Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 53. Sayfa - Yeyuzununvarisleri

Fitneci Kim?

 

Son yıllarda değerli âlimlerimiz ve bilgili yiğit mü-cahidlerimiz, bazı çevrelerce "fitneci" diye isimlendirilip, öylece propaganda yapılarak yanlış tanıtılıyorlar. Bu çirkin iftira bazılarınca bile bile, bazılarınca da bilmeyerek söylenip, yaygmlık kazanmaktadır.

Değerli İslâm âlimlerimizden ve yiğit mücahidlerimizden oluşan "Hizbullahî müslümanlar", şuurlu veya şuursuz, şimdiye kadar gizlenmek istenen gerçekleri gün yüzüne çıkarınca, bir­çok kişinin keyfi kaçtı ve huzuru bozuldu.  "Canım, zamanı mıydı? Bu zamanda bunlar söylenir mi? Halk bunlardan an­lamaz" diye söylenmeye başladılar. Daha da ileri giderek, "bu | gibi konuların yazılması, konuşulması ve yayılması fitne çı­karır. Bunları söyleyenler de fitnecidirler" gibi ithamlarda bu­lunmayı kendileri için günlük vird edinenlerin^ bu kadar te­dirgin olmalarının altında başka sebepler aramak gerekir. Yoksa bunlar, gerçekten Islâmî kaygılarla hareket edenlerden değiller. Bu tipler, tağutî sistemlerde kendilerine göre bir düzen kur­muş, işini rayına koymuş ve elde ettikleri geçici menfaatlerin bozulmasının   hayatlarına   mal   olacağına   inanmış   tiplerdir. Onlar, "Dam'ş-Şirk" olan Mekke'de putların gölgesinde ve Ebu Cehillerin emrinde yaşarken, onlara rıza gösterip vatandaşlık görevlerini en iyi bir şekilde yerine getirirken; Allah Teâlâ'ya da, mevcut şirk rejiminin izin verdiği ölçülerde kul olmak istemektedirler.

Bu "hem putun dediği olur, hem de Allah'ın dediği..." man-tıksızliğıyla hareket edip, "Tanrının hakkı Tanrı'ya, Sezar'm hakkı Sezar'a" sloganını şiar edinenler, yarasalara benzerler. Hep gece olmasını, hep karanlıkların kalmasını isterler. Onlar, gerçeklerin ortaya çıkmasını istemezler. Gerçekler, güneş gibi ap-açık ve parlaktır. Gerçekler, gündüz gibi ap- aydınlı kür. Ya­rasalar aydınlık olmasını istemez. Çünkü onlar geceye ve ka­ranlığa alışmışlardır. Belki de alıştırılmışlardır. İşte onların hiç hoşlanmadığı aydınlık tüm boyutlarıyla ortaya çıkınca, feryadı basıyor ve kendi çaplarında kıyametleri koparıyorlar... Onların gözleri bu güneş karşısında kamaşıyor ve kör oluyorlar. Bundan dolayı gerçeklerin ortaya çıkmasını engelliyor ve çeşitli çirkin iftiralarla olayı örtbas etme çabasında bulunuyorlar.

Değerli, muvahhid ve mücahid âlimlerimizden birşey so­rulduğunda, Allah Teâlâ'dan başka hiç kimseden korkmadan, gerçek ne ise ap-açık söylemektedirler. Aynı sorular, bilgili mü­cahidlerimizden sorulunca yine tüm açıklığıyla gerçekler ortaya konulmaktadır. Gerçekler oıtaya çıkınca, gelenekçi dindarlar ile Allah Teâlâ'nın Kitab'ı Kur'ân-ı Kerim'i kendilerine geçim kay­nağı yapan sözde hocaların canları sıkılıyor ve huzurları ka­çıyor. Çünkü onlar da biliyor veya seziyorlar ki, eğer gerçekleri kabul edecek olurlarsa, durumları tamamen değişecek, yükleri artacak ve mes'uliyetleri ölçüşünce gayret göstermek zorunda kalacaklardır. İşte bu mukaddes yüke hamal olmak istemeyen­ler, gerçeklere karşı savaş açıyor ve gerçekleri ortaya koyanları, "fitne çıkarmak"\a. suçlayıp, Şeytanî hayata hamal oluyorlar.