Tevhid Davasında İlk Oluşum - Yeyuzununvarisleri - 3. Sayfa
Tevhid Davasında İlk Oluşum
Birkaç yıldan beri yılın belli günlerinde yanına yeterli azığını alıp, "Cebel-i Nur"a giderek orada bulunan küçük mağarada Hakk'ı tefekkür ve Allah Cdh Ceiniuhu'ya. ibadet eden Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem'e ilk Vahiy gelmişti. Hira mağarasında ibadetle meşgul iken Cebrail Aieyhisseiam gelip kendisine insan şeklinde görünmüş ve oku" diye emretmişti. Ben okuma bilmem" diyen ve gördüklerinden dolayı çok heyecanlanıp korkan Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiem İ Cebrail Aieyhisseiam kere sıkmış, bu arada oku" emrini tekrarlayarak Rasulullah Sai-laiiahu Aleyhi ve Sciiem'e Alak Sûresi'nin ilk ayetlerini vahyetmişti.
"Oku" diye başlıyordu Vahiy. "Yaratan Rabb'inin adıyla oku. O, inşam alâk'tan yarattı. Oku, Rabb'in en büyük Kerem sahibidt. O, (insana) kalemle (yazmayı) öğretti. İhsana bilmediğini öğretti. [1]
ilk emri alan Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve seikm, o heyecanla, dağdan inip Mekke'deki evine gelip, kendisini örtmesi için Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha annemize rica ediyor. Örtüler altında bir zaman kaldıktan sonra kalkıp başından geçenleri Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha'ya. anlatıyor.
Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha annemiz, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiem'i müjdeledi ve teskin etti:
"Müjdeler olsun sana. Allah'a yemin ederim, Allah seni asla yardımsız bırakmaz, seni kimseye karşı mahcup etmez. Allah'a yemin ederim, sen akrabahk hakkına riayet edersin, doğru sözlüsün, emaneti yerine getirirsin, zayrflara yardımcı olur, misafire ikramda bulunursun. Hak yolunda ortaya çıkan musibetlerde (başkalarına) yardnn edersin.[2]
Sözleriyle Rasulullah Sallallahu Aleyhi veSeiiem's yardımcı oluyor. Rasulullah'ın Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem, "el-Emin" olduğunu, her haliyle olgun bir şahsiyet olduğunu beyan ediyor. Çocukluğundan beri kimseye yük olmamış, maişetini kendisi temin etmiş ve bu cihetten halktan müstağni olan Rasulullah saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem diğer insanlara elinden geldiğince yardım etmiştir. Onbeş yıllık evlilik süresinde, kendisinden iyilikten başka hiçbir şey görmeyen Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha, O'nun gördüklerinin hak olduğuna İman etmiştir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellcm İlk iman eden Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha’dır?[3]
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiemt ikinci olarak iman eden şahsiyet Hz. Ali Radıyaiiahu Anh'tır. Hz. AH bin Ebû Talib, daha küçük yaşta iken, babasının mali durumunun kötü olmasından dolayı amcasının oğlu olan Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiem tarafından himaye altına alınmıştı. Rasulullah saiiaiiahu Aleyhi ve Sei-/em, Hz. Ali Radıyaiiahu Antiı yanma alıp, bakımını üstlenmiş, böylece Ebu Talib'in yükü hafiflemiştir. Hz. Ali Radıyaiiahu Anh küçük yaştan beri Rasulullah SaUaüahu Aleyhi ve Seiiemin yanında yetişmiş, sağlam bir eğitim almıştı. Ahlaken yüksek seviyeye ulaşan Hz. Ali Radıyaiiahu Antim, Risalet'in başlangıcında dokuz vaya on yaşlarında olduğu bilinmektedir.[4]
Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem'in evinde, O'nu ve hanımının namaz kıldığını gören Hz. Ali Radıyaiiahu Anh ne yaptıklarını sorunca, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiem şöyle buyurmuştu:
"Bu, Allah'ın kendine seçtiği, onunla Peygamberlerini gönderdiği dinidir. Ben seni, Allah'a ve Ona eş ve ortak koşmadan ibadet etmeye, Lât ve Uzza adlı putları inkâr etmeye davet ediyorum.[5]
Hz. Ali Radıyaiiahu Anh küçük bir tereddütten sonra müslüman olup, Rasulullah SaiMiahn Aleyhi ve Sellenfe beyat etmişti. Aynı hane içinde azadlı bir köle olan Hz. Zeyd bin Haris Radıyaiiahu Anh de vardı. Rasulullah saiiaiiahu Aleyhi ve seiiem O'nu evlatlık edinmişti.[6]Rasulullah Saifaliahu Aleyhi ve Sellem kendisini imana davet edince hemen kabul etmişti.
