Cihadın En Efdali - Yeyuzununvarisleri - 39. Sayfa
Cihadın En Efdali
Hamd, âlemlerin Rabb'i Allah Teâlâ'ya mahsustur. Salât ve selâm olsun Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, Al'ine ve Ashabına...
Yegane Rabb'imiz Allah celle Celainha şöyle buyurur:
Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar, Allah'ı çokça zikredenler için, Aîlah'm Rasulü'nde güzel bii örnek vardn:[1]
Ve yine buyurur Rabb'imiz Allah Ceiie Ceiaiuhu:
De ki: Eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. De ki: Allah'a ve Rasulü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, kâfirleri sevmez. [2]
Hz. Muaz b. Cebel Radıyaiiahu Anh anlatıyor:
Ve daha sonra (Rasulullah, Saiiaiiahü Aleyhi ve seilem) şöyle buyurdu:
Size bütan işlerin başını, direğini ve hörgücünün zirvesini bildiriyim mi?
Ben de; "evet, ya Rasuluîlah" dedim. Buyurdu ki:
Her işin başı İslâm, direği namaz, zirvesi de cihaddır. [3]
Bir mü'min, muvahhid ve mücahidin hayatında işleyeceği amellerin en efdali Allah Celle Celaluhu yolunda cihad etmektir. Çünkü cihad, amellerin fazilet bakımından zirvesidir.
Amellerin zirvesi olan cihadın da en efdali vardır. Onu da, yine Rasuluîlah Saliaiiahu Aleyhi ve Seiiem bize haber veriyor. Biricik önderimiz ve örneğimiz olan Rasuluîlah Sallatlahu Aleyhi ve Sellem'd&n, Ebu Said el-Hudrî Radıyallahu Anh bize sahih ve doğru olarak şu haberi naklediyor. Anamız, babamız O'na feda olsun Rasuluîlah Saihilahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurur:
"Cihadın en efdali, zalim sultanın veya zalim emirin yanında söylenecek adaletli sözdür![4]
Bunun nedenini Rasuluîlah Salhihhu Aleyhi ve Sellemin varisleri olan adaletli, muttaki, halktan ve mevcut yönetimden müstağni olan İslâm uleması şöyle açıklıyor:
Allah Celle Celaluhu yolunda savaşa giden mücahidin savaş meydanında muzaffer olarak sağlık ve selametle kurtulma umudu da var, şehid-olma durumu da var. Fakat zalim sultana, yani yönetimi elinde tutan ve zulmü hakim kılan yöneticinin karşısına dikilip zalimliğini, fasıklığını yüzüne haykırarak onu adalete ve Kur'ân'a davet eden kişinin kurtulma umudunun olmayısı, yüzde yüzlük şehadet durumunun veya zindana atılma halinin ortada olması, o mü'min ve mücahidin cihadını, cihadın en efdali haline getirmiş oluyor.
O mü'min, muvahhid ve mücahid, zalim sultan tarafından şehid edilecek olursa, mertebe bakımından şehadet mertebesinin en yüksek olanlardan birine ermiş olur. Çünkü onun imanın kuvvetinden gelen o cesaretinin sayesinde milyonlarca mus-tez'af mazlum cesaret bulacak ve zalim yönetimlere karşı kıyam edecek, yeryüzünde fitneyi tamamiyle kaldırıp Allah Celle Ce-hluhumın dinini hakim kılmak için harekete geçecektir.
O mü'min ve muvahhid olan mücahid kişinin ortaya koyduğu tavır, bütün müstekbir zalimlerin tüm tuzaklarını parçalayacak ve tüm zulüm büyülerini bozacaktır. O zaman zulümle, zorbalıkla, işkenceyle sindirilmiş veya akılca, fikirce dumura uğratılıp korkak köleler haline getirilmiş sömürülen müstez'aflar, pısırıklıktan ve miskinlikten kurtulup, uyuş-muşluğun derin uykusundan uyanacak, silkinip kalkacak, "Kum fe enzir!"emrini yerine getirecektir!
Tek başına bir ümmet olan, Peygamberlerin atası Hz. İbrahim Aleyhisselam'ın sergilediği tavır gibi bir tavır sergilemek gerek ki, putlara taptırılan milyonlarca insan uyansın ve kullara kul olmaktan kurtulup, âlemlerin Rabb'i Allah Celle Celahhuya kul olsun. Şirkten, küfürden, bid'attan ve hurafeden kurtulup fıtrat dini olan İslâm'a tabi olsun!
