam Kurtubî (r.a.), şöyle diyor:

"İman, mü'minin kalbinde sabit ve sağlamdır. Ameli, sözü ve teşbihi ise, semaya doğru hurma ağacının dalları gibi yükselir. İmanın bereket ve mükafatından kazandıkla­rı ise, senenin bütün zamanlarında hurma ağacının mahsul­lerinden sağlanan faydaya benzer. Bu hurma ağacının meyvesi, henüz yeni olduğu sırada, taze iken, sararmaya yüz tutmuşken, sarardıktan sonra, yavaş yavaş kızarmaya başlarken kuruyup hurma hâline geiirken ve henüz tomur­cuk hâlinde iken, her hâlinde faydalıdır.[6]

Enes b. Malik (r.a.)'in rivayetiyle Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurur:

"İmanın misali, kökü sağlam bir ağaca benzer. İman, bu ağacın kökleridir. Namaz, onun gövdesidir. Zekat, göv­deden ayrılan kollardır. Oruç, onun dallandır. Allah, uğ­runda sıkıntılara katlanmak, onun filizleridir. Güzel ahlâk, onun yapraklarıdır. Allah'ın haramlarından uzak durmak-sa, onun meyvesidir.[7]

Katıksız iman, "Lâ ilahe illallah" Kelime-i Tev-hid'ini kalben tasdik, dil ile ikrar ettikten sonra onu, çok iyi korumak ile gerçekleşir... "Lâ ilahe illallah" hakikatına toz kondurmamak, ona gölge düşürmemek ve ona aykırı davranmamak; mü'min müslümamn en önemli kulluk va­zifesidir...

Ebu Zerr (r.a.) diyor ki:

Ya Rasulullah, bana bir şeyler öğütle, dedim. O (s.a.s.) de:

"Bir fenalık işlediğin zaman hemen ardından onu gi­derecek bir iyilik yap!" buyurdu.

Ya Rasulullah, Lâ ilahe illallah demek de, iyilikler cümlesinden midir? dedim.

Bana:

"Evet, hem de iyiliklerin en üstünüdür." karşılığını verdi.[8]

Cabir b. Abdulah (r.a.) dan; Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Zikrin (Allah'ı anmanın) en faziletlisi, Lâ ilahe illal­lah kelimesidir ve duanın en faziletlisi, Elhamdülillah sözüdür.[9]

"Lâ ilahe illallah" hakikatini kısaca beyan ettikten son­ra, "îman şu'beîeri" ni birer birer anlatmaya gayret edelim... Bu konuda, ayet ve hadisleri delil olarak sunacağız...



[1] Sahih-i Müslim, Kitabu'l - İman, B.12, Hds.58. Sahih-i Buhârî, Kitabu'l - İman, B.2, Hds.2.

Sünen-i Ebu Davud, Kitabu's - Sünnet, B.15, Hds.4676. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'l - İman, B.6, Hds.2746. Sünen-i Neseî, Kitabu'l - İman, B.İ6, Hds.4972. Sünen-i İbn Mace, Mukaddime, B.9, Hds.57. İmam Suyutî, A.g.e. c.2, sh.183, Hds.î678 (3096). Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.2, sh.279 ve 445'den.

[2] Muhammed, 47/19.

[3] İbrahim, 14/24-25.

[4] İbn Kesir, A.g.e. c.8, sh.4312.

[5] Sahih-i Buhârî, Kitabu't - Tefsir, B.172. Hds.2lS.

Kitabu'I - İlm, B.5, Hds.4. Sahih-i Müslim, Kitabu Srfati'l - Münafikin, B.15, Hds.63 - 64.

[6] İmam Kurtubî, A.g.e. c.9, sh.547.

[7] İmam Kurtubî, A.g.e. c.9, sh.544.

Aynca bkz. Suyutî, ed - Durru'l - Mensur, c.5, sh.21.

[8] Ahmed b. Hanbel, Kitabu'z - Zühd, c.l, sh.49, Hds.143. İmam Hafız el - Munzirî, A.g.e. c.6, sh.149, Hds.42.

[9] Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l - Edeb. B.55, Hds.3800. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'd - Daavat, B.8, Hds.3605.