Kulliyatlar - 18. Sayfa - Esmaulhusna
EL-VEKİL
“Güvenilen, dayanılan” anlamlarına gelen “El-Vekil” ismi cemili Kur’anı kerimde
13 defa geçmekte.
Yaratılmışların en değerlisi olan insanoğlu sahip olduğu bütün teknolojik
imkanlara rağmen çaresiz kaldığında dayanak arıyor.
İşler tıkırında giderken her şeyi kendinden bilir. Ayna karşısında kendine
hayran kalır. Aklı, becerisi, bileği, çalışması kendini o hale getirdiğine
inanır. Ama bir kasırgayla evinin uçmaya başladığını, depremle iş yerinin
göçmeye başladığını, teknoloji üretim merkezlerinin bile yıkılıp yok olduğunu
gördüğünde, yıkıma, yangına, fırtınaya, sel’e, kıtlığa karşı dayanamadığında
zorunlu olarak “Allaaaaaah!” diye feryad etmeye başlıyor.
Amerika’yı kasırga kasıp kavururken hükümet, valilikler, özel ve kamu
kuruluşları bütün şehirlerin meydanlarına ışıklı levhalarla “Allah’a dua edin”
diye yazılar yazdılar. Rabbimiz bu tür davranışların psikolojisini de bize haber
verir.
Bu tür insanların denizde dalgaya tutulduklarında Allah’a yalvardıklarını,
kurtulunca eski isyan, taşkınlık ve şirke geri döndüklerini haber verir. (Yunus
22, Ankebut 65, Lokman 32)
“el-Vekil”e iman eden mü’minler ise en kolay gördükleri işte dahi kul olarak
üzerlerine düşen görevi yaparlarken yine de Allah’a tevekkülü elden bırakmazlar.
Ana rahminde iken bizi gıdasız bırakmayan, doğunca anneden iki çeşme gibi
sütümüzü akıtan, büyüyünce kara toprağı yiyeceğe dönüştüren el-Vekile
tevekkülümüz aralıksız devam etmeli. Ondan başkasına da işlerimizi havale
etmemeli.
“Benden başkasını vekil edinmeyin” (İsra 2) ayetiyle bizi uyarmakta. Ancak
milletvekili seçmek veya bazı işlerimizin takibi için vekil tayin etmek
Allah’dan başka vekil edinmek anlamına gelmez.
Çünkü onlarda bizim gibi insanlar. Onlarında yapamayacakları, bilemeyecekleri
var. Bizim dayandığımız, güvendiğimiz Allah ise her şeyi bilen ve her şeye gücü
yetendir.
Nemrut’un adamları İbrahim (a.s.)’ı ateşe attıklarında İbrahim (s.a.v.)’in
Allah’tan başka dayanacak ve güvenecek kimsesi yoktu. “Allah bana yeter. O ne
güzel vekil” diyordu. Ve Rabbi onun ateşini gülistana çevirdi. (Bak: Enbiya 69)
Bugün Çeçenistan da Rus nemrutlarının batılı firavunlardan aldıkları dolar
desteğiyle altı cihetten Müslümanların üzerine alevler yağdırırken Çeçen
Müslümanların bir tek dayanağı var. O da Allah (c.c.)
Asırlardır İslam milletine diş bileyen, onları bölüp parçalamak dileyen, tek
dişi kalmış aç kurtlar gibi üzerinize saldıran batının Hıristiyan ittifakına
karşı kurtuluş savaşını verenlerin başında gelen Akifimiz:
“Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz.
Bu yol ki Hak yoludur. Dönme bilmeyiz, yürürüz” meydan okur.
El-Vekile tevekkül ederken bizler insan olarak görevimizi yapacağız. Tarlayı
süreceğiz. Tohum atacağız. Sulaması, gübresi, ilaçlaması, bilimsel yollarla
yapıldıktan sonra Allah’a havale edeceğiz.
Toprağı saksıda gören, aydın geçinen biri “bu işlemleri yaptıktan sonra niye
Allah’a tevekkül edeyim?” diyebilir. Ama işi çiftçilik olan hiçbir insan bunu
söylemez.
Çünkü o bilir ki Allah dilemezse o ekin toprakta çürür. Yağmurlar yağmaz.
Yeraltı suları çekilir, veya çok yağmur yağdırır, çürütür. Veya dolu yağdırır
yerle bir ediverir.
Sonra bizim tevekkülümüz bizim ibadetimizdir.
El-Vekile iman eden bir Müslüman’da birilerine vekil olduğunda kendisine vekalet
verene ihanet etmez. Onun beklentilerini boşa çıkarmaz. Aldığı vekillik görevini
hakkıyla yerine getirmeye çalışır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi