Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

31) İşlenen Suçlarla İlgili Gereken Keffaretler - Tevhidrasullaerinortakcagrisi - 42. Sayfa

31) İşlenen Suçlarla İlgili Gereken Keffaretler

 

a) Adam Öldürme keffareti:

"Bir mü'mine -hata sonucu olması dışında- bir başka mü'mini öldürmesi yakışmaz. Kim bir mü'mini hata sonu­cu öldürürse, mü'min bir köleyi özgürlüğe kavuşturması ve ailesine teslim edilecek bir diyeti vermesi gerektir. Onların (bunu) sadaka olarak bağışlamaları başka. Eğer o, mü'min olduğu halde size düşman olan bir topluluktan ise, bu durumda mü'min bir köleyi özgürlüğe kavuşturma­sı gerekir. Şayet kendileriyle aranızda andlaşma olan bir topluluktan ise, bu durumda ailesine bir diyet ödemek ve bir mü'min köleyi özgürlüğe kavuşturmak gerekir. (Diyet ve köle özgürlüğü için gereken imkânı) bulamayan ise, ke­sintisiz olarak iki ay oruç tutmalıdır. Bu, Allah'dan bir tevbedir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[1]

b)Zihar keffareti:

"Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan (kadm)ın sözünü işitti. Allah, aranızda geçen konuşmaları işitiyordu. Şübhesiz Allah, işi­tendir, görendir.

Sizden kadınlarına, 'zıhar' da bulunanlar, (bilsinler ki, kadınları) onların anneleri değildir. Anneleri, yalnızca kendilerini doğuranlardır. Şübhesiz onlar, çirkin ve yalan söylemektedirler. Gerçekten Allah, çok affeden, çok ba­ğışlayandır.

Kadınlara 'zıhar' da bulunanlar, sonra söylediklerin­den geri dönenlerin, birbiriyle temas etmeden önce bir kö­leyi özgürlüğüne kavuşturmaları gerekir. İşte size, bununla öğüt verilmektedir. Allah, yaptıklarınızı haber alandır.

Ancak buna (imkân) bulamayanlar (için de) birbirle­riyle temas etmeden önce, kesintisiz iki ay oruç (yüklenmiştir). Buna güç yetiremeyenler, altmış yoksulu doyur­sun. Bu (kolaylık), Allah'a ve O'nun Rasulü'ne iman et­meniz dolayısıyladır. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kâfirler içinse, acı bir azab vardır.[2]

Huvayle bint Malik b. Sa'lebe (r.a.) anlatıyor:

Kocam Evs b. Samit, bana zıhar uygulamıştı. Ben de, Rasulullah (s.a.s.)'e varıp (ondan) yakındım.

Rasulullah (s.a.s.):

"Allah'dan kork! O, senin amcanın oğludur." diyerek °nun hakkında benimle tartışıyordu.

(Bu tartışmaya) devam ettim. Nihayet benim hakkım­da Kur'ân(dan):

"Gerçekten Allah, eşi konusunda seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan (kadın)ın sözünü işitti.[3] (ayet-i kerimesinden itibaren zıhar için) farz (kılınan keffareti açıklayan kisım)a kadar (olan ayetler) nazil oldu.

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s.):

"(O hâlde kocan) bir köle âzâd eder." buyurdu.

(Huveyle de):

O, (köle âzâd edecek gücü kendisinde) bulamaz, dedi.

(Rasulullah da):

"(Öyleyse) ardarda iki ay oruç tutar." buyurdu.

(Hüveyle):

Ya Rasulullah, o, yaşlı bir kimsedir. Onda oruç (tu­tacak bir güç) yoktur, diye cevab verdi.

(Rasulullah da):

"Öyleyse altmış yoksulu doyursun." buyurdu. [4]

(Huveyle de):

Onun yanında (zıhar keffaretine yetecek kadar) da­ğıtabileceği (bir mal) yoktur, dedi.

(Daha sonra Huveyle şunları) rivayet etti: Hemen o anda (Rasulullah'in emriyle) bir arak hur­ma getirildi. Ben de:

Bir arakla ona ben de yardım edebilirim, dedim. (Rasulullah, s.a.s.):

"Aferin sana. Git, o iki arak (hurmay)ı onun adına altnıış yoksula yedir ve amcanın oğluna dön!" buyurdu.