Böylece Rasulullah saiiniiahu Aleyhi ve Seiiem'in saadet dolu hanesi merkez olmak üzere, kendisine kadınlardan Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha, çocuklardan Hz. Ali Radıyaiiahu Anh, azad edilmiş kölelerden de Hz. Zeyd Radıyaiiahu Anh iman etmiş ve yardımcıları olmuştu. Bu üç şahsiyet, o döneminin cahiliyye toplumunca hor görülen üç sınıfın temsilcileriydi. İnsanları, ırklara ve sınıflara bölen ve bazı ırk ve sınıfların yüce olduğunu iddia eden cahiliyye düşüncesi, her çağda insanlığın büyük baş belalarından olmuştur. İslâm'ın kabul etmediği ve kökten yok etmek için savaş açtığı bu cahiliyye düşüncesi, çağımızda da modern cahiliyye toplumlarında baş tacı edilmiştir.
Dördüncü iman eden ise olgun erkeklerden ve hemen hemen Rasulullah saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem ile aynı yaşta olan Hz. Ebu Bekir Radıyaiiahu Antittt. Adı Abdullah bin Ebu Kuhafe Osman, olan Hz. Ebu Bekir Radıyaiiahu Anh, Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem'in, Rîsalet'ini ilan ettiğini duyunca, gelip gerçeği kendisinden de dinlemiş ve hemen iman etmiştir. Rivayete göre, Rasulullah Sai-laiiahu Aleyhi ve Seiiem'in, Risalet'i için daha önceden bazı işaretler almış ve bu hususta bilgi sahibi imiş.[7] Bilgili, tüccar ve Kureyş'-in kan davalarına bakan hakimi idi Hz. Ebu Bekir Radıyaiiahu Anh.
Böylece ilk "iman hanesi" ve ilk "iman cemaati" teşekkül etmiş oldu. Hz. Adem Aicyhisseiam ile başlayan ve Kıyamet'e kadar sürecek olan Hak davasının en son tebliğcisi Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem'e iman edenler, Mele-i Âlâ'nın [yani "Yüceler cemaatı"mn] ilk elemanlarıydılar. İlk "iman ve tevhid cemaatını oluşturan bu yüce şahsiyetler, birbirine kopmaz bağlarla bağlanmış ve kenetleşip "el-Bunyanun Mersus'h teşkil etmişlerdi. Hepsi birbirini çok iyi tanımış olan bu güzide kadronun, ihdaslarından ve samimiyetlerinden hiçbir şüphe yoktur.
İslâm cemaatının bu ilk şekli, Kıyamet'e kadar tüm müslümanlara en güzel örnektir. Bu küçük "Tevhid Cemaatı", cahiliyye toplumu içinde ortaya çıkmış ve tavrını ortaya koymuştur. Bu ilk "İslâm Cemaatının şematik ifadesi şöyledir:
Yer veya Merkez: Rasulullah Saiialiahu Aleyhi ve Seiiem'in hane-i saadetleridir.
Davanın Lideri ve Kadısı: Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve setemdir. Çünkü hem davanın lideri ve önderiydi, hem de tüm çelişkilerin çözüm mercii, tüm anlaşmazlıklarının kendisine döndürüldüğü şahsiyetti. Aynı zamanda hal, hareket ve sözleriyle Kur'ân'dan sonra ikinci kaynaktı.
Davarım Finansman Yetkilisi: Hz. Hatice Radtyaiiahu Antia idi. Bilindiği gibi zengin olan Hz. Hatice Radıyaiiahu Anha annemiz tüm servetini Allah Ceih Ceiaiuhu yolunda harcamış ve ilk tevhid cemaatının bu konudaki tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmıştır.
