Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kur'an-I Kerimin Anlaşılması Üzerine - Yeyuzununvarisleri - 19. Sayfa

 

Kur'an-I Kerimin Anlaşılması Üzerine

 

"Elif, Lİm, Mim. Kendisinde hiçbir şekilde şüphe olmayan o Kitab, müttakiler için bir hidayet kaynağı ve yol göstericidir. O muttakîler ki, gayba inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine nzık olarak verdiklerimizden infâk ederler. Ve (yine) onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere iman ederler ye âhirete de kesin bir bilgiyle inanırlar. İşte bunlar, Rabb'lerinden olan bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de bunlardır. [1]

Rabb'imiz, Melik'imiz ve İlah'ımiz Allah Ceiie cdaiuhu en doğ­rusunu buyurdu. İçinde hiçbir şüphe bulunmayan, dosdoğru ol­duğundan hiçbir kuşkumuz olmayan, Rabb'imiz Allah Cetic Ce-laiuhunun Kelâm'ı olan Kur'ân-ı Kerim, Allah Cdie cehiuhu tarafından Melek aracılığıyla Rasulullah Sailaiiahu Aleyhi ve Seiieme vahyedilen hidayet rehberidir.

Hidayetin kaynağı olan yüce Kur'ân, yalnız ve yalnız muttakilerin rehberidir. Onu ancak muttakîler anlar ve iman eder; gereği gibi de salih âmel işlerler. Kur'ân-ı Kerim, gerçek veç­hesiyle yalnızca mü'min ve muttakîler tarafından anlaşılır!

Yukarıda zikredilen ayet-i kerimelerde vasıfları Rabb'imiz Allah Cdie Cdaiühu tarafından beyan edilen "mü'min" ve "mut-takî'ler için şöyle buyurulur Kur'ân-ı Kerim'de:

"Mii'minler, gerçekten felah buhnuştur. Onlar, namazlarında huşu içinde olanlardn: Onlar, zekata ilişkin (söz ve) görevlerini mutlaka yerine getirenlerdir. Ve onlar, ırzlarını koruyanlardır. Ancak eşleri ya da sağ ellerinin sahip olduklarına (cariyelerine) karşı (tutumları) hariç. Bu konuda onlar, kınanmış değildirler. Fakat kim bundan ötesini ararsa, artık onlar, sınırlan çiğ­neyenlerdir. (Yine) onlar, emanetlerine ve ahidlerine riayet edenlerdir. Onlar, namazlarım da (titizlikle) koruyanlardır. İşte (yeryüzünün hakimiyetine ve ahiretin nimetlerine) varis olacak onlardır ki onlar, Firdevs (Cennetlerine) varis oİacakîardn; için­de de ebedî olarak kalacaklardır.[2]

İşte bu mü'minler, aynı zamanda Evliyaullah'tır da:

İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına (Evliyaullah'a) korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. Onlar, iman edip de takvaya ermiş olanlardır (muttakîlerdir.) Onlar için dünya ha­yatında da, âhirette de müjdeler vardır. Allah'm sözlerinde asla değişme yoktur. (O, verdiği sözü mutlaka yerine getirir.) İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.[3]

Kur'ân-ı Kerim, bu muttaki mü'minler için hidayet rehberi olduğuna göre, evîiyaullah olan mü'minler kendilerine rehber olan Kur'ân'ı anlamamaları için hiçbir sebep yoktur.  Çünkü Rabb'imiz Allah Celle Cehiuhu şöyle buyuruyor:

"Biz, Kur'ân'dan öyle bir şey indiriyoruz ki, o, mü'minler için şifa ve rahmettir. Zalimlerin ise, yalnızca ziyanını arttırır.[4]

"Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yü­rekleri ürperir, O'nun ayetleri okunduğunda imanlarını artırır ve yalnızca Rabb'lerine tevekkül ederler. [5]

"Bir sûre indirildiğinde onlardan (küfre sapanlardan) bazısı; "bu, hanginizin imanını arardı?" derler. Ancak iman edenlere gelince, onların imanım arttırmıştır ve onlar müjdeleş-mektedirîer. [6]

"Tağuta kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a içten yönelenler ise, onlar için bir müjde vardır. Öyleyse kullanma müjde ver, ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete eriştirdikleridir ve onlar temiz akıl sa­hipleridir.[7]

De ki: O, iman edenler için bir hidayet ve bir şifadır, îman etmeyenlerin ise, kulaklarında vardır ve o (Kur'ân), onlara karşı bir körlüktür. îşte onlara (sanki) uzak bir yerden seslenilir. [8]

Kur'ân-ı Kerim'i rehber edinen ve evliyaullah olan muttaki mü'minlerin en belirgin vasıflarının ilki, "ulû'l-elbab" oluşları­dır. Yani akıl sahibidirler gerçek mü'minler. Akıl, kalpte olan bir nurdur ki, onunla Kur'ân idrak edilir.

(Allah) kime dilerse hikmeti ona verir. Şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verihniştir. Temiz akıl sa­hiplerinden (ulû'l-elbab) başkası öğüt ahp-düşünmez.[9]

"îşte bu (Kur'ân), uyanîıp korkutulsunlar, gerçekten onun yalnızca bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurmadır. [10]

"Andolsun biz, Musa'ya hidayet verdik ve İsrail oğullarına da Kıtab'ı miras bıraktık, (Ki o,) Temiz akıl sahipleri için bir hi­dayet rehberi ve bt zikirdir.[11]

"Allah, onlar için (azgınlar için) şiddetli bir azab ha­zırlamıştır. Öyleyse ey İman etmekte olan temiz akıl sahihleri, Allah'tan korkup sakının! Doğrusu Allah, sizin için bir zikir (uyarıp hatırlatan ve öğüt veren Kur'ân) indirmiştir.[12]

Buraya kadar zikredilen ayet-i kerimelerden net olarak an­laşılmaktadır ki Kur'ân-ı Kerim; mü'min, muttaki ve evliyaullah olan kullar tarafından rahatça anlaşılır ve gereği yapılır!..

Kur'ân-ı Kerim'i anlayamayacaklar kimlerdir? Kur'ân, kimler tarafından gereği gibi anlaşılmaz? Bunun sebebi nedir? Bu so­ruların cevabını yine Kur'ân-ı Kerim veriyor:

Şübhesiz, küfredenleri uyanp korkutsan da, uyarmayıp korkutmasan da, onlar için farketmez, (onlar) iman etmezler. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözîe-nnın üzerinde de perdeler vardu. Ve büyük azab onlarındır. [13]

Demek ki, Kur'ân-ı Kerim'i anlamayan ve anlamayacak olanlar, iman etmeyenlerdir. Küfredenleri ve benzerlerini şöyle sıralayabiliriz:



[1] Bakara, 2/1-5

[2] Mü'minun, 23/1-11

[3] Yunus, 10/62-63-64.

[4] İsrâ, 17/82.

[5] Enfal, 8/2.

[6] Tevbe, 9/124

[7] Zümer, 39/17-18.

[8] Fussiiet, 41/44.

[9] Bakara, 2/269.

[10] İbrahim, 14/52.

[11] Mü'min, 40/53-54.

[12] Talak, 65/10.

[13] Bakara, 2/6-7.