Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

2- Islahatçılık: - Yeyuzununvarisleri - 10. Sayfa

 

2- Islahatçılık:

 

Rasulullah Saiiaiiahu Aleyhi ve Seiiem'in tevessül etmediği ve et­mesi gerekmeyen yollardan biri de ahlâkî ıslahat yoluydu. Mekke Şirk Devleti'nin müşrik vatandaşları arasında her türlü ahlâksızlık ve gayr-i insanî hareketler mevcuttu.

İçki içmek, zina etmek, adam öldürmek, yol kesip hırsızlık yapmak, faizli ticaret, ırza geçme, kız çocuklarını diri diri top­rağa gömmek gibi yüzlerce meselede hayvanî duyguların ön plâna çıktığı ve insanları yönlendirdiğini görüyoruz.

Arabların içki düşkünlüğü, ne söylediklerini, ne yaptıklarını bilmez derecelere varırdı.

Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden Abdullah bin Cüd'an, sarhoş iken semadaki ay'ı yakalamak için sıçrar, onunla konuşmaya çalışırdı. Gecelediği yerde yataksız, yastıksız uyur, üstü-başı toza-toprağa bulanırdı. Kendisinin üzerine, dükkanının kapısını kapayıp hapsettikleri de olurdu.

Mıkyes bin Kays'in sarhoş olup sidiğiyle çizdiği çizgiye diğer sarhoş müşriklerin "deve kuşudur" ya da "devedir" di­yerek söylendiği, Kays bin Asım'ın da sarhoş olunca ay ile ko­nuşmaya yeltenmek, mallarını şuna-buna dağıtmak, kızının kar­nına başıyla-gözüyle işaret etmek, anasına babasına sövmek... gibi çirkin hareketlerde bulunduğu rivayet edilir. Yalnız er­kekler değil, kadınlar da içkiye düşkündüler.

Cahiliyye devrinde, para kazanmak için efendileri, ca­riyelerini fuhşa zorlarlardı. Hatta baş münafık Abdullah bin Ubey bin Selül, bu kötü alışkanlığını İslâm devrinde de sür­dürmek istemişse de, Peygamberimiz tarafından men olun­muştur.[1]

Cahiliyye dönemindeki ahlaksızlığı daha iyi anlamak için Mü'minlerin anası Hz. Aişe Radiyaiiai™ Atina'nın anlattıklarına kulak verelim:

Cahiliyye zamanında nikah dört çeşit idi:

Bunlardan biri, bugün insanların yapmakta oldukları ni­kahtır. Şöyle ki: Erkek, diğer bir erkekten velayetindeki kadını, yahut kızım ister, akıbetinde o kadının mihrini tayin edip mik­tarını belirler, sonra da o kadını nikah ederdi.

Diğer bir nikah şekli şudur: Erkek, kendi karısı hayızdan te­mizlendikten sonra karısına derdi ki: (Şereflilerden) filan kim­seye git de, ondan seninle cinsî münasebet etmesini iste. O ka­dının o cinsî münasebet yapmasını istediği erkekten hamile kaldığı anlaşılmcaya kadar kocası asla kadınına dokunmayıp ondan ayrı durur. Kadının gebeliği belirince isterse kendi kocası o gebe kadınla cima yapar. Kocası, bu. başka erkekle cinsî mü­nasebet işini ancak çocuğun necibliğıne, asaletine rağbet ettiği için yapar. İşte bu nikah "Nikahu'l-îstibda" olur.

Diğer bir nikah çeşidi de şudur: On kişiden az bir cemaat toplanırlar da bunların hepsi bir kadının yanma girerler ve her biri ayrı ayrı kadınla buluşur. Neticede kadın bundan gebe kalıp da doğurduğu ve çocuğunu doğurmasının ardmdan birkaç gece geçtiği zaman, o erkeklere haber gönderir. Artık c erkeklerden hiç biri gelmemezlik edemez. Nihayet hepsi kadının yanında toplanırlar. Kadın onlara hitaben; "içinizden meydana gelip de doğurmuş bulunduğum çocuğu tanıdınız. Bu çocuk senin oğ­lundur ya filan" der ve kadın, onlardan arzu ettiği kimsenin söyler. Böyece kadının çocuğu, o adamın nesebine katılır. İsmini söylediği o erkek, bu çocuktan çekinmeye, yani onu kabul etmemeye muktedir olamaz.

Dördüncü nikah çeşidi de şöyledir: Birçok kimseler toplanır da bir kadının yanma girerler. O kadının yanma gelen er­keklerden hiçbiri çekinemez. Bu kadınlar birtakım fahişelerdir ki, bunlar kendi kapıları üzerine bir alamet olsun diye birer bayrak dikerlerdi. Artık kim isterse bu bayraklı kadınların yanma girer. Bunlardan biri gebe kalıp da çocuğunu doğurduğu zaman, o erkekler kadın için toplanırlar ve kendileri için birkaç "Kaaif, yani iz sürmekte maharetli kimse çağırn-lar. Sonra bu Kaaif ler o kadımn çocuğunu, karar verdikleri kimsenin nesebine katarlar. Böylece çocuk onun soyuna katılır ve o şahsın oğlu diye çağ­rılır. O zat, bundan çekinemez.

Nİahayet Muhammed saiiaiiahu Aleyhi ve seiiem, hakk ile pey­gamber gönderüince, insanların bugünkü nikahı müstesna olmak üzere, bu cahiliyyet nikahlarının hepsini yıktı.[2]

"Katade der ki: Cahiliyye devrinde bir adam malını mülkünü ve hatta ailesini kumara koyardı. Sonra da oturur, eli boş, mah­zun bir halde başkasının eline bakardı. Böylece kumar, aralarına kin ve düşmanlık saçan korkunç bir felaket haline gelmişti.[3]

Sosyal yapısı ahlâksızlık üzerine bina edilmiş bir mem­lekette, güzel ahlâkı yerleştirmek ve bir çeşit yeşilaycılık yap­mak teklifi yapılabilir. İçkiyi, zinayı, kumarı ve benzerlerini ön­lemek için hareket eden insan kendisine belli oranda taraftar bulabilir. Rasulullah Saüaiiahu Aleyhi ve Seiiem de, böyle dav­ranabilirdi. Bu yol ile insanları kendisine bağlar, onların başkanı olur, daha sonra Risalet'ini açıklardı.

Fakat O bu yolu denemedi. Deneyemezdi. Çünkü Sün-netullah'a aykırıydı. İnsanlar önce Tevhid'i kabul edecekler, sonra ahlâksızlıktan vazgeçeceklerdi. Yoksa Tevhid'siz bir "Is­lahat Hareketi ilk heyecandan sonra iflas etmeye mahkûmdu.



[1] M. Asım Koksal, A. g.e.,c. 3, sh. 80-82.

[2] Sahihi Buhârî, Kitabu'n-Nikah, Bab: 37, hds. No: 60.

[3] Ali el-Hasenî el-Nedvî, Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti, Çcv. Mehmet Süslü, İst. 1986, sh. 73.