İnatçı Zorba ve Biz - Yeyuzununvarisleri - 49. Sayfa
İnatçı Zorba ve Biz
Yıllardır müstekbir kâfirlerin zulmü ve sömürüsü altında inleyen müslümanların halini düşündükçe, bileniyor ve sebebini araştırmaya koyuluyoruz. Acaba bu hale nasıl geldik? Bu korkunç durumun en büyük sorumlusu kimlerdir? Biz müslümanların bu durumun oluşmasındaki payı nedir? Bu sorulara cevap ararken ve kurtuluş çareleri araştırırken, karşımıza Rabb'imiz, İlâh'ımız ve Melik'imiz Allah Celle Cefaiuhu'nun şu ilâhî buyruğu çıkmaktadır:
"İşte Âd (halkı)... Rabîerinin ayetlerini tanımazlık ettiler, O'nun Peygamberlerine isyan ettiler ve her inatçı zorbamn emri ardında yürüdüler.[1]
Ayette, Hz. Hûd A/eyhisse/dm'ın Peygamber olarak gönderildiği Âd kavmi anlatılmaktadır; fakat sanki şu anda yaşayan nıüztez'af müslümanlar tasvir edilmektedir. Sanki asırlarca önce yaşayan Âd kavmi değil de, yirminci asırda yaşayan gafil müslümanlar anlatılmaktadır.
Elbette ki, ayette bahsedilenler hiç iman etmeyenlerdir; yalnız üzerinde durmak istediğimiz şey, her iki durumda da ortaya konulan tavırdır. Yoksa inanmayanlar ile noksan da olsa, hatalı ve günahkâr da olsa inananları bir tutmak durumunda değiliz.
Halkı müslüman olan ülkelerde yaşayan ve "biz de müs-lümanl ardan iz" diyenler, inatçı her zorbanın peşi sıra gittikleri, emirlerine tabî oldukları ve onlara karşı kıyam etmedikleri için, Allah CeiJe Cetaluhumm ayetlerinden taviz vermek suretiyle çok kötü bir duruma düşmüşlerdir. Bu arada Rasulullah Sallalahu Aleyhi ve Sellem'in Sünnet'inden de alabildiğince taviz vermiş, adetâ "devri geçmiş bir şey" durumuna getirmişler. "Ralımet ve savaş Peygamberi" olarak gönderilen Rasulullah Salhiiahu Aleyhi ue Sellem'in Sünnet'ıni ve hayat metodunu hafife almakla O'na isyan edilmiştir.
Rasulullah Salhiiahu Aleyhi ve Sellem'm iki cephesi olan ve birbirini tamamlayan "Rahmet" ile "Savaş"ı birbirinden ayırmak suretiyle büyük bir hatanın içine düşenler, aynı zamanda Allah Celle Ce/a/ufıu'un Kitab'i Kur'ân-ı Kerim'in de hükümlerinin bazısını uygulamak, bazısını uygulamamak suretiyle İslâm'ı parçalamışlardır...
Bu korkunç durumun da tek sebebi, inatçı her zorbanın emrine uymalarıdır. Tevhid davetine muhatap olup Tevhid'i kabul edenler, Allah Celle Celaluhu'dan başka hiçbir ilâh, hiçbir hüküm koyucu ve hiçbir hakim otoriteyi kabul etmeyeceklerine söz vermişlerdir; "Allah'tan başka ilah olmadığına" şehadet getirmişlerdir.
Her Peygamber kavmine, "Ey kavmim! Allah'a ibadet edin, sizin Ondan başka ilahınız yoktur![2] diye ilâhî buyruğu duvurmuştur. Böyle ap-açık bir hakikat varken, gafiller Allah Celle Celaluhu âan başka yalancı ilâhlara, düzme rablere ve zorba güçlere tabî olmuş, onlara karşı kullukta kusur etmemiştir.
Silâh ve güç üstünlüğü ile iktidarı eline geçiren zorbalar, Allah Celle Celaiuhu'nun kanunlarını tanımamakla ve "hevâ heveslerini ilah edinerek"[3] yanlarmdann çıkardıkları beşerî hükümleri, diğer mazlum insanlara kabul ettirmişlerdir. O zorba güçlerin, baskıcı ve sömürücü iktidarlarına karşı gelmeyen müs~ tez'af müslümanlar, ister istemez Allah Celle Celaiuhu'nun hükümlerinin birçoğunu uygulama sahasından kaldırmış, Rasulullah SallaUahu Aleyhi ve Sellem'in Sünnet'ini işlememekle, O'na karşı isyan durumuna düşmüştür.
Bu arada din, can, mal, nesil ve akıl emniyetleri kalkmış olduğu gibi, gerçek hürriyetlerini de yetişmişlerdir. Halbuki, "'insan için asıl olan hürriyettir.[4] Hürriyet, Allah Celle Ceialu-hu'dan başka hiçbir güce ve otoriteye boyun eğmemek, kulluk yapmamak ve Allah Celle Celaiuhu'nun emir ve nehiylerini hiçbir engelle karşılaşmadan yerine getirmektir.
Allah Celle Celaiuhu'nun emirlerini yaparken, nehiylerinden kaçarken ve O'na kulluk vazifelerini yerine getirirken karşılaşılan herhangi bir engel, hürriyeti kısmen ya da tamamen ortadan kaldırır. Cihad, bu engelleri ortadan kaldırmak ve kaybedilen hürriyet ile emniyetleri kazanmak için yapılan büyük mücadelenin adıdır. Müslümanların hürriyetini engelleyen ve emniyeti ortadan kaldıran her zorba ve müstekbir güç, birer fitnedir. Bu fitne, mahiyeti itibariyle ne olursa olsun, mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. 'tYeryüzünde) fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.[5] ilâhî emrini yerine getirmek lazımdır ki, yeniden İslâm'a dönülebilirisin.
Zorbacı tağutî güçler, müslümanların üzerinde hâkim bir durum arzederken ve onların İslâm'ı yaşamalarım engellerken, bu davranışlarına rıza gösterip karşı koymamak en büyük zillettir. İşte bu karşı koymayış ve onların emirlerine boyun eğiş, müslümanları Kitab ve Sünnet'ten uzaklaştırmıştır...
Tek kurtuluş yolu, müslümanları köleleştiren bu zorba, emperyalist, diktatör ve kâfir güçlere karşı koyup, onların hakimiyetlerini yok ederek yeniden îslâmî bir hayata kavuşmaktır. Çünkü "Hüköm, yalnız ve yalnız Allah'ındır.[6]
İslami Okul Okulların En Önemlisi