Rabb'imiz, İlah'ımız ve Meîik'imiz Allah Celle Celaluhu bu konuda şöyle buyurur:
"İbrahim ve Onunla birhkte olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar, kavimlerine demişlerdi ki: Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında tapmakta olduklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp inkâr ettik. Sizinle aramızda, sız, Allah'a bir olarak inanmcaya kadar ebedî bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir.[5]
Böyle inanmış ve böyle demişti Hz. İbrahim Aleyhissehm ve yanındaki mü'minler. Sözlü olarak mevcut putçu tağutî yönetime karşı tavırlarını net bir şekilde ortaya koyan Hz. İbrahim Aleyhisselam ve beraberinde bulunan mü'minler, fiilî ve net tavırlarını da ortaya koymaktan hiçbir zaman çekinmemiş, korkmadan o tavrı da sergilemişlerdi. Çünkü her zaman ve her mekânda, amelin sözden daha tesirli olduğu bir gerçekti.
İmam tavırlarını söz ve amel ile net bir şekilde ortaya koydukları için, Hz. İbrahim Aieyhisselam ve Ashabı, mü'min ve mücahidlere örnek olmuşlardır. O önderlerin varlığı ve tavırları, Kıyamet akşamına kadar tüm mü'minlere rehberlik yapacaktır.
Rabb'İmİZ Allah Celle Celaluhu, Hz. İbrahim Aleyhisselam'm net. fiilî tavrını da şöyle beyan buyuruyor:
"Doğrusu İbrahim de Onun (Nuh'un soyunun) bir ko-lundandır. Hani O, Rabb'ine arınmış (selim) bir kalp ile gelmişti. Hani babasma ve kavmine demişti M: "Sizler neye tapıyorsunuz? Birtakım uydurma yalanlar için mi Allah 'tan başka ilahlar istiyorsunuz? Âlemlerin Rabb'i hakkındaki zanmnız nedir?" Sonra yıldızlara bir göz attı; "ben, doğarusu hastayım" dedi. Böylelikle arkalarım çevirip O'ndan kaçmaya başladılar. Bunun üzerine onların ilâhlarına sokulup; "yemek yemiyor musunuz?" dedi. "Size ne oluyor ki, konuşmuyorsunuz?" Derken onlarm üzerine yürüyüp sağ eliyle bir darbe indirdi. Çok geçmeden (halk) birbirine geçmiş durumda kendisine yöneüp geldiler. Dedi ki: "Yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır." Dediler ki: "O'nun için (yüksekçe) bir bina inşâ edin de, Onu çılgınca yanan ateşin içine atın!" Böylelikle Ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onlarıalçaltılmışlarkıldık.[6]
İşte mü'minlerin yegâne örneklerinden olup, tek başına bir ümmet olan Hz. İbrahim Aleyhisselam'm net tavrı ve O'nun izinde olan biricik önderimiz Rasulullah Sailaliahu Aleyhi ve Senemin net tavrı... Malûm olduğu için sözü uzatmıyoruz!
Onlarm izinde giden ve onlara iman eden mü'min, muvahhid ve mücahidleriıı de tavırlarının net olması lâzımdır. Gerek sözlü davetlerinde, gerekse fiiliyatlarında tavırlarının net ve tavizsiz olması, vazgeçilmez bir şarttır.
Burada, Rabb'imiz Allah Celle Ce/a/u/ıu'nun birkaç emrini de hatırlatmak yeride olur. Şöyle buyurur Rabb'imiz Allah Teâlâ:
"Rabb'inin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabb'in, yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir.[7]
"Siz, insanlar için çıkarılmış haywh bir ümmetsiniz. Marufu (iyi ve İslâm'a uygun olanı) emreder, münker olandan sakmdırır ve Allah'a iman edersiniz..[8]
"Sizden, hayra çağmın, iyiliği (marufu) emreden, kötülükten (münkerden) sakmdwan bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler, işte bunlardır.[9]
"Allah'a çağıran, salih amelde bulunan ve "gerçekten ben müslümanlardanım " diyenden daha güzel sözlü kimdir?"[10]
İnsanlar için çıkarılmış en hayırlı, hakikatin şahidleri ve temsilcisi olan Muhammed Satlallahu Aleyhi ve Sellem'in Ümmetinin vazifesi, iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek ve hakka
davet etmektir.