Danışman veya Şûra Yetkilisi: Hz. Ebu Bekir Radıyatiahu Anh, olgunluğu, bilgisi ve toplum içindeki itibariyle vahy'in olmadığı konularda kendisiyle istişare edilir, sonuçtaki karara göre hareket edilirdi. Aynı zamanda servetiyle de ilk cemaatın yardımına koşmuş ve müslüman olmuş birçok köleyi satın alıp âzâd etmişti. Hz. Bilâl- Habeşî Radiyallaim Anh, bu âzâd edilen kölelerden biriydi.
İstihbarat Yetkilisi: Hz. Ali Radıyaiiahu Anh idi. Hz. Ali böyle bir görevin verildiğini, Hz. Ebu Zer-i Gifarî iman ediş olayından anlıyoruz.[8] Mekke'ye gelen yabancılarla ilgilenip, onları Rasulullah Saiialiahu Ahyhi veseiiemle buluşturmak Hz. Ali Radıyaiiahu Anh'in vazifesiydi. Çocuk yaşta olduğu için fazla dikkat çekici değildi.
Güç İşlerin Yetkilisi: Hz. Zeyd Radıyaiiahu Anh idi. Güç ve kuvvet gerektiren işler, Hz. Zeyd Radıyaiiahu Anh'e verilmişti. Hz. Zeyd Radıyaiiahu Anh, yirmi kusur yaşlarda, çevik ve dinamikti.
"İlk Tevhid Cemaatrnm bu şekilde kurulduğu, küçük de olsa ilk örnek olduğu için çok mühim olduğunu görüyoruz.
Bu ilk cemaat, lider ve önderlerinin etrafında birbiriyle kenetleniyor, hemen çalışmaya koyuluyorlar. İman etmiş oldukları gerçeği herkese tebiğ ediyorlar. Kısa zamanda tebliğlerine olumlu cevap verip iman edenler oluyor.[9]
Dikkat edilirse, Rasulullah Saiialiahu Aleyhi ve Sellem Hz. AIİ Radıyaiiahu Anilyı imana davet ederken, Allah'a iman ve ibadet etmekten hemen sonra, "Lât ve Uzza adlı putları inkâr etmeye" davet etmiştir. Bu putlar, beşeri ideolojilerin birer sembolüydü. Yani İslâm cemaatini teşekkül ettirecek olan müslümanlar, hiçbir beşerî ve tağuti ideolojiye kısmen de olsa ilgi gösteremez, onları kabul edemez. Aksine, onları reddetmek en başta gelen vazifesidir. Tağutla tüm ilişkileri kesip, İslâm eğitimine yönelir, Kur'ân ve Sünnet'le eğitilir ve böylece İslâm cemaatını oluştururlar.
Kiyamet'e kadar baki kalacak bu ilk İslâm cemaatı, bütün müslümanlar için vazgeçilmez bir örnektir. Nerede cahiliyye devrindeki Mekke gibi bir diyar olur, orada tağutlar hakim, müslümanlar mustez'af ve mahkûm olurlarsa, orada "İlk Tevhid Cemaati" örneği gündeme girer. Çünkü Rabbi'miz Allah şöyle buyurmaktadır:
"Andolsun, Allah'ın elçisinde (Rasullullah'ta) sizin için, Allah'ı ve ahireti arzu eden ve Allah'ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır. [10]
[1] Alak 96/1-5
[2] İbnii'I-Esir, el-Kamil Fİ't Tarih Tercemesi-İslâm Tarihi, Çev. M. Beşir Eryarsoy, İsi. c.2,s.h.49. Ayncabakınız: Sahih-İ Buhari, Bedii-Vahy, B.l, Hds.3.
[3] Sket-i İbn Hişam Tercemesi-İslâm Tarihi, çev. Hasan Ege, İst. 1985, el, sh. 319.
[4] İbnü'1-Esir, a.g.e. c.2, slı. 58
[5] M. Yusuf Kandehlevi, Hahayü's-Sahabe, Çev. Ahmel Meylâni Ank. T. Y. el, sh.66
[6] Geniş bilgi için bkz. Siret-i İbn Hişam Tercemesi, c.l, sh.328 vd.
[7] M. Asım Koksal, İslâm Tarihi-Mekke Devri, c.3, sh.332
[8] Sahih-i Euhârî, Ktîabu Menâkıbi'l-Ensar, Bab. 32, Hds. No: 31.
[9] Siret-i İbnHişamTercemesi, c.İ, sh.332
[10] Ahzab 33/21
İslami Okul Okulların En Önemlisi