Mü'mine Dost, Kâfire Düşman - Yeyuzununvarisleri - 51. Sayfa
Mü'mine Dost, Kâfire Düşman!...
Bütün niyetini, hal ve hareketini Allah Celle Celaluhunun adına ve Allah Celle Celaluhu için yapmak, âlemlerin Rabb'i Allah Teâlâ'yı Rabb tanımak, Ondan başka hiç kimseye kul olmamak, itaat etmemek; Rasulullah Saifaiiahu Aleyhi Sfe/fem'i yegâne önder, lider ve örnek kabul etmek, Allah Celle Celaluhunun dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak, tağutu ve şirkin her türlüsünü reddedip, İslâm'ı topyekün kabullenerek yegâne dünya ve hayat nizamı kabul etmek, gerçek mü'minlerin va-sıflarındandır.
Allah Celle Cehluhuya Rabb, ilâh ve mutlak hakim olarak kabul etmeyenler, Allah Teâlâ'mn hükümlerine (kanunlarına) karşı gelip onları reddettikten sonra kendi kafalarından nizamlar koyanlar, o nizamlara tabî olanlar, elbette kâfirlerin ta kendileridir.[1] Eğer bu sapıklar daha önce müslüman idiyseler, bu tavırlarıyla mürted olmuşlardır. Bu kâfirlerden yüz çevirmek, onlarla bütün ilişkiyi kesmek ve onlara karşı savaşıp, onların fitnelerim yeryüzünden tamamiyle silip süpürmek ve Allah Celle Ceialuhu'nun dinini, yani îslâm'ı hakim kılmak fert olarak her müslümana ve cemiyet olarak tüm müslümanlara farzdır.
Bu "Allah düşmanlan"y\a dost olmak en büyük ihanet olduğu gibi, bu ihanet içine giren kişi tevbe etmedikçe ve geri dönmedikçe, imanının zayi oluşundan korkulur... Çünkü Rabb'imiz Allah Celle Celaluhu şöyle buyurur:
"Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabb'iniz Allah'a inandığınızdan dolayı Rasulü ve sizi (yurdunuzdan sürüp) çıkarttıkları halde, siz onlara sevgi (belirtecek mektup) ulaştırıyorsunuz. Eğer benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için çıktinızsa, içinizde onlara sevgi (mi) gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur.[2]
Mekke'nin fethi hazırlıkları yapıldığı günlerde sahabeden Hatib Bin Ebi Belta'a Radıyaihhu Anh, sehven düştüğü bir hata sonucu, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Seiiem'in Mekke'yi fethetmek için ordu hazırladığını bir mektup ile Mekke müşriklerine bildirmek istemişti. Mektubu bir kocakarıya vermiş, kadın yola koyulurken Allah Celle Celaluhu olayı Rasulü'ne bildirmişti O da, Hz. Ali, Zübeyr ve Mikdad'ı (Radıyallahu Anhum) göndererek mektubu kadından geri aldırmıştı. Bu ayetin nüzul sebebi budur.[3]
Rabb'imiz Allah Celle Celaluhu, müşrikleri, kâfirleri, mürtedleri, gayr-i müslim olan "Ehl-i Kitab"ı, münafıkları dost edinmemizi yasaklamıştır. Çünkü bunların cümlesi küfür milletinin birer görüntüsü ve birer koludur. Küfür, tek millet olup, tüm gayesi İslâm Milleti'ni yok etmek veya zayıf düşürmek, ya da mağlûp etmektir. Onlar, belli oranlarda Allah Teâlâ'yı, Ra-sulullah Saiiailahu Aleyhi ve Sellem'i, İslâm'ı inkâr ederler. Kimisi Allah'a inanır, ama RasuluIIah'ı kabul etmez. Kimi de Allah ve Rasulü'nü kabul etmiş görünür, ama İslâmî hükümlere rıza göstermez. Bazıları Allah Teâlâ'ya şirk koşar, bazısı da İslâm'dan küfre geri döner.
Bu saydığımız gruplar bugün de mevcuttur. Mahiyetleri aynı, fakat bugün isimleri değişmiştir. Komünist, Kapitalist Li-beralist, Faşist, Sosyalist, Sekularist, Lâik, Demokrat vs... vs... Bunların cümlesi ve bunların izinde olan benzerleri İslâm'ı hayat nizamı olarak kabul etmedikleri gibi, reddederler. Bunlar, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrı olduğunu savunurlar. Dini hiçbir zaman dünya işlerine karıştırmak istemedikleri gibi, dinin hakimiyetini isteyenlere ceza verir, zindanlara atarlar. Çünkü bu kâfirler, küfür cephesinin birer temsilcileridir ve kendince vazifelerini yapmaktadırlar. Ortak ismleri "Tağut"dur.
Rabb'imiz Allah Celie Cefaiuhu buyuruyor ki:
"Onlar sizi ele geçkseler, size düşman olurlar, size eîîeri-ni, dillerini kötülükle uzatırlar ve isterler ki, inkâr edesiniz (yani küfre sapasınız).[4]
O halde müslümanlar, ancak müslümanlarla dost olabilirler. Allah Teâiâ'nm düşmanlarına kesinlikle dostluk besleyemezler. Allah Celle Cefoluhunun hükümlerini reddedenler, kendi kafalarından hükümler koyup tağut olanlar, müslümanların düşanıdırlar. Bu kâfirler veya bu mürtedler, müslüm anların çoğunlukta bulundukları ülkelerde iktidara geçince, alçaklık edip müslümanlan aldatmak için müslüman gibi görünürler. Maalesef, İslâm'ı anlayamayan ve fakat kendilerini müslüman zannedenler de, onlara kanıyor ve iktidarlarının uzun ömürlü olması için destek olup, dualarda bulunuyorlar.
Önderimiz Rasulullah Satfalhhu Aleyhi ve SeUem şöyle buyuruyor:
"Kişi, dostunun dini üzere bulunur. Sizden biriniz kimi dost edineceğine baksın.[5]
İslâm'ın hakimiyetini reddedip, beşeri ideolojilerden herhangi birisini kendileri için hayat nizamı olarak kabul eden ta-ğutları dost edinenler, onları sevip destekleyenler, bu hadis-i şerifi çok iyi okumalı, anlamalı, tefekkür edip, kendisini ona göre tartmalıdır. Dost edinip, desteklediği ve kendisi gibi olanları yönetmesi için iktidara getirip hükümet kurması için yardım ettiği kişiler hangi ideolojiyi benimsemişlerse, o kişi de aynı ideolojinin mensubudur. Rasulullah Solhliahu Aleyhi ve SeUem, ikisının aynı din üzere olduğunu buyurmuştur ve elbette en doğrusunu buyurmuştur.
[1] Bkz. Mâide, 5/44 ve tefsirlerine.
[2] Mümtehine 60/1.
[3] Abdulfettah el-Kâdî, Esbab-ı Nüzul, çev Doç Dr. Salih Akdemir, Ank. 1986. Sn. 388. ve tüm siyer kitapları. Sahih-i Buhari, Kitabu't-Tefsir, B.307, Hds. 410.
[4] Mümtehtne 60/2.
[5] Sünen-i Ebu Davud, Kitabu'I-Edeb, B.19,. Hds. No. 4833.
Sünen-i Tirmizi, Kitabu'z-Zühd, B.32, Hds. No 2484.
İslami Okul Okulların En Önemlisi