Bu davet faaliyeti sırasında eğilmeden, bükülmeden hakkı dosdoğru yaşamak ve anlatmak gerekir. Söz ve amel birliği esas olmalıdır. Sözü ve özü ile gerçek mü'minlerden olan, ameliyle de sözünü yaşayan mü'min şahsiyetler, tüm insanlık için Örnek teşkil ederler...
Sağlam, içine şüphe, şirk, hurafe ve bid'at karışmamış imanı ile bu imanın gereği olan salih ameli işlemekle hayat bulan mü'min muvahhidler, her zaman ve her mekânda küfre, şirke, zulme ve istikbara karşı kıyam etmiş; adalet ölçüsünde gerçekleştirdikleri inkılâb ile yeryüzü müstekbirleri olan tağutî sistemleri yerle bir eylemişlerdir.
Zulme ve zalime karşı boyun bükmemiş, her zaman ve her mekauâ ı onların karşılarına dikilip zalim olduklarını yüzlerine haykınp, onları adil olmaya davet etmişlerdir...
Bu arada ezilen müstez'af halkları da, müstekbirlere karşı kıyam etmeye ve cesur olup haklarını almaya hazırlamışlardır. Müstez'af halka doğrulan anlatmış, onları derin gaflet uykusundan uyandırmış ve gerçekleri görüp sahiplenmelerine vesile olmuşlardır.
Allah CeUe CeMuhu yolunda cihadın en efdalini işlemeye gayret eden mü'min muvahhidleri, Hz. Hamza Radıyailahu Anh ile irilikte şehidlerin efendisi sayan önderimiz Rasulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem, Cabk Radıyallahu Anh'in rivayet ettiği bir hadis-i şerifinde onlar için şöyle buyurur:
"Kıyamet günü Allah katında şehidlerin efendisi, Ab-duhnuttalib oğlu Hamza ile zalim bir idareciye, ayağa kalkarak ona iyiliği emredip kötülükten sakındıran ve bu yüzden o idarecinin öldürdüğü kimseir. [11]
Cihadm en efdali ve mücahidin en üstünü ile şehidlerin efendisi olan şahsiyetin vasfı bu şekilde beyan ediliyor yegane önderimiz Rasulullah Saiiallahu Aleyhi ve Seliem'in dilinden... İslâm, zulmün zerresine bile tahammül etmeyen ve zalimin her çeşidine karşı durmayı emreden yegane hayat nizamıdır... Bu biricik dine ve hayat nizamına inanan mü'min müslümanlar, zulmün ve zalimin her türüne karşı kıyam etmeli, zalimleri ve zulüm düzenlerim yok edip, yerine "adil inıam"ı geçirmeli ve adalet nizamının hakim olmasını sağlamalıdır....
Tüm demokratik ve laik sistemler, gayr-i îslâmî sistemler olduğu gibi, aynı zamanda zulümdür ve zalim düzenlerdir... Ve şu anda işgal altındaki islâm topraklarına bu gayr-i İslâmi düzenler ve müstekbir tağutlar hakimdirler... Bu fime ve zulüm düzenlerine karşı şu şekilde mücadele etmemizi emrediyor Rabb'imiz Allah
'XYeryüzünde) Fitne kahnayıncaya ve din (yanlızca) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanhkyoktur.[12]
[1] Ahzab, 33/21
[2] Âl-iîmrân, 3/31-32.
[3] Sünen-i Tirmizî, Kitabu'1-İman, B. 8, Hds. 2749.
[4] Sünen-ı Ebu Davud, Kitabu'l-Melahim, B. 17, Hds. 4344. Sünen-ı Tirmizî, Kiiabo'l-Fiten, B. 12, Hds. 2265. Sünen-ı Neseî, Kitabu'l-Bey'at, B. 37, Hds. 4191. Sünen-ı İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, B. 20, Hds. 4011-12.
[5] Mümtehine, 60/4
[6] Saffat, 37/83-98.
[7] Nahl- 16/125.
[8] Âl-i İmrân, 3/110.
[9] Âl-İİmrân, 3/104.
[10] Fussilet, 41/33.
[11] Hakİm'İn Müstedrek'inden İmam Suyutî, Câmiu's-Sağir, Hds. 4747. CaimıTs-Sağîr Muhtasarı, Tercüme ve şerhi, çev. İsmail mutlu vdğ. İst. 1996, c. 2, sh. 476, Hds. 23S0.
[12] Bakara, 2/193.
İslami Okul Okulların En Önemlisi