"Zıhar: Erkeğin, zevcesini veya zevcesini ifade eden bir şeyini veya zevcesinden şayi' bir cüz'ü, annesi, kızı ve kızkardeşi gibi, neseben veya radâen mahremi olanların uzuvlarından, kendisine bakması haram olan bir uzva ben-zetmesidir." [5]

c) Yemin Keffareti:

"Ahidleştiğîniz zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin. Pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Çünkü Allah'ı üzerinize kefil kılmışsınızdır. Şübhesiz Alİah, yaptıklarını­zı bilir.[6]

"Allah sizi, yeminlerinizdeki rastgele söylemeleriniz­den, boş sözlerden dolayı sorumlu tutmaz. Ancak yeminle­rinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. O-nun (yeminin) keffareti, ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak, ya da onları giydir­mek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkân) bulamayan (için) üç gün oruç (vardır). Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar. Umulur ki, şükredersiniz.[7]

Ebu Hureyre (r.a.)'dan;

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

"Bir kimse, bir şeye yemin eder de başkasını ondan daha hayırlı görürse, o (başka) işi yapsın! yemininden do­layı da keffaret versin!" [8]

d) Ramazan orucunu cinsel ilişkiyle bozma keffareti:

Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:

Bizler, Rasulullah (s.a.s.)'in yanında oturmuş bulun­duğumuz sırada O'na bir kimse geldi de:

Ya Rasulullah, helak oldum, dedi. Rasulullah (s.a.s.), ona:

"Sana ne oldu ki? diye sordu. O kimse:

Oruçlu olduğum hâlde kadınımın üzerine düştüm (Yani onunla cinsel ilişkide bulundum), dedi.

Rasulullah (s.a.s.):

"Hürriyete kavuşturacağın bir köle bulabilir misin?" buyurdu.

O zat:

Hayır (bulamam), dedi. Rasulullah (s.a.s.):

"Öyle ise, iki ay zincirleme oruç tutmaya gücün yeter mi?" diye sordu. O zat:

Hayır, buna güç yetiremem, dedi.

Rasulullah, bir süre bekledi. Bizler de, bu bekleyiş üzerinde iken Rasulullah'a içinde hurma dolu bir arak getirildi. Arak, Mıktel demektir.

Rasulullah (s.a.s.):

"O, mes'ele soran kimse nerededir?" buyurdu.

O zat:

Benim (buradayım diye ayağa kalktı). Rasulullah:

"Bu hurmayı al da yoksullara sadaka et!" buyurdu. O zat:

Benden daha fakir olana mı vereceğim, ya Rasulul­lah? Allah'a yemin ederim ki, Medine'nin iki kara taşlığı arasında benim ev halkımdan daha fakir bir ev halkı yok­tur, dedi.

Bu söz üzerine Rasulullah (s.a.s.), dişleri meydana çıkıncaya kadar güldü. Sonra da o zata:

"Haydi bu hurmayı (al da) ailene yedir!" buyurdu.[9]



[1] Nisa, 4/92.

[2] Mücadele, 58/1-4.

[3] Müca­dele, 58/1

[4] Sünen-i Ebu Davııd, Kitabu't - Talâk, B.16 -17, Hds.2214. İbn Kesir, A.g.e. c.14, sh.7769. İmam Ahmed b. Hanbel (Müsned, c.6, sh.410 - 411)'den.

Et - Taberî, A.g.e. c.8, sh.201.

[5] Seyyid Şerif/Cürcânî, A.g.e. sh.148.

Geniş bilgi için bkz. Abduırahman Cezirî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı, çev. Mehmet Keskin, İst. 1989, c.6, sh.2691. vd.

Prof, Dr. Vehbe Zuhaylî, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, çev. Ahmet Efe, vdğ. İst. 1990, c.4, sh.3O6, vd.

[6] Nahl, 16/91.

[7] Mâide, 5/89.

[8] Sahih-i Müslim, Kİtabu'l - Eyman, B.3 Hds.ll -19. Sünen-i Tirmizî, Kitabu'n - Nüzûr, B.5, Hds.1569. Sünen-i Neseî, Kİtabu'l - Eyman ve'n - Nüzûr, B.15, Hds.3760 - 3764.

Sünen-i İbn Mace, Kİtabu'l - Kefâre, B.8, Hds.2111. Sünen-i Dârimî, Kitabu'n - Nüzûr, B.9, Hds.2350.

[9] Sahih-i Buhârî, Kitabu's-Savm, B.30, Hds.43.B.31, Hds.44. Kibabu Keffaretu'l - Eyman, B.l, Hds.2 - 4. Kİtabu'l - Muharibin, B.ll, Hds.19. Kİtabu'l - Edeb, B.68, Hds.113. Kitabu'n - Mafakat, B.12, Hds.18. Kİtabu'l - Hibe, B.18, Hds.34. Sahih-i Müslim, Kitabu's - Siyam, B.14, Hds.81. Sünen-i Ebu Davud, Kitabu's - Siyam, B.37, Hds.2390 Sünen-i Tirmizî, Kitabu's - Savın, B.28, Hds.720. Sünen-i İbn Mace, Kitabu's - Siyam, B.14, Hds.1671. Şünen-i Dârimî, Kitabu's - Savm, B.19, Hds.1723. İmam Malik, Muvatta, Kitabu's - Siyam, Hds. 28 - 29.