Kulliyatlar - 46. Sayfa - Yeyuzununvarisleri
Ahdinde Durmak
Âlemlerin Rabb'i Allah Teâlâ'ya sonsuz hamd-u senalar ederiz ki, bındörtyüz küsur sene Önce müjdelenen fetihler, geçmişte gerçekleştiği gibi zamanımızda da yeniden gerçekleşmektedir...
"Allah'la yardımı ve fetih geldiği ve insanların dalga dalga Allah 'm dinine girdiklerini gördüğün zaman.[1]
Evet, bu ilâhî yardımı ve bu yüce fetihleri görüyoruz. İslâm Dünyası'nın çeşitli bölgelerinde bilfiil işlenenleri, yapılan hareketleri, gerçekleştirilen kıyamları ve müslümanların hakim olduklarını gördükçe Allah Celte Cehluhu 'nun yardımının geldiğini ap-açık delilleriyle müşahade ediyoruz. Ve görüyoruz ki, insanlar dalga dalga İslâm'a koşuyorlar, kurtuluşu İslâm'da buluyorlar ve samimiyet ölçülerince de kurtuluyorlar.
Bütün bu sevindirici hadiseler karşısında, haklı olarak üzüldüğümüz bir şey var: İslâmî şuurun yerleşmemiş olması. Hâlâ içinde bulunduğumuz toplulukta yaşayan ve müslümanım diyen binlerce kişi, İslâmî şuurun farkında değil. Yapmış olduğu ibadetlerin birçoğu geleneksel denilebilinecek tiptendir. Naazdaki "kıyam"m, "liikû'hun, "secde"nin ve "kırâat"w. mahiyetinden habersiz... Daha doğru bir ifadeyle, tağutî ve cahilî ideolojik karakterdeki resmî sistemler tarafından bu hâle getirilmiştir müslümanlar. Müstekbirler tarafından öyle mustez'af bir hale getirilmişlerdir ki, bilmeden birkaç itikadlı, yani birkaç dinli yapılıverilmiştir.
Bu tesbitimiz, islâmî şuurdan mahrum bırakılanlar içindir. Tevhid'in şuurunda olan muvahid, muttaki, muhlis ve mü-cahidler bundan müstesnadır. Onlar, gerçeklerin farkındadır. Onlar "Hizbulîahî Müsîümanlar"d\r. Ve onlar, öncülerdir. Onlardan beklediğimiz şey, kitlelere şuur verip, onları da Hîzbullahî yapmalarıdır.
Müstekbir, otoriter tağutî güçler tarafından şuursuzlaştırılan yüzbinlerce müslümanın bir gün bu durumdan kurtulacaklarına inanıyoruz. Önemli olan, şuurlu müslümanların bu kurtuluşa vesile olması ve zamanı yakınlaştırmak için çalışmasıdır.
Mustez'af müslümanlar, ibadetlerinin mahiyetinden habersiz bırakılmışlardır, dedik. Bu tesbiti bir örnekle doğrulayalım: "Vitir namazı "nm üçüncü rekâtında okuduğumuz, "Kunut Duası'hı hep beraber okuyalım. Daha sonra samimi bir şekilde tefekkür edelim. Her gece ve her sabah Rabb'imiz Allah Celle Ce-ialuhu'ya ne söz veriyoruz? Acaba sözümüzde ne kadar duruyoruz? Eğer duramıyorsak. bunun sebebi nedir?
Son devir ulemesınden Ömer Nasuhî Bilmen, "mesnun olan Kunut Duası şudur" diyor ve şöyle tercüme ediyor:
"İlâhî! Biz muhakkak senden yardım diler, senden mağfiret diler, senden hidayet isteriz. Seni tasdik eder, sana tevbe eder, sana itimat eyleriz. Ve seni bütün hayır ile senada, zikirde bulunur; nimetlerini itiraf ile sana şükür ederiz. Seni inkâr etmeyiz, sana isyan edip duranları hal ederiz, terk ederiz. Kendilerinden rabıtalarımızı keseriz. Ya ilâhî! Biz ancak sana ibadet ederiz ve senin manevî kurbîyetine nailiyet için çalışır, koşarız. Senin rahmetini umar, azabından da korkarız. Şüphe yok ki, senin azabın kâfirlere erişicidir.[2]
Kunut duasının anlamını tekrar tekrar okuyup derin derin düşünelim. Her gece Allah Celle Cehluhuya. vermiş olduğumuz bu sözleri uygulayabiliyor muyuz? Yoksa sözümüzde durmayanlardan mıyız?
Bakın ne kadar güzel söz veriyoruz:
"Sana isyan edip duranları hal ederiz, terkederiz. Kendilerinden rabıtalarımızı keseriz."
Acaba gerçekten bunları yapıyor muyuz? Allah Celle Ce-hluhu'ya isyan edip duranları; O'nun ulûhiyetini ve hakimiyetini kabul etmeyenleri; Allah Celle Ceialuhu'nun hükümleriyle hük-metmeyenleri, kendi kafalarından yeni hükümler koyup, onunla zorla da olsa insanların üzerinde hükmetmeye çalışanları ve Allah Celle Ce/a/u/ıu'nun haram kıldığını helâlleştiren, helâl kıldığını haramlaştıranları hal' edebiliyor muyuz?[3] Hal' etmeye gücümüz yetmiyorsa, onlarla tüm ilişkimizi kesip, onları ter-kedebiliyor muyuz? Yoksa O isyankârların, o tağutilerin yaşaması için destek mi oluyoruz?
Gelin, hep beraber düşünelim ve gerçek bir İslâmî şuura ere-ümL.
İslami Okul Okulların En Önemlisi