Kulliyatlar - 6. Sayfa - Esmaulhusna
El-ĞAFFÂR
Gizleyen, örten, bağışlayan afveden manalarına gelen “el-Ğafur” ismi Kur’anı
kerimde 91 defa geçmekte. “El-Ğaffar” 5 defa, “el-Ğafir” ise iki defa
geçmektedir.
Vücudumuzu incecik, sihirli bir perdeyle sarıp sarmalayan “Ğafur” olan Rabbimiz
bizi birbirimize güzel çekici gösteriyor.
Bir yangında yüzünün incecik sihirli perdesi yanan insan ne kadar korkunç
oluyor. İçindeki kanlar, irinler, damarlar dışardan görünseydi kimse kimsenin
yanına yaklaşamazdı.
Mehmet Akif’in:
“Ne çirkin yüzler örtermiş meğer, O incecik perde” dediği gibi “Ğaffar” olan
Rabbimiz içimizde görüntüsü hoşa gitmeyen kanımızı, idrarımızı, yiyip
içtiklerimizi, incecik bir perdeyle örtüp gizlediği gibi içimizde ürettiğimiz
bir çok kötü düşünceleride kimseye göstermemekte.
Ya içimizden geçenler dışımızda görünseydi ne olurdu halimiz? Annemiz, babamız,
eşimiz, çocuklarımız, dostlarımız, düşmanlarımız hakkında düşündüklerimiz
yüzümüzden görünseydi korkunç olurdu.
“Ğafur” olan Rabbimiz içimizi, dışımızı bildiği halde ayıplarımızı,
günahlarımızı gizlemekte.
“Muhakkak Allah, bağışlayan/örtendir, merhamet edendir” (Bakara 182) ayeti
Kur’anı kerimde çokça tekrarlanmaktadır.
“Ğafur” olan Allah’a iman eden toplum ve bireyleri kötülükleri ve kötü haberleri
yaymazlar. Böylece kötülüğü yapan teşhir edilerek ar damarı çatlatılmamış olur.
Birde bu kötülüğü yayarak başkalarının aklına getirilmemiş olur. “Ğafur” olan
Rabbimiz: “Mü’minler arasında kötülüğün yayılmasını isteyenlere dünyada da,
ahirette de acıklı azap vardır. Allah bilir, siz bilemezsiniz” buyurur. (Nur 19)
Bizde kötülükleri, ayıpları örteceğiz. Ancak Nisa suresinin 82 inci ayetine
uyarak toplumun güvenliğini tehdit eden kötülükleri yetkililerine bildireceğiz.
el-KAHHAR
“Galip gelen, emri altına alan” manalarına gelen “el-Kahhar” ismi Kur’anı
kerimde 6 defa geçmekte.
“Deki: “Allah her şeyin yaratıcısıdır. O tekdir, Kahhar (her şeyi emri altında)
dır” (Ra’d 16) el-Kâhir” ismi Kur’anda iki defa geçmekte. Firavun ve adamları
kendilerini“el- Kahir” olan Allah’ın ismiyle isimlendirmişler. “biz onlara (iman
edenlere) gelip geleceğiz” demişler. (Araf 127) ama kendileri kahrolmuşlar.
İnsanın ürettiği teknolojiyle Rabbinin yarattıklarının sayımını yapabilmiş
değil. O KAHHAR olan Rabbimiz milyarlarca yıldızı, yedi kat gökyüzünü ve
yeryüzünü yıllardır yörüngesinde döndürür. Hiçbiri onun çizdiği yörüngeden
dışarı çıkamaz. “Ya Kahhar, Ya Kahhar” diyerek esen fırtınalar, dağlardaki
milyarlarca ağaçların çürüyen,kuruyan, kurtlanan dallarını budayıp
temizleyiverir.
“Ya Kahhar” diyerek coşan denizler, denizdeki kirleri, durgunluğu giderir ve
canlılara can verirler.
Eğer Aslanda ve yılanda Rabbimizin Kahhar ismi tecelli etmeseydi insanlar aslanı
eşek yapar, yılanı yük yüklemek için ip yapardı.
Eğer Kahhar ismi Kahraman insanlarda tecelli etmeseydi , insanlık zalimlerin
elinde inim inim inlerdi.
Kahraman Müslüman, Kahhara iman ettiğinden önce nefsini yener, sonra zalimlere
karşı dikilir.
el-VEHHAB
BAĞIŞLAYAN, BAHŞEDEN, KARŞILIKSIZ VEREN manalarına gelen el-VEHHAB ismi Kur’anı
kerimde üç defa geçmekte. (Ali Imran 8, Sad 9,35)
Aşkımızın meyvesi olan çocuklarımızı bize bağışlayan, kuru topraklardan
rahmetiyle bizlere yiyecek ve içecekler bahşeden el-VEHHAB’ a iman edenler:
“Ey Rabbimiz, bize hidayet verdikten sonra kalplerimizi eğme ve bize katından
rahmet ver. Sen karşılıksız verensin” (Ali Imran 8) diye dua ederler. VEHHAB’ın
kendilerine verdiği nimetleri karşılıksız olarak Allah’ın kullarına verirler ve
gönüllerindeki Hak ve halk sevgisini artırırlar.
“Veriyoruz ama layık mı değil mi bilemiyoruz” demeyin. Sadakalar mü’mine, kafire
ve hayvanlara verilir. Aç köpeği sulayan kadının cennetlik olduğunu
Peygamberimiz haber verir.(Müslim, Selâm,154)
Vermek insana huzur verir, ama biz bu zevki tatmak için vermeyeceğiz. Allah
rızası için vereceğiz.
“Onlar (Mü’minler) sevmelerine rağmen yemeklerini fakire, yetime ve esire
yedirirler. “Biz ancak Allah rızası için yediririz. Sizden bir karşılık ve
teşekkür istemeyiz” derler. (K.K: İnsan 8-9)
Batılı siyasiler, askerler ve gazeteciler, Sırpların elindeki Müslüman esirlere
işkence edildiğini, Müslümanların elindeki Sırp esirlere işkence edilmediğini,
insanca muamele edildiğini görünce düşündüler. Aynı ırkın insanları, aynı
okullardan diploma almışlar ama biri zalim, zorba öbürü düşmanını esir edince
İslam’ca davranıyor. İşte aradaki Müslüman-Hristiyan farkı ortaya çıkıveriyor.
Kur’anın bir ayeti batılı uzmanların gözlerini İslam’a çeviriveriyor.
İslami Okul Okulların En Önemlisi