Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 52. Sayfa - Yeyuzununvarisleri

 

ÎMAN Ve DİRENİŞ

 

Allah Celle Cehiuhu'yu Rabb, İlâh, Melik ve Hakim-i Mutlak olarak tanıyan, iman eden ve imanlarında sebat edip, salih amel işleyen gerçek mü'minler; kesin tavırlarını ortaya koyunca, bin­lerce zorluklarla karşı karşıya kalırlar. Hz. Âdem Aleyhtssehm-dan bu yana bütün insanlık tarihi böyle oluşmuştur.

Kur'ân-ı Kerim, bu gerçeklerin kıssalarıyla doludur. Hemen hemen her Rasul ve Nebi'nin karşısına bu zorluklar çıkmış, ken­dilerine iman edenler, kâfirler tarafından işkencelere tabi tu­tulmuşlardır. İşkencelerin en şiddetlisi, zulümlerin en korkuncu, ve  zorlukların  en  çetini,  iman  edenleri  imanlarından  dön-dermemiş, hatta imanlarını daha da kuvvetlendirmiştir. Kâfir ve müşrik müstekbirler tarafından yapılan bu korkunç işkenceler, iman eden mü'minler için birer büey taşı olmuş, onları iman­larında daha keskin hale getirmiştir.

İman edip salih amellerde bulunan mü'minler, bu işkenceler ve zulümler sırasında Allah Teâlâ'nın yardımlarım ap-açık görmüşler, bunun için hiç üzülmemiş ve gevşememişlerdir. Çünkü iman edenlerin üstün olduğuna, galip geleceğine gerçekten inan-mışlardi'r.

Mekke döneminde ilk müslümanlara yapılan işkenceler malûmdur. Mekke Şirk Devleti'nin işkenceci polisleri tarafın­dan uygulanan işkenceler altındaki müslümanlann tek sığmağı, Allah Celle Cehluhu ve O'nun Rasulü'ydü. Onlara, müşrik iş­kenceci polisler tarafından yapılan zulümler ve işkenceler onları dinlerinden döndermedİği gibi, imanlarını daha da sağlamlaştırı­yor ve sebatlarını arttırıyordu. Çünkü, vahiy ile gelen ayetlerde, onlardan önceki mü'minlerin de başlarına aynı olayların geldiği­ni, o mü'milerin bunlara dayandığım, hatta daha şiddetli işkencelere tabî tutulduklarını öğreniyorlardı. Bu ibretli gerçekler on­ların sabrını artırıyor, kendilerini teskin ediyordu.

İşte bu gerçek olaylardan birisi, iman edip, müşrik kâfirler tarafından kazılmış hendeklerde yanan ateşlere atıldıkları halde dinlerinden dönmeyenlerin kıssasıydı. Olay, Kur'ân-ı Kerİm'de şöyle beyan buyrulmuştur:

"Burçlara sahip (olan) göğe andolsun! Va'dedilen güne an-dolsun! (O gün) şahidlik edene, şahidlik edilene andolsun ki, öl­dürüldü (canı çıksın) hendeğin adanılan (Ashab-ı Uhdud). O yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş (hendeğin adamları). Onlar hendeklerin başına oturmuşlardı, (içine attıkları) mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı. Mü'minler, yegâne aziz, övgüye lâyık Allah'a inandıkları için, onlar bu mü'minlerden öç almışlardı. O (Allah) ki, göklerin ve yerin müUrti kendisine aittir. Allah, herşeye şahiddt. [1]

İman edip salih amellerde bulunan mü'minler, imansız müş­rik ve kâfir müstekbirler tarafından böyle korkunç işkencelere tabî tutulmuşlardı da, yine dinlerinden, imanlarından ve da­valarından vazgeçmemişlerdi. Müstekbir kâfirler, yerlere uzun, geniş ve derin hendekler kazmış, içlerinde odunlar doldurup alevli ateşler yakmışlardı. İman edenleri hendeklerin yanına ge­tiriyor ve dinlerinden dönmelerini, Allah Teâlâ'yı inkâr edip ta-gutları rab olarak kabul etmelerini teklif ediyorlardı. Mü'minler bu batıl ve çirkin teklifleri kabul etmeyince, alevli ateşle dolu hendeklere atılıyor ve cayır cayır yanışları seyrediliyordu. Olay, hadis kitaplarında[2] ve tefsirlerde[3] uzun uzun izah edilmiştir.

Hak olana, iman ve Tevhid davasına sarılan her mü'minin basma gelecek şeylerdendir, işkence ve zulüm... Mü'minler, her an imtihan Üzere olduğuna inanan kimselerdir. Bunun için im­tihan sırasında acizlenmez, üzülmez ve gevşemezler. Çünkü Cennet'e girmek kolay olmadığı gibi, Cehennem de boşa ya­ratılmamıştır,               

"Ashab-ı Uhdud Kıssası"ndü ateşe atılan mü'minler, yegâne Rab olarak Allah Teâlâ'ya inandıkları ve yeryüzündeki yalancı tanrıları, sahte rableri, hüküm koyucu tağutları inkâr ettikleri için, müşrik kafirler tarafından bu korkunç işkenceye tâbi tu­tulmuşlardı. Hangi çağda ve nerede olursa olsun, Allah Celle Ce-kiuhu'yu yegâne İlâh ve Rab tanıyıp, tağutları inkâr ederek on­lara karşı kıyam edenler, aynı durumla karşı karşıya gelirler. Kur'ân-ı Kerinı'de buyuruluyor ki:

"Yoksa siz, sizden önce geçenlerin durumu başınıza gel­meden Cennet'e gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı dokunmuştu,. öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Pey­gamber ve O'nunla birlikte inananlar; «Allah'ın yardunı ne zaman?» diyecek oknuşlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı ya­kındır.[4]

Müstekbirlerin zulmü ve işkencesi altında olan dünya müs-lümanları, sabırla cihadlarma devam edip müstekbirlere karşı kıyam halindeyken,  İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır"

müjdesiyle sevinmektedirler.



[1] Burûc, 85/1-9

[2] Sahih-i Müslim, Kitabü-z'Zühd ve'r-Rekâik, B.I7 Hds. No: 73.(3005) 

Sünen-i Tirmizi, Kitabu't Tefsir, Bab. 75, Hds No. 3560.

[3] Bkz İbn Kesir, Hadislerle Kur'ân-i Kerim Tefsiri, İst. 1987. C, 15, Sh. 8375 Mevdııdî, Tefhirnu'l-Kur'âıı, Çev. M. Han Keyanî, İst, 1988, c, 7. sh. 79.

[4] Bakara 2/214.